Labirent: Akıl ve Delilik Arasında
Labirent: Akıl ve Delilik Arasında
Konya'da geçen absürt bir komedi kısa film senaryosu
Özet
Film, Konya'nın merkezindeki tarihi bir konakta geçen bir hikâyeyi anlatır. Bu konak, psikiyatrist Dr. Mahmut ile "Psikolojik Labirent" adını verdiği oyunun merkezidir. Psikolojik sorunları olan ve kendini "Delilerin Sultanı" ilan eden Halit, bu labirentte test edilecektir. Ama işler planlandığı gibi gitmez ve komik bir karmaşa doğar.
Sahne 1: Giriş
Geniş bir taş konağın önünde, tabelada şu yazar:
“Zihin Labirenti: Gerçekler ve Yanılgılar”
Dr. Mahmut (40’larında, ciddi ve ukala bir tip) kamera karşısına geçip bir YouTube videosu çeker:
Dr. Mahmut:
"Merhaba sevgili izleyenler. Bugün Konya’nın derinlerinde aklın sınırlarını zorlayacağız. İşte burada, Zihin Labirenti’nde, deliliği bilimle yoğuruyoruz."
Kamera kayar, konağın içine girer. Eski taş duvarlar, labirent gibi odalar, her odada garip bir test: bir odada "deliler için mantık soruları," diğer odada "psikiyatrik monolog terapisi."
Halit (35, kafasında fes ve üzerinde eski bir cüppesiyle) konağın salonunda oturur. Yanında bir düdük vardır. Düdük çalarak bağırır:
Halit:
"Mahmut Hoca, gel de tahtımı göreyim! Sultan Halit huzurunda eğil!"
Sahne 2: İlk Test
Dr. Mahmut, Halit’i labirentin ilk odasına götürür. Oda, devasa bir satranç tahtasına benzer. Ortada şu yazar:
"Doğru cevabı bul, ya da labirentten çıkamazsın."
Dr. Mahmut:
"Halit Bey, bu bir zekâ testi. Eğer mantığını kullanırsan…"
Halit:
"Dur hocam, ben zekâ kullanmayı bıraktım. Sıkıntı yapıyor."
Halit tahtanın ortasına oturur ve taşları rastgele fırlatır.
Halit:
"Bu oyun beni sıktı. Ben sudoku oynamak istiyorum!"
Mahmut şaşkın, ama Halit taşlardan birini yerken Mahmut ona bağırır:
Dr. Mahmut:
"Onları yemek için değil, düşünmek için kullanacaksın!"
Halit:
"Ben aklımı midemle kullanırım hocam."
Sahne 3: Delilik ile Akıl Savaşı
Halit bir sonraki odada, aynalarla kaplı bir labirente girer. Her aynada farklı bir Halit yansıması konuşmaktadır:
Halit 1:
"Sen bir dehasın, Halit."
Halit 2:
"Hayır, sen delinin önde gidenisin!"
Halit aynalara kafa atmaya başlar. Dr. Mahmut bu sırada Halit’in deliliğin tanımını değiştirdiğini fark eder.
Dr. Mahmut:
"Bu adam sadece deli değil, sistematik bir deha!"
Halit aynalardan birini kırar ve labirentin dışına çıkar. Dışarıda çay ocağı vardır. Halit çaycıya bağırır:
Halit:
"Bir bardak demli çay getir, akıl labirentimi tamamlıyorum!"
Sahne 4: Absürt Son
Halit son testte Dr. Mahmut’u labirentin ortasında kilitler. Üzerine Osmanlı marşını açar.
Halit:
"Hoca, bu labirent benim! Bundan sonra bütün psikiyatristler bana danışsın!"
Dr. Mahmut, Halit’in zekâsından etkilenmiştir. Ama aynı zamanda Halit’e çay getirirken "Ben ne yapıyorum?" diye düşünür.
Son sahnede Halit ve Dr. Mahmut birlikte oturmuş çay içerler. Kamera uzaklaşır ve labirentin çatısında şu yazıyı gösterir:
"Delilik: Hayal Gücünün Sınırlarını Aşmaktır."
Son.
Filmde Konya’nın yerel kültüründen öğeler, Nasrettin Hoca fıkralarına atıflar ve modern psikiyatriye eleştiriler yer alır. Böylece absürt mizah, toplumsal mesajlarla harmanlanır.
Leyla ve Mecnun Tarzında Absürt Komedi Dizisi – “Konya'nın Labirentleri”
Özet:
Dizi, Konya’nın Selçuklu döneminde geçmesine rağmen modern Türkiye’nin sorunlarını mizahi bir dille ele alır. Ana karakterler bir labirentin içine düşmüş gibi hissettikleri hayatlarında absürt durumlarla karşılaşır. İlk iki bölümde, karakterlerin hem trajikomik kişilikleri hem de toplumsal eleştirilerle dolu olaylar anlatılır.
1. Bölüm: “Labirentin Anahtarı”
Açılış Sahnesi:
Nasrettin Hoca’nın bir çeşme başında oturduğu bir rüya sekansı ile başlar. Mecnun, Hoca’ya yaklaşır.
Mecnun:
"Hocam, bu labirentten nasıl çıkarım?"
Nasrettin Hoca:
"Evladım, labirent dediğin akıl içindedir. Ama önce aklı bulman lazım!"
Mecnun uyanır ve kendisini tarihi bir Konya sokağında bulur. Yanında bir grup garip tip vardır:
- İsmail: Bir deveye binmiş, sürekli TikTok videoları çekiyor.
- Yavuz: Sürekli geçmişle ilgili ahkam kesiyor, “Biz Selçuklu torunuyuz!” diye bağırıyor.
- Zeynep: Kafasında VR gözlükle, gerçek dünyayı unutmuş.
Ana Olay:
Mecnun, hayatındaki sorunları çözmek için bir "labirent uzmanı" olan Hoca’nın yanına gitmeye karar verir. Ama Hoca’nın evi aslında modern bir psikiyatri kliniğine dönüşmüştür. İçeride herkes bir test çözmek zorundadır: “Mutluluk Nerede?”
İsmail, testteki bütün cevaplara "Devede!" yazar ve bilgisayar kilitlenir. Klinik, birdenbire kaotik bir çay ocağına dönüşür.
Son Sahne:
Mecnun, testten bir anlam çıkaramaz ama Nasrettin Hoca hologramı belirir ve şöyle der:
"Evladım, aradığın mutluluk, Konya mutfağında! Fırın kebabı seni bekliyor!"
2. Bölüm: “Selçuklu Influencerları”
Açılış Sahnesi:
Mecnun ve arkadaşları, Konya’nın Mevlana Meydanı’nda influencer olmaya karar verir. Yavuz, “Selçuklu’nun TikTok’u olsaydı böyle mi olurduk?” diyerek meydanda tuhaf danslar yapar.
Ana Olay:
Bir gün, sosyal medyada viral olan bir olay için belediye duyurusu gelir: “Konya’nın Labirenti Bulundu!” Labirente giren kişiye "Selçuklu Hazinesi" verilecektir.
Ekibimiz, bu hazineyi bulmak için labirente dalar. Ancak her köşe başında absürt engellerle karşılaşırlar:
-
Bir odayı geçmek için bir Selçuklu bilmecesini çözmeleri gerekir.
- İsmail: “Bence cevap kesin deveyle ilgili!”
- Zeynep: “VR gözlüğüm var, ben direkt Google’dan bakarım.”
-
Bir başka odada ise, sadece bir bardak çay içen geçebilir.
- Yavuz: "Selçuklu'da çay mı vardı hocam?"
- Nasrettin Hoca hologramı: "Yoktu, ama şimdi var!"
Son Sahne:
Labirentin sonunda bir kapı belirir. Kapıyı açtıklarında ise sadece şu yazı vardır:
“Hazineniz, birlikte geçirdiğiniz zamandı.”
İsmail hayal kırıklığıyla bağırır: “Yahu, deve mi yoktu bu hikayede?”
Mecnun, kameraya bakar ve göz kırpar:
"Selçuklu da bunu görseydi, bize kesin tapu verirdi."
Son:
Dizinin her bölümü bu tarz absürt olaylarla, modern hayata dair eleştirilerle ve Selçuklu mizahıyla devam eder.
3. Bölüm: “Tarihin En Büyük Influencer’ı”
Açılış Sahnesi:
Nasrettin Hoca hologramı yeniden belirir, bu sefer bir reklam videosunda:
Nasrettin Hoca (reklam ses tonuyla):
“Evladım, tarihin tozlu sayfalarından günümüze geldim. Sana hem Selçuklu sırlarını hem de influencer olmanın püf noktalarını anlatacağım. Bu hologramda bekliyorum, gel hele!”
Ekip, hologramın peşine düşer ve kendilerini 13. yüzyıla açılan bir kapının önünde bulurlar. Kapının üzerinde yazı vardır:
“Tarihi Doğru Anlamayan, Modernliği Yanlış Yaşar.”
Ana Olaylar:
Olay 1: Selçuklu TikTok Akademisi
Kapıdan geçtiklerinde, Selçuklu TikTok Akademisi’ne düşerler. Burada Selçuklu kıyafetleriyle dans eden insanlar vardır. Akademi müdürü, Nasrettin Hoca hologramı ile konuşan bir robot devedir.
Robot Deve (kibirli bir sesle):
“Takipçi kasmak istiyorsanız, benimle Selçuklu stili bir video çekmeniz gerek. Ama önce sınav!”
Sınav Sorusu:
“Sultan Alâeddin’in en sevdiği yemek neydi?”
- İsmail: “Deve çorbası!”
- Zeynep: “Bu zamanda yemek mi konuşulur, ben selfie çekiyorum.”
- Mecnun: “Hocam, kesin bunun bir felsefesi vardır.”
Soruyu doğru cevaplayamayan ekip, TikTok trendi olarak Nasrettin Hoca kıyafetleriyle meydanda dans etmek zorunda kalır. Ama bu videolar bir şekilde viral olur ve Selçuklu’da trend başlatırlar.
Olay 2: Sultan Alâeddin’in Mahkemesi
Ekip, viral oldukları için Sultan Alâeddin’in mahkemesine çağrılır. Sultan, kendisini Selçuklu YouTube kanalının CEO’su olarak tanıtır.
Sultan Alâeddin:
“Siz benim tahtımı geçip influencer mı oldunuz? Bunun hesabını vereceksiniz!”
Ekibin cezası, sarayın mutfağında sosyal medya için yemek tarifleri çekmektir. Ama her şey absürt bir hal alır:
- Zeynep, VR gözlüğüyle yanlışlıkla sarayın yemek kazanını düşürür.
- İsmail, deveyle mutfağın ortasına girip “Bugün deveme nasıl yemek yaparım?” videosu çeker.
- Yavuz, sürekli geçmişle ilgili konuşarak Sultan’ı bıktırır: “Sultanım, eskiden yemek böyle yenmezdi!”
Sonunda Sultan pes eder ve ekibi serbest bırakır ama bir şartla: Nasrettin Hoca hologramını düzeltmeleri gerekir.
Olay 3: Hologramın Bozulması
Ekip, Nasrettin Hoca hologramını düzeltmeye çalışırken işler daha da absürt bir hal alır. Hologram bir anda kendini “Selçuklu Çağdaş Dans Sanatçısı” olarak tanıtır ve meydanda modern dans yapmaya başlar. Herkes bu dansa katılır.
Mecnun holograma seslenir:
“Hocam, ne yapıyorsunuz?”
Nasrettin Hoca Hologramı:
“Evladım, her dönemin deliliği kendine göre. Ben modern çağın dansını öğreniyorum!”
Son Sahne:
Meydan tamamen dans eden insanlarla doludur. Sultan Alâeddin de dansa katılır. Robot deve, “Takipçi kazandık!” diye bağırır.
Mecnun, kameraya döner ve son bir kez göz kırpar:
“Konya’da böyle absürtlük oluyorsa, İstanbul’u düşünemiyorum!”
Son:
Her şey bir anda bir Nasrettin Hoca fıkrasına dönüşür. Kamera uzaklaşırken Mecnun’un ekibi, meydanda dans etmeye devam eder.