Geceye Düşen Ayetler
Önsöz
Türkçe: Bu roman, namlunun ucuna yaslanmış şehirler için yazıldı.
Farsça: این رمان برای شهرهایی نوشته شد که تکیه بر لبهی لوله تفنگ دادهاند.
Okunuş: İn român berâ-ye şehrhâyi neveşte şod ke tekye ber lebe-ye lule-ye tofang dâde-and.
Anlam: Bu roman, namlunun ucuna yaslanmış şehirler için yazıldı.
Türkçe: Çünkü bazen, savaş yalnız bombalardan ibaret değildir.
Farsça: چون گاهی جنگ فقط به بمبها محدود نمیشود.
Okunuş: Çun gâhi ceng fegat be bombhâ mahdud nemişevad.
Anlam: Çünkü bazen, savaş yalnız bombalardan ibaret değildir.
Türkçe: Asıl savaş, kalptedir.
Farsça: جنگ اصلی در دل است.
Okunuş: Ceng asli der del est.
Anlam: Asıl savaş, kalptedir.
Türkçe: Ve bazen tek bir cümle, füzeden daha sarsıcıdır.
Farsça: و گاهی یک جمله از موشک هم لرزانندهتر است.
Okunuş: Ve gâhi yek cumle ez muşek hem lerzânende-tar est.
Anlam: Ve bazen tek bir cümle, füzeden daha sarsıcıdır.
Birinci Bölümden Giriş
Türkçe: Gece, Tahran semalarında savaş uçakları çığlık atıyordu.
Farsça: شب، هواپیماهای جنگی بر فراز آسمان تهران جیغ میکشیدند.
Okunuş: Şab, hevâpeymahâ-ye cengî ber ferâz-e âsemân-e Tehrân cigh mikeshidand.
Anlam: Gece, Tahran semalarında savaş uçakları çığlık atıyordu.
Türkçe: Hümeyra, haber merkezinde kan ter içindeydi.
Farsça: حمیرا در مرکز خبر غرق عرق بود.
Okunuş: Hümeyra der markez-e xeber ğarğ-e aregh bud.
Anlam: Hümeyra haber merkezinde kan ter içindeydi.
Türkçe: “İsrail karadan girdi!” diye bağırdı bir muhabir.
Farsça: یکی از خبرنگاران فریاد زد: «اسرائیل از زمین وارد شد!»
Okunuş: Yeki ez xebernegârân feryâd zad: “Esrâil ez zemin vâred şod!”
Anlam: Bir muhabir “İsrail karadan girdi!” diye bağırdı.
Türkçe: Hümeyra’nın telefonu titredi: Abdurrahman arıyordu.
Farsça: تلفن حمیرا لرزید: عبد الرحمن زنگ میزد.
Okunuş: Telefon-e Hümeyra lerzid: Abdurrahman zang mizad.
Anlam: Hümeyra’nın telefonu titredi: Abdurrahman arıyordu.
Türkçe: “Çabuk gel, Tahran düşüyor.” dedi Abdurrahman.
Farsça: عبد الرحمن گفت: «زود بیا، تهران دارد سقوط میکند.»
Okunuş: Abdurrahman goft: “Zud biya, Tehrân dârad suğut mikonad.”
Anlam: Abdurrahman dedi ki: “Çabuk gel, Tahran düşüyor.”
Türkçe: O an, Hümeyra’nın dünyası ikiye bölündü.
Farsça: همان لحظه دنیای حمیرا دو پاره شد.
Okunuş: Hemân lahze donyâ-ye Hümeyra do pâre şod.
Anlam: O an, Hümeyra’nın dünyası ikiye bölündü.
Türkçe: Haberi mi seçmeli, yoksa Abdurrahman’ı mı?
Farsça: خبر را انتخاب کند یا عبد الرحمن را؟
Okunuş: Xeber râ entexâb koned yâ Abdurrahman râ?
Anlam: Haberi mi seçmeli, yoksa Abdurrahman’ı mı?
Türkçe: Dışarıda sirenler uluyordu.
Farsça: بیرون آژیرها زوزه میکشیدند.
Okunuş: Birun âcirhâ zuze mikeshidand.
Anlam: Dışarıda sirenler uluyordu.
Türkçe: Ve gökyüzü, düşen ayetlerle kararıyordu.
Farsça: و آسمان با آیههای فرو افتاده تیره میشد.
Okunuş: Ve âsemân bâ âyehâ-ye feru oftâde tire mişod.
Anlam: Ve gökyüzü, düşen ayetlerle kararıyordu.
