Filistin
Filistin
Makaleme başlarken bana lise yıllarım da ‘Filistin ve Şeyh Ahmet Yasin’i sevdiren değerli Felsefe Hocam Ercan Harmancı hocama teşekkürü bir borç bilirim.
Filistin, dinler açısından büyük öneme sahip bir bölgedir. Bu bölge, üç büyük semavi din olan İslam, Hristiyanlık ve Yahudilik için kutsal sayılan yerler içermektedir.
İslam açısından, Kudüs'teki Mescid-i Aksa ve Kubbetü's-Sahra (Kubbe-i Sakra), Hz. Muhammed'in İslam inancına göre gece ve miraca yükseldiği yer olarak kabul edilir. Bu nedenle Kudüs, Müslümanlar için üçüncü en kutsal şehir ve bu kutsal mekanlar İslam'ın önemli dini simgeleridir.
Hristiyanlık açısından, Filistin, İsa'nın doğum, vaftiz ve ölümü gibi önemli olayların gerçekleştiği yerlerle bağlantılıdır. Özellikle Kudüs'teki Hristiyanların kutsal mekanları, İsa'nın hayatının önemli anlarını temsil eder.
Yahudilik açısından, Batı Duvarı (Kotel) olarak bilinen Kudüs'teki duvar, tapınak dağının son kalan kısmıdır ve Yahudiler için büyük dini öneme sahiptir.
Filistin, bu üç semavi din için kutsal olan birçok dini ve tarihi mekana ev sahipliği yapar. Bu nedenle bu bölge, dinler açısından büyük bir öneme sahip bir coğrafyadır.
İslam açısından Filistinin Önemi:
Filistin, İslam inancı açısından büyük bir öneme sahiptir. İslam inancına göre, Kudüs (Mescid-i Aksa) Müslümanlar için üçüncü en kutsal yerdir. Hz. Muhammed'in İslam inancına göre gece ve miraca yükseldiği yer olarak kabul edilir. Bu nedenle Kudüs ve çevresi, İslam'ın erken dönemlerinden itibaren Müslümanlar için büyük dini bir öneme sahiptir.
Ayrıca Filistin, İslam tarihi ve kültüründe önemli bir yere sahiptir. Burada bulunan kutsal mekanlar, tarihi ve dini açıdan Müslümanlar için büyük bir değere sahiptir. Filistin'in, İslam inancı ve tarihi açısından Kudüs'ün kutsal mekanlarıyla birlikte önemli bir coğrafi konumu vardır.
Filistin'in İslam dünyasındaki önemi:
İslam'ın tarihi, dini ve kültürel mirasının önemli bir parçasını oluşturmasıyla öne çıkar. Bu nedenle Filistin, Müslümanlar için büyük bir dini ve duygusal öneme sahip bir bölgedir.
Osmanlı açısından Filistinin Önemi:
Osmanlı İmparatorluğu'nun tarihinde Filistin, stratejik bir öneme sahipti. Osmanlılar, Filistin'i fethettikten sonra bu bölgeyi yönettiler ve kutsal topraklar olarak kabul edildi. Kudüs, İslam inancında önemli bir yerdi ve Osmanlılar, bu şehre önem vermiş ve buradaki kutsal mekanların bakımı ve korunmasına özel önem vermişlerdir. Osmanlı İmparatorluğu'nun yönetimi altında, Filistin'deki kutsal yerlerin idaresi ve korunması için çeşitli önlemler alınmıştır. Osmanlılar, Filistin'de sosyal ve dini grupların barış içinde bir arada yaşamasını teşvik etmişlerdir. Filistin'in, Osmanlı İmparatorluğu'nun yönetimi altında ekonomik ve sosyal açıdan gelişmiş bir bölge olduğu bilinmektedir. Bu bölgedeki Osmanlı etkisi, tarihi süreç boyunca Filistin'in kültürel, dini ve sosyal dokusuna da yansımıştır.
Osmanlı İmparatorluğu, tarihte Filistin'e hep yardım etmiş ve bölgedeki halka destek olmuştur. Bu geleneğini Türkiye devam ettirmektedir. Oraya giden Türk kardeşlerimiz kendisini memleketinde gibi hissetmektedir. Çünkü durum şudur ki Atalarının toprağı ve Kan çekiyordur.
Osmanlı İmparatorluğu'nun yönetimi altında, Filistin, çeşitli dönemlerde farklı sosyal ve dini gruplar için bir sığınak olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu döneminde, Filistin'deki kutsal mekanların bakımı ve korunması için çeşitli girişimlerde bulunmuş ve bu bölgelerin dini önemi vurgulanmıştır. Ayrıca Osmanlı İmparatorluğu, Filistin'deki yerel ekonomiye ve altyapıya da destek sağlamıştır. Osmanlı'nın bölgedeki yönetimi altında, Filistin'in ekonomik, sosyal ve dini açıdan önemi vurgulanmıştır. Bu yardımlar ve destekler, Osmanlı İmparatorluğu'nun Filistin'e olan etkisini ve tarih boyunca bölgedeki rolünü gösterir.
Türkiye’nin Filistin'e Etkisi:
Türkiye, Filistin'e destek amacıyla bir dizi politika ve çaba yürütmektedir. Bunlar arasında siyasi destek, insani yardım, diplomatik girişimler ve uluslararası platformlarda Filistin'in haklarını savu
nma gibi çeşitli alanlarda faaliyet göstermektedir. Türkiye, Filistin halkının yaşadığı zorlukları dünya çapında dile getirir ve İsrail-Filistin çatışmasının barışçıl bir çözüm bulunması çağrısında bulunur. Ayrıca Türkiye, Filistin'e insani yardım sağlar ve Filistin'deki altyapının geliştirilmesine katkıda bulunur. Türkiye'nin diplomatik çabaları ise uluslararası alanda Filistin meselesinin gündemde kalmasını sağlamak ve barışçıl bir çözüm için çaba harcamaktır. Bu politikaların ve çabaların, Filistin'e yönelik desteğin farklı alanlarda ve düzeylerde ifade edilmesinde önemli bir rol oynadığını söyleyebilirim.
Türkiye, uzun süredir Filistin davasına destek vermektedir. Türkiye'nin Filistin'e duyduğu destek, siyasi, insani ve diplomatik alanlarda kendini göstermiştir. Türkiye, Filistin halkının haklarını ve yaşadıkları zorlukları dünya çapında dile getirmekte ve uluslararası toplumda Filistin'e destek arayışlarını sürdürmektedir. Türkiye'nin bu konudaki çabaları, Filistin meselesinin çözümüne yönelik uluslararası platformlarda daha fazla dikkat çekilmesini sağlamaya çalışmaktadır. Türkiye'nin Filistin davasındaki destek politikaları, bölgedeki barış ve istikrarın sağlanması için çözüm arayışlarının bir parçası olarak görülmektedir.
İran’ın Filistin'e Etkisi:
İran, Filistin üzerinde önemli bir etkiye sahip olan ülkelerden biridir. İran, Filistin'deki çeşitli gruplarla ideolojik, siyasi ve mali destek sağlar. Özellikle Hamas ve İslami Cihad gibi gruplar, İran'ın Filistin'e sağladığı desteği almaktadır. İran, bu gruplara silah, finansal destek ve eğitim yardımı gibi çeşitli şekillerde destek olmaktadır. İran'ın Filistin meselesine yaklaşımı, İsrail ile olan düşmanlığı ve İslami ideoloji temelinde şekillenir. Bu da İran'ın Filistin'deki gruplar üzerindeki etkisini güçlendirir. İran'ın Filistin meselesindeki etkisi, bölgedeki siyasi ve güvenlik dinamiklerinde önemli bir faktör olarak görülür.
İran'ın Filistin'e olan etkisi genellikle siyasi, ideolojik ve mali destekle ilişkilendirilir. İran, İslami ideolojiye dayalı olarak Filistin meselesini desteklemekte ve İsrail karşıtı politikalarıyla bilinmektedir. Bu politikalar, İran'ın bölgedeki çıkarlarına dayanmaktadır. İran, Filistin'deki gruplara ideolojik bir dayanak sağlayarak ve çeşitli yöntemlerle maddi yardım sunarak Filistin meselesinde etkili olmaya çalışır. Ayrıca İran, Filistin konusunda uluslararası arenada İsrail'e karşı çeşitli platformlarda destek verir ve İsrail'in Filistin üzerindeki politikalarını eleştirir. İran'ın Filistin'e olan bu etkisi, bölgedeki çatışma ve diplomasi dinamiklerini önemli ölçüde etkiler. Tabi bu Uluslar arası olarak bildiğimiz ama İran’ın tarihine baktığımız zaman hep Müslümanlarla savaşmıştır. ABD ile ilgili söyledikleri bana göre danışıklı dövüştür. İran’da Morg Morg! Amrika! Morg Morg! Amrika! Amerikaya Ölüm! Amerikaya Ölüm! diye bağırırken öte taraftan el sıkışması ve müslümanları katletmesi ''bu ne perhiz bu ne lahana turşusu'' dedirtmektedir.
Şu Ana kadar İran tarihi ve Gazze ve Filistin meselesinde elle tutulur bir icraat yapmaya çalışan bir tek ‘İslam fedaileri hareketi ve Nevab Safevi örneğini gördüm.’ Nevab Safe’nin de yaşantısı Seyyit Kutuba çok benzer dilerseniz hayatı ile alakalı bir linkini buraya bırakıyorum inceleyiniz.
https://1000kitap.com/kitap/islam-fedaileri-hareketi-ve-nevab-safevi--72014/alintilar
Şeyh Ahmet Yasin Kimdir?
Şeyh Ahmed Yasin, İslam dünyasında Hamas'ın kurucu liderlerinden biri olarak tanınır. Hamas, İslami bir siyasi harekettir ve Yasin, bu hareketin ruhani liderlerinden biriydi. Filistin'deki İslami direnişin sembol isimlerinden biri olarak, Yasin'in liderliği ve duruşu, İslam dünyasında geniş bir destek kazandı. Onun kişisel ve dini etkisi, Filistin'deki İsrail işgaline karşı mücadelede İslam'ın rolünü vurguladı. İslam dünyasındaki geniş kapsamlı etkisi, Filistin meselesiyle bağlantılı olarak İslami hareketlere verdiği destek ve İslam'ın adalet ve özgürlük arayışı üzerindeki vurgusuyla öne çıktı.
Şeyh Ahmed Yasin, 1937'de Filistin'in İsrail işgali altındaki bölgelerinden biri olan Gazze'de doğdu. İslami eğitim almış ve ardından eğitimci olarak çalışmıştır. 1980'lerin başında Hamas'ı kurdu ve örgütün siyasi lideri oldu. Hamas'ın Filistin'deki varlığını güçlendirdi ve İsrail'e karşı direnişin sembol isimlerinden biri haline geldi. 2004'te İsrail Hava Kuvvetleri tarafından bir hava saldırısında Allah'ın izniyle şehit oldu. Şeyh Ahmet Yasin Filistin'deki Hamas hareketinin ve İsrail-Filistin çatışmasının tarihinde önemli bir figürdü.
Hamas Kimdir?
Hamas hakkında medyada oldukça saçma sapan yorumlar ve ithaflar var onun için size Time Türkteki şu makaleyi öneririm:
https://www.timeturk.com/gundem/hamas-in-akademik-yorumu-teror-orgutu-degildir/haber-1776767
Filistin'deki zulme karşı farkındalığı artırmak ve yardım etmek için birkaç önerim var;
- Bilinçlendirme ve Paylaşım: Zulmü duyurmak için sosyal medya, makaleler veya etkileşimli etkinlikler gibi platformlarda bilgi paylaşabilirsiniz. Bu, daha geniş bir kitleye ulaşarak insanları konu hakkında bilgilendirebilir.
- Bağış Yapmak: Filistin'deki yardım kuruluşlarına bağış yaparak, (Ülkemizde İHH başta olmak üzere yüzlerce yardım kuruluşu var.) bölgedeki insanlara doğrudan yardım edebilirsiniz. Bu, insani yardım, gıda, su, tıbbi malzemeler gibi temel ihtiyaçların karşılanmasına destek olabilir.
- Aktif Katılım: Zulme karşı sesinizi duyurmak için imza kampanyalarına katılabilir, protestolara veya sivil toplum örgütlerinin çalışmalarına destek verebilirsiniz.
- Eğitim ve Bilinçlendirme: Konuyla ilgili bilgi edinmek ve çevrenizdeki insanları da bilinçlendirmek önemlidir. Filistin tarihini, kültürünü ve yaşanan zorlukları anlatarak insanların bu konuda daha bilinçli olmalarına yardımcı olabilirsiniz.
5.Boykot 'a Devam Etmek: İsrail'in ve Siyonist markaların ürünlerini almamaya devam ederek sert ve kararlı duruşumuzu dünyaya göstermek.
Bu öneriler, Filistin'deki zulmü azaltmak veya sona erdirmek için küçük bir adım olabilir. Herkesin katkısı önemlidir ve birlikte hareket ederek daha büyük bir fark yaratabiliriz. Size hangi yöntemler daha yakın hissettiriyor? Düşünün bu yukarıdakilerden hangisini yapabilirim?
“Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki, bu imanın en zayıf derecesidir.” (Müslim, Îmân 78. Tirmizî, Fiten 11; Nesâî, Îmân 17)
Sözlerime Filistine yazdığım şiirler ile bitiriyorum.
Türkçe Şiirim:
Gökyüzünde yıldızlar parlar,
Filistin toprağında barış arar.
Zeytin dallarında umut yeşerir,
Özgürlük şarkıları kalplerde söylenir.
Topraklarında geçmişin izleri,
Özgürlük özlemiyle dolu sözleri.
Yıllarca süren mücadelede,
Filistin'in umudu asla söner mi de.
Güneş doğar, umutla aydınlanır,
Filistin'in özgürlüğü her zaman anılır.
Bir gün gelecek, barışın gölgesi,
Filistin'e huzur getirecek Türkiye ile.
Umutsuzluk asla yer etmez kalplerde,
Filistin'in özgürlüğü için dualar eder herkes birbirine.
Farsça Şiirim:
زمین فلسطین، آسمان آرزوها
صدای صلح از دل زیتونهای معطر میآید
تاریخ در این خاکها گرهگشاست
آرزوی آزادی در هر نفس جاری است
مبارزه و پایداری در این داستان
فلسطینیها برای آزادی تلاش میکنند
امید در دلها همواره درخشان است
آرزوی صلح در دل هر آدمیان زنده است
فلسطین زیبایی و تاریخی بیپایان دارد
به آیندهای امیدوار و شادیبخش نگاه میکند
یک روز خواهد آمد که آرامش در این دامنها پدیدار خواهد شد
فلسطین، آرزوی آزادی و صلح، همیشه در دل ماست.
İngilizce Yazdığım Şiirim:
In Palestine's land, dreams touch the sky,
The scent of peace from olive trees does fly.
History's knots untangle in this soil's grace,
Desire for freedom in every breath does trace.
A tale of struggle, resilience profound,
Palestinians seek freedom, their hearts resound.
Hope gleams bright within every soul,
Yearning for peace is a universal goal.
Palestine holds beauty, an endless story,
Gazing towards a future, hopeful and full of glory.
A day will dawn when tranquility appears,
Palestine's wish for freedom and peace, forever perseveres.
Yukarıdaki makalemi Türçe, Farsça ve İngilizce olara Podcast şeklinde Youtube kanalında paylaşacağım.
Abdurrahman Türkoğlu
Selçuk Üniversitesi
Fars Dili ve Edebiyatı









