İSLAM FEDAİLERİ HAREKETİ ve NEVAB SAFEVİ
- Aile Hayatı
- Genç Doku
- İslam
- Muhammed Emin Yıldırım
- Edebiyat
-
Admin
- 0
- 614
- 20 gün önce yayınlandı
İslam Fedaileri Hareketi & Nevab Safevi
Şehit Nevab Safevi 1924 yılında Tahran’ın “Haniabad” ilçesinde doğdu, ilkokulu bitirdikten sonra Abadan’a gitmiş ve tahsilini sürdürmek için Necef’e giderek orada ilmi eğitim almıştır.
Lise yıllarında İslami bilinçle kuşanan Nevab Safevi, Batılı sömürgecilerin ülke üzerindeki çirkin hesaplarını kavramaya başladı. Özellikle de medresedeki İslami öğreti ile okuldaki Batı kaynaklı ilim arasındaki çelişkiler, Batı’nın çarpık yüzünü daha iyi kavramasına yol açtı. Düşünceleri : 〝İslam dünyasının üniversiteleri neden bir tane bilim adamı bile yetiştiremiyor? Batı’ya neden muhtacız? Bu kadar servet, toprak, tabiat, düşünce birikimi, dini hikmet ve Batı’dan daha zengin olan Kur’an ahlakına sahipken, neden Batılılara dilencilik için elimizi uzatıyoruz? vb. düşüncelerdiʺ
Bu düşünceleri fiiliyata geçirmeyi düşünen Nevab gençlik yıllardın da İslami faaliyetlere katılıyor. Korkusuzca konuşmalar yapıyor ve dönemin başbakanına ve Şahına meydan okuyordu. Müslüman çevreler tarafından destek alan Nevab İslami öğreti çerçevesinde yapılan siyasi ve askeri bir teşkilatın kurulmasının zorunlu olduğuna kanaat getirdi.
Yoğun bir çalışma temposu tutturan Nevab Safevi bütün enerjisini İslami bir teşkilat kurmaya yöneltti. Yorulma bilmez çabalarından sonra〝İslam Fedaileri Cemiyeti〞adında teşkilat kurdu. İslam Fedailerinin Dini ve Siyasi düşüncesi; hükümetin ıslah edilmesi, toplumun ise emri bil maruf ve nehyi an’il münker ile toplumu eğitmek hedefleniyordu.
Ancak Sömürgecilik İslam coğrafyasını çevrelemiş, Müslümanların servetleri yağmalanıyor ve devletin başında Sömürgeci efendilerinin çizgisinde olan kukla liderler vardı. Hatta durum öyle ileri gitmişti ki dönemin Şahı Rıza Pehlevi Atatürk’ün misafiri olarak Türkiye’de kaldı nedeni ise devrimleriyle halkın birçok kesiminin canını yakan komşu ülkeden laiklik ve dinsizlik adına çok şey öğrenmekti. Ülkesine adımını attığı gibi İran kadınını modernleştirme adına örtüyü çıkartma modası başlattı. Ve sonunda kadınlara tesettürü yasakladı. Türkiye’de birçok insanı ipe götüren şapka devrimini de ikinci aşamada devreye sokmuştu.
Bu durumlar Nevvabı ve arkadaşlarını endişelendiriyordu. Bunun içi acilen bir şeyler yapmaları gerekiyordu. Nevvab’ın kafasında〝İslam Milletleri Birliği ʺ ile ilgili çalışmalar vardı. İslam Fedai’lerinin bir özelliği de Taassupçuluktan kaçınmaktı onlara göre ‘Şii- Sünni’ kavgası İslam’a zarar veriyor ve Batılı Emperyalistlerinde ekmeğine yağ sürüyordu. O zamanlarda Osmanlı İmparatorluğunun Asya’daki topraklarının paylaşımı için İngiltere ve Fransa 16 Mayıs 1916’da bir araya gelmiş ve bir anlaşma imzalanmıştı. Antlaşma Filistin topraklarının uluslararası bir heyetin denetimine verilmesi ön görülüyordu. Ancak anlaşmanın taraflarından İngiltere’nin başka hesapları da vardı. Gizli hedeflerine ulaşmak için fırsatlarını buldukça anlaşma maddelerinin dışına çıkılıyordu. 2 Kasım 1917de Balfur bildirisi ile resmen Filistin toprakları İsrailli Siyonistler tarafından işgal edildi.
Filistin topraklarının Siyonistler tarafından işgal edilmesi İran’ın Müslüman halkının öfkesini kabartmıştı. Özelliklede İslam Fedailerini Sarsan bu olaydan sonra Nevab Sefevi kürsüye çıkarak Filistin’deki Müslüman kardeşlerine yapılan bu olayları şiddetle kınıyor ve Müslüman kardeşlerini sonuna kadar desteklediklerini ve acılarını paylaştıklarını dile getiriyordu. Hatta İslam Fedaileri beş bin kişilik bir gönüllü ordusu toplamış Filistin’e cihada gitmek istemişlerdir. Dönemin başbakanından izin istemiş, izin verilmeyince cihada katılamamışlardır.
İslam Fedailerinin Filistin davasına sahip çıkmaları diğer cemaatleri de derinden etkilemiş, özellikle mısırdaki en bilenen cemaat〝İhvan-ı Müslim〞’in ve İslam Fedailerinin kardeş cemaat olmasına sebep olmuştur.
Nevab sadece İran ve Filistin’le kalmayıp diğer İslam ülkeleriyle de ilgileniyor ve çeşitli İslam ülkelerine ziyaretler ediyordu. Mısıra giden Nevab İhvan-ı Müslimin tarafından çok sıcak ve dostane bir şekilde karşılanıyor, İhvanın o zamanki üyelerinden Seyyid Kutupla müzakereler ediyor ve İslam davası için Ümmetçilik şuuru, İslami Vahdet şuuru için neler yapabiliriz diye kafa yoruyorlardı. Nevab İran’a döndükten sonra Mısırın İhvanını ve İhvanın rehberi Şehit Hasan el Benna’yı hürmetle anıyor ve İran halkının dostları olarak nitelendiriyordu.
Pakistanlı bir gazeteci Nevap Safevi’nin Şii-Sünni ayrılığı ile ilgili bakış açısını öğrenmek istiyor ve gazeteciye Nevab şu şekilde cevap veriyor: 〝Müslümanların hakikatleri idrak etme, Şii-Sünni ayrılığını bir tarafa bırakma ve hep beraber Allah’ın kitabına sımsıkı sarılma vaktinin gelmediğine oldukça üzülüyorum. Kesinlikle Kur’an-ı Kerim mevzide bekleyen düşmana karşı güçlü, dinamik ve sağlam bir vahdet oluşturabilir〝
İslam Fedailerinin diğer cemaatler den ayıran en önemli tarafı da İslam düşmanlarına suikast düzenlemeleriydi. Özellikle başbakanlara yapılan saldırıları metot olarak; ilk başta saldırı yapacakları kişi uyarılıyor, eğer o kişi hâlâ harekelerine ve faaliyetlerine devam ederse İslam Fedailerinin gönüllüleri tarafından infaz ediliyordu.
Askeri darbeyle iktidara gelen Zahidinin hükümete geçmesiyle siyasi ve dini guruplara savaş açılmıştı. Bu hükümet diğer hükümetlerden daha dişli çıkmıştı. Fakat bu hükümetin ömrü de az oldu ve yerine askeri darbenin ikinci hükümeti Hüseyin Âlâ geçti. Hüseyin Âlâ İslam ülkelerini Sömürgeci planlarına alet etmek için ‘Sento’ anlaşmasını imzalamak istiyordu. İran’ın böyle bir anlaşma yapacağına şiddetli tepki gösteren Nevab Hüseyin Âlânın öldürülmesinin gerektiğini düşündü. Fedailerden bir kişi gönüllü oldu. Silahın tutukluk yapması sonucunda Âlâ yaralandı suikast gerçekleşemedi. Hükümet ülkede derin aramalar yapıyor, Nevab ve arkadaşları aranıyordu, kısa sürede Nevab’ı ve arkadaşlarını bulan görevliler 17 Ocak 1956’da Nevvabı ve arkadaşlarını kurşuna dizerek şehit ettiler. Allah şehadetlerini kabul etsin.
