43.06
  
50.17
  
0.00
  
101.18

Ampüte

AMPÜTE

Yazan: [Abdurrahman Türkoğlu]

TÜR: Dramatik, Absürt, Psikolojik, Toplum Eleştirisi


1. SAHNE - KARANLIK BİR HASTANE ODASI

(Ekran zifiri karanlık. Tek duyulan şey, eski bir vantilatörün gıcırdayan sesi. Göz açılır gibi olur, bulanık bir görüntü belirir. Sedyede yatan bir adam... Adı SALİH. Gözleri kısık, bilinci yerinde değil. Kafasını kaldırmaya çalışır ama başaramaz.)

SALİH: (İç ses) Ne oldu lan bana?.. Kolum… Ayağım… (Sol bacağını oynatmaya çalışır, hareket yok.)

(Kameranın açısı genişler. YATAĞIN UCU BOŞ! Sol bacak DİRSEKTEN YOK!)

SALİH: (Bağırarak) Lan?!

(Hastane kapısı açılır, içeri yaşlı bir HEMŞİRE girer. Yüzü soğuk, ifadesiz. Elinde metal bir tepsi. Tepside bir parça ekmek, bir bardak su.)

HEMŞİRE: Uyanmışsın. Aç mısın? (Sesi ruhsuz, metalik.)

SALİH: Bacağım nerede lan benim?!

HEMŞİRE: Doktorun birazdan gelir. (Tepsiyi yatağın yanına bırakıp çıkar.)

(Kapı kapanır. Salih nefes nefese kalır. Ellerini açar, sağ kolu var, sol kolu DİRSEKTEN YOK! Kalp atışları hızlanır. Kafasını sağa çevirir. YATAĞIN UCU KANLI. Kan yokmuş gibi gözüküyor, ama var. Garip bir şekilde odaya mistik bir ışık doluyor. Tavan lambası dengesiz şekilde titriyor.)

SALİH: (İç sesi) Oyun mu lan bu?!

(Kapı tekrar açılır. İçeri SİYAH GÖZLÜKLÜ, UZUN SAKALLI, BEYAZ ÖNLÜKLÜ DOKTOR girer. Belindeki KIRMIZI KURDELE dikkat çeker. Salih’e yaklaşır.)

DOKTOR: (Soğukkanlı bir sesle) Geçmiş olsun Salih Bey.

SALİH: N’oldu lan bana?!

DOKTOR: Hayırlı olsun, siz de artık ampütesiniz.

SALİH: Ne?!

DOKTOR: Sıra size gelmişti. Başvuru formunu imzalamışsınız.

SALİH: Ne başvurusu?!

DOKTOR: (Gözlüklerini çıkarır, hafifçe gülümser.) Kendi bacağınızı ve kolunuzu bağışlamışsınız Salih Bey. Büyük amaç uğruna...

SALİH: Lan ben delirmedim, kimse kendi bacağını bağışlamaz!

DOKTOR: (Alaycı) Ama siz bağışladınız. Sistem böyle işliyor. Unuttunuz mu?

(Doktor cebinden bir kontrat çıkarır. Kontratta Salih’in imzası var. Tarih: DÜN.)

SALİH: (Okudukça gözleri büyür.) Ben... imzalamadım...

DOKTOR: (Sakin) Burada öyle yazıyor. Sözleşme kutsaldır.

(Bir anda elektrik kesilir. Oda karanlığa gömülür. Salih’in nefesi hızlanır. DOKTOR’un sesi gelir.)

DOKTOR: Geleceğe hoş geldiniz Salih Bey. Sizin için her şey yeni başlıyor...

(Ekran siyaha düşer.)


2. SAHNE - BİR MEYDAN

(Salih gözlerini açtığında kendini devasa bir meydanda bulur. Çevresinde ONLARCA AMPÜTE VAR. Kimi tek kolu yok, kimi tek bacağı. Kimi iki bacağı olmadan duruyor, AMA GÜLÜYORLAR.)

(Ortada bir kürsü var. KÜRSÜNÜN ÜZERİNDE, DOKTOR DURUYOR. Etrafında KIRMIZI KURDELELİ ADAMLAR. Salih’in gözleri büyür. Bir tabelaya takılır:)

TABELA: “AMPÜTELER CUMHURİYETİ’NE HOŞ GELDİNİZ”

(Salih’in çığlığı duyulur. Kamera yukarı yükselir. Bütün ampüteler göğe doğru ellerini kaldırır. Hepsi aynı anda bağırır:)

TOPLULUK: HAYIRLI OLSUN!

(Ekran kararır.)


SON

Dizi Adı: AMPÜTE CUMHURİYETİ

Tür: Absürt, Psikolojik Gerilim, Toplumsal Eleştiri, Distopya
Bölüm Süresi: 30 dakika
Sezon Sayısı: 2-3 Sezon (Her sezon 6-8 bölüm)


KONU

Salih, bir sabah uyandığında bacaklarının ve kollarının eksildiğini fark eder. Olayın şokunu atlatamadan kendini Ampüteler Cumhuriyeti adlı distopik bir toplulukta bulur. Burada uzuvlarını kaybetmiş, ama mutlu gözüken insanlar yaşamaktadır. Ancak bu düzenin arkasında karanlık bir gerçek ve mistik bir sistem vardır.

Salih, bu çarpık düzenin iç yüzünü anlamaya çalışırken sistemle uyumlu olmaya zorlanır, toplumun kurallarını sorgular ve absürt, grotesk olayların içine sürüklenir.


SEZONLARIN ÖZETİ

1. SEZON: BAŞVURU FORMUNU KİM İMZALADI?

  • Salih, hastane odasında uyanır ve uzuvlarının eksik olduğunu fark eder.
  • Doktor, onun kendi rızasıyla ampüte olduğunu söyler, ancak Salih bunu hatırlamaz.
  • Ampüteler Cumhuriyeti’ne götürülür. Burada herkes eksik uzuvlarıyla yaşamaya alışmış, hatta mutlu görünmektedir.
  • Ampüteler topluluğu kendilerine “Seçilmişler” demektedir.
  • Salih, bu toplumun sırrını çözmeye çalışırken çarpıcı bir gerçekle karşılaşır: O aslında daha önce buradaydı!

2. SEZON: AMPUTASYON YETMEZ!

  • Salih, toplumun gerçek amacını keşfeder. Burada sadece uzuvlar değil, hafızalar da eksiltilmektedir.
  • Ampütelik bir inanç sistemine dönüşmüştür. İnsanlar, daha fazla eksildikçe daha “aydınlanmış” olduklarını iddia ederler.
  • Salih, sistemin kendi rızalarıyla her şeyden vazgeçen insanları “yüceleştirdiğini” fark eder.
  • Birileri kendi isteğiyle gözlerini aldırıyor, dillerini kestiriyor!
  • Salih, buradan kaçmaya çalışır ama kaçanların cezalandırıldığı ortaya çıkar.

3. SEZON: TAMAMEN KAYBOLMAK (Final Sezonu)

  • Salih, kendisini tamamen yok olmaktan kurtarmak için sistemin içine sızar.
  • En üst düzey Ampüte olan “Büyük Eksiklik” adlı kişiyle tanışır.
  • Kaçış şansı vardır, ancak kaçmak yeniden unutulmak anlamına gelmektedir.
  • Finalde, Salih'in aslında en başta kendi rızasıyla buraya katıldığı ortaya çıkar.

Dizinin Özgün Tarzı ve Satış Avantajı

Absürt + Distopik + Psikolojik Gerilim karışımı, farklı bir hikâye anlatımı sunuyor.
Leyla ile Mecnun + Black Mirror + Squid Game tarzında, hem felsefi hem de çarpıcı.
Gain, Netflix, BluTV gibi platformlara uygun, kısa ve etkili bölümler.
Toplum eleştirisi ve metaforik anlatım, günümüz izleyicisini çekecek bir format.

BÖLÜM 2: AMPÜTELER CUMHURİYETİ

1. SAHNE - BİR MEYDAN

(Salih gözlerini açtığında kendini devasa bir meydanda bulur. Çevresinde ONLARCA AMPÜTE VAR. Kimi tek kolu yok, kimi tek bacağı. Kimi iki bacağı olmadan duruyor, AMA GÜLÜYORLAR.)

(Ortada bir kürsü var. KÜRSÜNÜN ÜZERİNDE, DOKTOR DURUYOR. Etrafında KIRMIZI KURDELELİ ADAMLAR. Salih’in gözleri büyür. Bir tabelaya takılır:)

TABELA: “AMPÜTELER CUMHURİYETİ’NE HOŞ GELDİNİZ”

(Salih’in çığlığı duyulur. Kamera yukarı yükselir. Bütün ampüteler göğe doğru ellerini kaldırır. Hepsi aynı anda bağırır:)

TOPLULUK: HAYIRLI OLSUN!

(Salih kalabalığın içinde kaçış yolu arar. Bir çıkış kapısı görür ancak kapının önünde iki silahlı nöbetçi durmaktadır. Başka bir yoldan kaçmaya çalışır, ancak nereye gitse bir ampüte tarafından engellenir.)

(Kalabalığın ortasında genç bir kadın belirir. İsmi ELİF. O da ampüte, sağ bacağı yoktur. Gözlerini Salih’e diker ve hafifçe başını sallar.)

ELİF: Buradan kaçamazsın. Ama içeriden çürütmek mümkün.

SALİH: (Şaşkın) Ne?!

(Tam bu sırada kalabalık sessizleşir. Doktor kürsüye çıkar.)

DOKTOR: Değerli ampüteler! Yeni üyemiz, Salih, artık bizimle! Ona aramıza hoş geldin diyelim!

(Kalabalık coşkuyla bağırır. Salih’in nefesi daralır. Elif kolundan tutar.)

ELİF: Sessiz ol. Hayatta kalmak istiyorsan uyum sağla. Gerisini sonra konuşuruz.

(Salih başını sallar. Ancak gözleri sürekli kaçış yollarını taramaktadır. Etrafta, köşelerde duran siyah paltolu adamları fark eder. Bunlar "GÖZCÜLERDİR" ve toplumun düzenini korumak için buradadırlar.)

(Salih, meydanın köşesindeki bir sokak lambasının titrek ışığında bir şey fark eder: Duvara tebeşirle yazılmış bir kelime: "ÖZGÜRLÜK". Altında bir ok işareti vardır.)

SALİH: (İç sesi) Belki de bu bir işarettir...

(Elif onun bakışlarını fark eder ve fısıldar.)

ELİF: Eğer özgürlük arıyorsan, bu gece batı kapısında buluşalım.

(Ekran kararır.)

DEVAM EDECEK...

AMPÜTE - BÖLÜM 2

FORMAT: Yarım Saatlik Dizi TÜR: Dram, Spor, Motivasyon


AÇILIŞ SAHNESİ

(İç mekan – Soyunma Odası – Gece)

Kameranın açılmasıyla soyunma odasında sessiz bir atmosfer hakimdir. Takım oyuncuları, antrenmandan yeni çıkmış, yorgun ama bir o kadar da kararlıdır. Murat, protezini çıkarıp dikkatlice masaya koyar. Sinan elinde bir bardak su ile derin bir nefes alır.

Murat (yorgun ama kararlı) — Arkadaşlar, yarınki maçı kazanmak zorundayız. Bize inanan insanlara bir şeyler göstermeliyiz.

Sinan (başını sallar) — Haklısın Murat. Ama sadece kazanmak yetmez, iyi oynamalıyız.

İbrahim (hafif gülümseyerek) — Koçun taktiğini tam uygularsak, sahada farkımızı hissettirebiliriz.

Kameranın açısı genişler, duvarda eski ampüte takımlarının fotoğrafları asılıdır. O an içeriye takım koçu Hakan girer.

Koç Hakan (sert ama babacan bir sesle) — Hadi bakalım beyler, yeterince dinlenin. Yarın sahada savaşan bir ekip görmek istiyorum. Gerektiğinde düşeceksiniz ama kalkmayı bileceksiniz.


BİRİNCİ PERDE

(Dış mekan – Şehir Sokakları – Sabah)

Murat, sabahın erken saatlerinde protezini takıp dışarı çıkar. Sokaklarda yürürken insanların ona farklı gözlerle bakışını umursamaz. Bir yandan iç sesiyle geçmişini düşünür.

Murat (iç ses) — Bir zamanlar pes etmiştim… Ama şimdi ayağa kalktım ve kimse beni tekrar düşüremez.

O esnada bir çocuğun top oynadığını görür. Çocuk, topu yanlışlıkla Murat’ın önüne yuvarlar.

Çocuk — Abi, topumu atabilir misin?

Murat, hafif gülümseyerek topa tek ayağıyla vurarak çocuğa geri atar.

Çocuk (hayranlıkla) — Abi sen de futbol oynuyor musun?

Murat (göz kırpar) — Hem de sahada elimden gelenin en iyisini yapıyorum.

Çocuk gülümser ve topuyla oynamaya devam eder. Murat yoluna devam ederken yüzünde bir gülümseme belirir.


İKİNCİ PERDE

(İç mekan – Maç Öncesi Soyunma Odası)

Takım, maçtan önce son taktiklerini almak için soyunma odasında toplanmıştır. Koç Hakan tahtaya oyun planını çizer.

Koç Hakan — Çocuklar, bugün kim olduğumuzu göstereceğiz. Rakip güçlü olabilir, ama biz onlardan daha istekliyiz.

İbrahim (kendinden emin) — Bugün sahada tarih yazacağız hocam!

Takım arkadaşları birbirlerinin omzuna dokunur. Kapının açılmasıyla hakemin “Hazır mısınız?” sorusu duyulur.


ÜÇÜNCÜ PERDE

(Dış mekan – Stadyum – Maç Anı)

Maç başlar. İlk dakikalar rakip takımın üstünlüğüyle geçse de, Murat ve arkadaşları direnç gösterir. Kaleci Sinan inanılmaz bir kurtarış yapar ve takım ateşlenir. Son dakikada Murat’ın golüyle takım 2-1 öne geçer. Hakemin düdüğüyle maç sona erer ve takım büyük bir coşkuyla kutlama yapar.

Murat (nefes nefese) — Biz asla pes etmeyiz!

Kamera uzaklaşarak takımın sahadaki kutlamasını gösterir. Arkada seyirciler coşkuyla tezahürat yapmaktadır.


KAPANIŞ SAHNESİ

(İç mekan – Soyunma Odası – Gece)

Takım soyunma odasında zaferlerini kutlarken, Murat köşede sessizce oturur. Sinan yanına gelir.

Sinan — Ne düşünüyorsun Murat?

Murat (gülümseyerek) — Bu sadece başlangıç. Daha yapacak çok işimiz var.

Kameranın açısı genişler ve takımın mutluluk içindeki görüntüsüyle bölüm sona erer.


DEVAM EDECEK...

AMPÜTE - BÖLÜM 3

İÇ MEKÂN – HÜCRE – GECE

Ampütelerin gölgeleri duvarlara vuruyor. Hücre soğuk, rutubetli. Sadece tek bir ampul titrek ışık saçıyor. Kapının altından içeri süzülen sıvı, kan mı su mu belirsiz.

AHMED (40’larında, sakalsız, sol bacağı kesilmiş) duvara yaslanmış. Karşısında ELİF (25, kesik sağ eli bandajlı) yorgun gözlerle tavana bakıyor. Aralarında, bir sandık üstünde eski bir fotoğraf makinesi duruyor.

ELİF: Beni neden çağırdılar Ahmed? Neden buradayız?

AHMED: Sorular sorma, cevapları zaten istemiyorsun.

ELİF: Belki istiyorumdur.

AHMED: O zaman bile bile lades oynamış olursun.

Duvarın ötesinden bir çığlık yükselir. Ahmed gözlerini kısar. Elif irkilir ama tepki vermez. Alışmıştır.

İÇ MEKÂN – AMELİYAT ODASI – GECE

METİN (50’lerinde, doktor önlüğü giymiş, sakalları düzensiz) elinde bir neşterle büyük bir ekrana bakıyor. Ekranda bir insan beyni görüntüsü var. Yanındaki adam, KAMERAMAN (gözleri simsiyah, insan mı belli değil), Metin’e yaklaşıyor.

KAMERAMAN: Beyninde anomali yok. Ama bir şeyler eksik.

METİN: Eksiklik, tamlıktan büyüktür. Eksik insan, daha itaatkârdır.

KAMERAMAN: Öyleyse neden denekler direniyor?

METİN: Çünkü bazılarının eksikliği, onların en güçlü yanı oluyor.

Bir masanın üzerinde dört adet protez bacak duruyor. Masada ayrıca titreyen bir monitör var. Üzerinde yazan rakamlar sürekli değişiyor: 012-A / 077-B / 199-C / 666-Z

İÇ MEKÂN – HÜCRE – GECE

Ahmed, Elif’e doğru eğilir.

AHMED: Bak Elif… Burada herkes eksik. Ama seni farklı kılan, neyin eksik olduğu değil, neyin eksik olduğunu kabul edip etmediğin.

ELİF: Eğer kaybettiklerimizle tanımlanıyorsak, o zaman varlığımızın anlamı sadece yokluktan ibaret mi?

Ahmed, hafifçe güler. Duvarın arkasında ayak sesleri yaklaşır. Kilit sesi duyulur.

AHMED: Cevap vermek yerine kaçmayı tercih ederim. Ama kaçacak yerimiz yok, değil mi?

Kapı açılır. İçeri iki adam girer. Gözleri simsiyah. KAMERAMAN ve İKİNCİ ADAM, Ahmed’e ve Elif’e bakar.

KAMERAMAN: Seçim vaktiniz geldi.

Elif gözlerini kapatır. Bir adım geri atar. Ahmed’in nefesi hızlanır. Sandığın üzerindeki eski fotoğraf makinesi bir anda çalışır ve flaşı patlar. Ortalık bir anlığına bembeyaz olur.

SİYAH EKRAN.

Sonra ses duyulur.

SESLİ ANONS: "Ampüteler, eksikliğinizle tamamlanacaksınız. Direnenler, sonsuz eksiklikle ödüllendirilecek."

 

AMPÜTE - BÖLÜM 4

İÇ MEKÂN – HÜCRE – GECE

Kapının açılmasıyla birlikte hücreye dolan sert, kimyasal koku Elif’in midesini bulandırır. Ahmed hâlâ yerde oturuyor, ancak gözleri artık tamamen karanlıkta kaybolmuş gibi. İçeri giren KAMERAMAN ve İKİNCİ ADAM, onları süzerek bir an sessizce bekler.

KAMERAMAN: Seçim vakti geldi, Ahmed. Elif.

Elif derin bir nefes alır. Bu anı bekliyordu. Ne olacağını bilmese de, artık kaçacak yeri olmadığını biliyor. İKİNCİ ADAM bir adım öne çıkar ve ellerini açarak iki siyah kapsül gösterir.

İKİNCİ ADAM: Biri sizi özgürlüğe götürecek. Diğeri ise size en büyük eksikliğinizi hatırlatacak. Seçim sizin.

Ahmed hafifçe gülümser, ama gözlerindeki karanlık kaybolmaz.

AHMED: Özgürlük… Burada neye yarar ki? Özgürlük, eksiklikten kaçabilenler içindir. Biz ise… Biz tamamlanmışız.

Kameraman, Ahmed’e doğru eğilir.

KAMERAMAN: Siz tamamlanmadınız. Siz, sürecin sadece bir parçasısınız. Eksik olanın değerini anlayana kadar, hiçbiriniz tamamlanmış sayılmazsınız.

Elif, İKİNCİ ADAM’ın elindeki kapsüllere bakar. Parmakları hafifçe titrer. Gözlerini Ahmed’e çevirir.

ELİF: Eğer eksik olanı anladığımızda tamamlanacaksak, neden tamamlanmamıza izin vermiyorlar?

İKİNCİ ADAM başını iki yana sallar.

İKİNCİ ADAM: Çünkü tamamlanmak, kontrol edilememektir. Ve burada, kontrol her şeydir.

Ahmed ayağa kalkar. Hafifçe sendeleyerek Elif’in yanına gelir. Kapının eşiğinde duran KAMERAMAN ve İKİNCİ ADAM, onların hareketlerini dikkatle izler. Ahmed, Elif’in kulağına eğilir ve fısıldar.

AHMED: Seçimini yap, Elif. Ama unutma… Bizi asıl eksik kılan, ne kaybettiğimiz değil, neyi kabullenmediğimizdir.

Elif gözlerini kısar. Kapsüllere doğru elini uzatır. Ama tam kavrayacağı anda, hücrenin zemininde bir titreşim hissedilir. Bir siren çalar.

DIŞ MEKÂN – TESİS KORİDORU – GECE

Dar ve soğuk koridorun ışıkları titremeye başlar. Metal kapılar birbiri ardına açılır ve içlerinden çıkan gölgeler, sessizce ilerlemeye başlar.

GÖLGELERİN arasından belirgin bir figür çıkar. Siyah bir cüppe giymiş, yüzü görünmeyen bir ADAM. Elinde bir anahtar var.

GİZEMLİ ADAM: Deney bitiyor. Artık karar, onların.

Bir kapı açılır. Karanlık bir geçit belirir. Ahmed ve Elif, birbirlerine bakarlar. Kameraman ve İkinci Adam ise hareket etmez.

ELİF: Biz… Gerçekten özgür müyüz?

AHMED: Özgürlük seçim yapabilmektir. Ama bazen, seçeneklerin bile başkasına aittir.

Gizemli Adam onlara yaklaşır, anahtarı uzatır.

GİZEMLİ ADAM: Seçiminiz ne olursa olsun, geri dönüş olmayacak.

Elif ve Ahmed birbirlerine bakarlar. Karar verilmek zorundadır.

Siyah ekran.

SESLİ ANONS: "Eksik olanlar, tamamlanmak için son bir seçim yapmalıdır."

 

AMPÜTE - BÖLÜM 5

İÇ MEKÂN – KORİDOR – GECE

Elif ve Ahmed, Gizemli Adam’ın elindeki anahtara bakarken, siren sesi kesilir. Koridorun sonunda ışık huzmesi belirir. Kamera onların arkasından ilerler, ayak sesleri yankılanır.

AHMED: Buradan çıkarsak… Ne değişecek?

ELİF: Belki hiçbir şey. Ama durduğumuz sürece sadece kaybediyoruz.

Kapı açılır. İçeride duvarlara işlenmiş Farsça yazılar vardır. Elif yaklaşıp okumaya çalışır.

FARSÇA YAZI: "هر که خود را شناخت، خدایش را شناخت" Transkripsiyon: Har ke khod ra shenakht, Khodâyesh ra shenakht. Türkçe Anlamı: Kendini tanıyan, Rabbini tanır.

Ahmed elini duvara koyar. Yazılar parmaklarının altından kayar gibi olur.

İÇ MEKÂN – GİZLİ ODA – GECE

İçeri girdiklerinde ortada büyük bir platform vardır. Tavan yüksek, duvarlar eski taşlarla kaplıdır. Platformun ortasında bir masa, üstünde siyah bir kitap durmaktadır.

GİZEMLİ ADAM: Bu kitabın içinde her şeyin cevabı var. Ama okumak mı istersiniz, yoksa yazmak mı?

Elif kitaba yaklaşır. Sayfaları çevirirken, bir sayfada büyük harflerle yazılmış başka bir Farsça cümle gözüne çarpar.

FARSÇA YAZI: "زندگی مبارزه‌ای بی‌پایان است، اما هر شکست، پلی به سوی پیروزی است." Transkripsiyon: Zendegi mobâreze-î bi-pâyân ast, ammâ har shekast, poli be su-ye pirouzi ast. Türkçe Anlamı: Hayat sonsuz bir mücadeledir, ama her yenilgi zaferin bir köprüsüdür.

Ahmed başını sallar.

AHMED: Bu, bizim için yazılmış.

ELİF: Hayır. Bu, bizden öncekiler için yazılmış. Ama bizden sonrakiler de okuyacak.

Gizemli Adam başını kaldırır. Duvardaki gölgeler hareket etmeye başlar.

İÇ MEKÂN – TESİSİN ÇIKIŞI – GECE

Elif ve Ahmed bir kapıya ulaşırlar. Ama kapının iki yanında iki kişi beklemektedir. Bunlar, eski mahkûmlardır ama artık eksiklikleri tamamlanmış gibidir. Gözleri ışık saçmaktadır.

BİRİNCİ BEKÇİ: Buradan ancak tamamlanarak geçebilirsiniz.

İKİNCİ BEKÇİ: Ya eksikliğinizi kabul edersiniz, ya da sonsuza kadar burada kalırsınız.

Elif, Ahmed’e döner. O sırada, kitabın içinde son bir Farsça yazı parlayarak belirir.

FARSÇA YAZI: "انسان آن است که نقص خویش را بشناسد و آن را بپذیرد." Transkripsiyon: Ensân ân ast ke naqs-e khish ra beshenâsad va ân ra bepazirad. Türkçe Anlamı: İnsan, kendi eksikliğini tanıyıp kabul edendir.

Ahmed gözlerini kapar. Elif, kitabı kapatır. Bir karar verilmek zorundadır.

Siyah ekran.

SESLİ ANONS: "Eksik olanlar, eksiklikleriyle tamamlanacak ya da tamamlanmaya mahkum olacak."

AMPÜTE - BÖLÜM 6

İÇ MEKÂN – TESİSİN ÇIKIŞI – GECE

Ahmed ve Elif kapının önünde dururlar. İki bekçi, gözlerindeki soğuk ışıklarla onların kararını beklemektedir. Zaman durmuş gibi hissedilir.

ELİF: Ya tamamlanacağız ya da burada yok olacağız.

AHMED: Eksikliğimizi kabul edersek, gerçekten özgür olur muyuz?

Bekçiler cevap vermez. Duvardaki gölgeler hareket etmeye başlar. O sırada duvardaki taşlardan biri geri çekilir ve bir levha açığa çıkar. Levhada büyük harflerle yazılmış Farsça bir cümle vardır.

FARSÇA YAZI: "آزادی در پذیرش حقیقت نهفته است، نه در فرار از آن." Transkripsiyon: Azâdi dar pazireş-e haghighat nehofté ast, na dar farâr az ân. Türkçe Anlamı: Özgürlük, hakikati kabul etmekte saklıdır, ondan kaçmakta değil.

Elif levhaya dokunur. Bir anda, tavanın ortasında büyük bir göz belirir. Göz, onları izlemektedir.

GÖZ: Karar vakti.

Ahmed gözlerini kapatır. Elif nefesini tutar. O an, duvarların arasından derin, yankılı bir ses yükselir.

SESLİ ANONS: "Seçimini yap! Ya tamamlanırsın ya da eksikliğinle yüzleşirsin."

İÇ MEKÂN – GEÇİŞ ODASI – GECE

Bir kapı açılır ve içeriden parlak bir ışık yayılır. Ahmed ve Elif tereddütle içeri girerler. İçeride büyük bir sandık durmaktadır. Üstü ağır zincirlerle kaplıdır. Üzerinde eski Farsça bir yazıt vardır.

FARSÇA YAZI: "کلید درک خویشتن، پذیرش ضعف است." Transkripsiyon: Kelid-e dark-e khwishtan, pazireş-e za’f ast. Türkçe Anlamı: Kendini anlamanın anahtarı, zayıflığını kabul etmektir.

Ahmed sandığın zincirlerini tutar. Ama birden bire sandığın içinden bir ses duyulur.

GİZEMLİ SES: Eksiklik, en büyük özgürlüğündür. Ama sen, zincirlerini gerçekten kırabilir misin?

İÇ MEKÂN – KONTROL ODASI – GECE

Bekçiler onları monitörlerden izlemektedir. Monitörlerde eski mahkûmların görüntüleri belirir. Hepsi kaybolmuş, gözleri boş bakmaktadır. Bekçilerden biri, diğerine döner.

BİRİNCİ BEKÇİ: Hiçbiri geçemedi.

İKİNCİ BEKÇİ: Ama onlar farklı. Onlar… hala sorular soruyorlar.

Monitörde, Ahmed ve Elif’in siluetleri sandığın önünde belirir. Kapı kapanmaya başlar. Ya içeri girecekler ya da sonsuza kadar burada kalacaklar.

İÇ MEKÂN – GEÇİŞ ODASI – GECE

Ahmed ve Elif, birbirlerine bakarlar. Ahmed sandığın kapağını açar ve içinden küçük bir anahtar çıkar. Anahtarın üzerinde tek bir kelime yazmaktadır:

FARSÇA YAZI: "حقیقت" Transkripsiyon: Haghighat. Türkçe Anlamı: Hakikat.

Elif, anahtarı kapıya doğru uzatır. Kapı bir anda açılır ve içinden göz kamaştırıcı bir ışık yayılır. Işığın içinden bilinmeyen bir ses gelir.

BİLİNMEYEN SES: Tamamlanmak, gerçeği kabullenmektir.

Ahmed ve Elif, ışığın içine doğru ilerlerken kamera onları arkadan takip eder. Tüm görüntü beyaza döner.

SİYAH EKRAN.

SESLİ ANONS: "Eksikliğiniz sizi tamamlayacak ya da sizi yok edecek. Seçiminizi yapın."

 

Bu yazıya tepkini ver!

Benzer Bloglar