43.06
  
50.17
  
0.00
  
101.18

Allahın Rahmetinden Ümidinizi Kesmeyin!

Allah’ın Rahmetinden Ümidinizi Kesmeyin!

 

Ebu Hureyre (r.a) rivayet ettiğine göre Resulullah (s.a.v) şöyle buyurdu: 〝Güneş batıdan doğmadan önce kim tövbe ederse, Allah onun tövbesini kabul eder.ʺ [1]

Sen ne kadar günah işlersen işle senin tövbeni kabul edecek, günahlarını affedecek bir rabbin var. Nasıl Allah-u Teâlâ, bizim ebedi düşmanımız kendisiyle beraber bizleri ateşe çağıran,  biz nefes alıp verdikçe bizim ayağımızı kaydırmaya yemin etmiş ve tüm varlığını buna adamış bizim bir numaralı düşmanımız Şeytan’a bizleri saptırması için bir süre tayin etmiş ise hadisi şerifte gördüğümüz gibi aynı şekilde bize de güneşin batıdan doğacağı güne kadar tövbe mühleti vermiştir.

 

Allah-u Teâlâ Zümer Suresinin 53. Ayetinde şöyle buyuruyor:

 قُلْ يَا عِبَادِيَ الَّذِينَ أَسْرَفُوا عَلَى أَنفُسِهِمْ

 لَا تَقْنَطُوا مِن رَّحْمَةِ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعًا إِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ

De ki: "Ey nefisleri üzerine israf yüklemiş (haddi aşmış) kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Muhakkak ki Allah, günahların hepsini mağfiret eder (sevaba çevirir). O, muhakkak ki O; Gafûr’dur (mağfiret eden), Rahîm’dir (rahmet nuru gönderen)."

               

Sen ağır günahlar işlesen de, Allah’ın hoşuna gitmeyen pislik işler yapsanda, bir Müslümana yakışmayan en ağır günahları işlesen de Allah-u Teâlâ ne diyor? Ey nefisleri üzerine haddi aşmış kullarım diyor. Kim bunlar? Günah işleyen kulları yani bizler, Ne diyor bize rabbimiz? Benim rahmetinden ümidinizi kesmeyin diyor.

Hadise dönecek olursak Resulullah (s.a.v) :’Güneş batıdan doğmadan önce kim tövbe ederse’ diyor.

Peki, bizim tövbe etmemiz için Büyük kıyametin kopmasını, güneşin batıdan doğmasını mı beklememiz gerekir? Büyük kıyameti beklerken, kişinin kendi küçük kıyametine yakalanma olasılığını hesaba katmamız gerekir. Özellikle bizim toplumumuzda şöyle bir anlayış vardır. ʺYaşlanınca Namaza başlarım, hele bir yaşlanalım hacca gideriz vb. ʺ kardeşlerim böyle saçma bir düşüncemi olur? İnsan bu dünyaya imtihan için gelmiştir ve fani olarak yaratılmıştır. Ne zaman öleceği belli değildir. Bu dünyadan Müslüman olarak ayrılması gerekir. Aksi takdirde sınavı kazanamaz ve ahiret yurduna bir odun olarak yuvarlanıp gider. Onun için ahirete azık toplamamız ve sanki yarın ölecekmişiz gibi hareketlerimize dikkat etmemiz, Allah-u Teâlâ’nın bize yapın dedikleri şeyleri yapmamız, uzaklaşın dediği şeylerden uzaklaşmamız gerekir.

Basiretli bir mümin şunu anlar: Eğer tövbe fırsatı bu kadar uzun bir zamana yayıldıysa, o fırsatı kulun istediği an kullanabileceği anlamına gelmez. Bu kadar geniş bir zamana yayılmış tövbe fırsatı şeytan için iyi bir tuzağa dönüşebilir.

Tövbe için ‘hemen’ mantığına sahip olmamız lazım eğer bu mantığı kavrayamazsak, Sonrasını da kaçırmaya aday olabiliriz.

 

Kötülük yapan bir kimsenin bunun yerine iyilik yapması, kötülüğü iyilikle defetmesi istenmektedir.
Bir sabah Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem müezzini Bilâl'i çağırdı ve ona:
-"Bilâl! Hangi ameli yaparak benden önce cennete girdin? Dün gece cennette, senin ayakkabılarının tıkırtısını önümde duydum" diye sordu. Bilâl -radıyallâhu anh- da:
- Yâ Rasûlallâh! Ne zaman bir günah işlesem arkasından hemen kalkıp iki rekât namaz kılarım, abdestim bozulduğunda da vakit geçirmeden hemen abdest alırım. (Her abdest aldığımda da Allâh'ın üzerimde iki rek'ât namaz hakkı olduğunu düşünürüm ve kılarım. ) dedi. Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem -aleyhi's-salâtü ve's-selâm-:
- "İşte bunun sâyesinde" buyurdular.[2]

Bu hadisi şerifdede gördüğümüz gibi Allah Bilal (r.a) dan razı olsun. Onun sayesinde Resullah’ın da tasdik ettiği bir ibadet öğrendik günah işledikten sonra nasıl tövbe edeceğimizin bir örneğini de Bilal’i Habeşî (r.a) sayesinde görmüş oluyoruz. Demek ki biz günah işlediğimiz zaman nebevi bir yöntem olarak kalkıp iki rekât namazı kılacağız ve bol bol Allahtan mağfiret dileyeceğiz.


Yazımı kısaca özetleyecek olursam:

1.)    Allah bizi kulları olarak tövbe etmemizi bekliyor. Çünkü biz çok iyi bir şekilde biliyoruz ki eğer biz günah işleyip, tövbe etmesek Allah bizim yerimize günah işleyip, tövbe eden bir toplum gönderir. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu gerçeği şöyle ifade eder:
“Nefsim kudret elinde olan Zât’a yemin ederim ki, eğer siz hiç günah işlemeseniz, Allah sizi toptan helâk eder; sonra günah işleyen, arkadan da istiğfar eden bir kavim yaratır ve onları mağfiret ederdi.” 
[3]

2.)    Allah’ın rahmetinden asla ümidimizi kesmeyeceğiz!

3.)    Tövbeyi geciktirmeyeceğiz, Allah’ın bize vermiş olduğu süreyi fırsat bilip kendimizi riske atmayacağız.

4.)    Günahı işledikten sonra ‘Tövbe Namazı’ olarak 2 rekat namaz kılmayı adet haline getireceğiz.

5.)    Tövbe ettikten sonra Efendimizin (s.a.v) yaptığı şu duayı bol bol tekrar edeceğiz:

 

يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ ثَبِّتْ قَلْبِى عَلَى دِينِكَ

Anlamı: Ey kalpleri evirip çeviren Allah’ım! Kalbimi dinin üzere sabit kıl.[4]

                                                                                                   

 

 

 



[1] (Müslim, Daavat 12)

[2] (İbn Huzeyme, Sahîh, II, 213 (1209)

[3] (Müslim, Tevbe: 9)

[4] (Tirmizi, Daavât, 89)

Bu yazıya tepkini ver!

Benzer Bloglar