43.06
  
50.17
  
0.00
  
101.18

Çağın son kaplumbağaları

Elektrikli Araçlar:

Çağın Son Kaplumbağaları mı, Yoksa Teknolojik Devrimin Habercileri mi?

 

Dünya, petrolle çalışan metal yığınlarının gürültüsüyle titrerken, zamanın içinden sessizce süzülen bir devrim var: elektrikli araçlar. Şehirlerin egzoz dumanına boğulduğu, motor homurtularının ruhları körelttiği bu çağda, birileri elektrikli otomobilleri geleceğin kurtarıcısı olarak görüyor. Ama mesele gerçekten öyle mi? Yoksa insanlık, bir çukurdan çıkmaya çalışırken başka bir çukura mı düşüyor? İşte bu sorunun peşinde, Abdurrahman Türkoğlu’nun kalemiyle yoğrulmuş, eleştirel bir makale sunuyorum.

 

 

---

 

1. Elektrikli Araçlar: Kapitalizmin Yeni Oyuncağı mı?

 

Gelin biraz geçmişe dönelim. 1900’lerin başında dünyanın ilk otomobilleri yollara düştüğünde, Henry Ford’un devrim niteliğindeki fabrikaları ile içten yanmalı motorlar galip geldi. Oysa elektrikli otomobiller o dönemde de vardı. Hatta 1900’lerin başında New York’ta taksilerin çoğu elektrikliydi. Peki sonra ne oldu? Petrolün tatlı kârı, kapitalizmin kanıydı. Petrol baronları, lobiler, otomotiv devleri... Hepsi bir oldu ve elektrikli araçların fişi çekildi.

 

Bugün, 120 yıl sonra yeniden bir "elektrikli devrim" konuşuluyor. Tesla, BYD, Volkswagen, BMW… Hepsi bu devrimin peşinde. Ama bir an durup düşünelim: Gerçekten bir devrim mi yaşanıyor, yoksa kapitalizm sadece yeni bir çılgınlığa mı yöneldi?

 

Bugün petrol şirketlerinin sahipleri kim? Aynı isimler, elektrikli araç devlerinin yatırımcıları arasında. Lityum madenciliğinde kimler para kazanıyor? Yine küresel şirketler. Bir değişim var evet, ama bu değişim halkın, fakirin, mazlumun lehine mi, yoksa yine zenginlerin oyun sahasında mı oynanıyor?

 

---

 

2. Elektrikli Araçların Gerçek Bedeli: Doğa İçin Mi, Şirketler İçin Mi?

 

Elektrikli araçlar "sıfır emisyon" diye pazarlanıyor. Ama mesele o kadar basit değil. Bir Tesla Model Y veya BYD Seal, doğaya içten yanmalı bir otomobilden daha mı az zarar veriyor?

 

Batarya Üretimi: Bir elektrikli aracın bataryası için ortalama 8 ila 10 ton lityum, kobalt ve nikel çıkarılıyor. Lityum madenleri, özellikle Güney Amerika’da büyük çevre felaketlerine yol açıyor. Bolivya, Şili, Arjantin üçgeninde yer alan Lityum Üçgeni, su kaynaklarını kurutuyor, yerlileri yerlerinden ediyor. Çevreci mi? Pek değil.

 

Elektrik Üretimi: Türkiye’de elektrik enerjisinin %30’a yakını hala kömürden üretiliyor. Almanya’da bile bu oran %20 civarında. Yani bir elektrikli araç "temiz enerjiyle çalışıyor" demek, biraz yanıltıcı olabilir. Fosil yakıtla çalışan bir termik santralin ürettiği elektrikle şarj olan bir Tesla, ne kadar çevreci olabilir?

 

Geri Dönüşüm Sorunu: Bataryalar 8-10 yıl içinde performans kaybına uğruyor. Bugün, dünya çapında kullanılan elektrikli araçların bataryalarını nasıl geri dönüştüreceğimiz hâlâ büyük bir soru işareti.

 

---

 

3. Sessiz Devrimin Psikolojisi: Ruhsuz Araçlar Çağı mı?

 

Petrol canavarı otomobillerin büyük bir ruhu vardı. V8 motorun kükremesi, bir dizel motorun homurdanışı, egzozdan çıkan hırıltılar… Bunlar sadece ses değildi, insanla makine arasındaki bağı güçlendiren bir ritüeldi. Ama şimdi?

 

Elektrikli araçlara binen herkes ilk anda bir şok yaşar: Sessizlik. Araba çalışıyor mu, çalışmıyor mu belli değil. Gaza basınca, mekanik bir bağ yokmuş gibi hızlanıyor. Tesla Model S Plaid’in 2 saniyede 100 km/s hıza ulaşması harika bir mühendislik ama bir noktada insana robot gibi hissettirmiyor mu?

 

Peki insan ruhu için bu kadar sessizlik iyi mi? Araba kültürü, bir makineyle kurulan bir dostluktu. Şimdi ise elektrikli araçlar, ruhsuz bir metal yığını gibi. Araba dediğin biraz karakterli olur. Arıza yapar, homurdanır, konuşur. Elektrikli araçlar ise sadece gidiyor. Sürücüler ve makineler arasındaki bu duygusal bağın yok oluşu, sadece bir başlangıç olabilir mi?

---

4. Elektrikli Gelecek: Kaderimiz mi, Kaçınılmaz Son mu?

 

Elektrikli araçlar bir noktada kaçınılmaz gibi görünüyor. Petrol rezervleri azalıyor, hükümetler içten yanmalı motorları yasaklamaya hazırlanıyor. Ama bir soru sormamız gerekiyor: Bu devrim, kimin için?

 

1. Elektrikli araçlar gerçekten çevreci mi, yoksa sadece farklı bir çevreyi mi kirletiyor?

2. Petrol devleri kaybederken, lityum devleri mi kazanıyor?

3. Otomobil kültürü, elektriğin soğuk sessizliğinde yok mu oluyor?

 

Belki de bu, bizim "son kaplumbağalarımız" (Volkswagen Kaplumbağa gibi) ile vedalaşma sürecimiz. Elektrikli araçlar, gerçekten özgürleşme mi, yoksa büyük şirketlerin bizi yine farklı bir zincire vurma yöntemi mi?

 

Düşünmek, sorgulamak ve belki de “yeni dünya düzenine” teslim olmadan önce elektrikli araçların nereye gittiğini anlamak gerekiyor. Çünkü devrim, bazen sahte bir maske de olabilir.

 

---

 

Kaynakça:

 

Tesla Resmi Web Sitesi (www.tesla.com)

 

International Energy Agency (IEA) Raporları (www.iea.org)

 

BloombergNEF Batarya Raporları

 

MIT Technology Review, "Electric Cars and The Lithium Problem"

 

Volkswagen Elektrikli Araç Stratejisi (www.volkswagen-newsroom.com)

 

Dünya Bankası, "Mining for Clean Energy: Lithium and Its Impacts"

 

---

 

Sonuç olarak:

Elektrikli araçlar büyük bir dönüşümün parçası ama her dönüşümün arkasında birilerinin kârı var. Mesele, bu dönüşümün gerçekten kime hizmet ettiğini anlamakta. Unutmayalım, her yeni çağın kendi Truva Atı vardır.

 

 

Bu yazıya tepkini ver!

Benzer Bloglar