Muhammed Emin Yıldırım İle Röportaj
Muhammed Emin Yıldırım İle Röportaj
Ben: 1.) Çocukluğunuz sizin hayatınıza nasıl bir katkı sundu? Nasıl bir ortamda yetiştiniz?
Hoca:1.) Bismillahirrahmanirrahim Cenabı Hak görüşmemizi konuşmalarımızı inşallah hayırla başlatsın, hayırla devam ettirsin tabi insanın kendisini anlatması zor bir şeydir. Gerçekten mesele başka bir şey olsaydı biraz daha rahat konuşabilirdik ama inşallah sizler gibi genç kardeşlerimize örnek olmak için bazı tecrübelerden istifade edebilmeniz için bende istemeye istemeye bu sorulara cevap vereceğim inşallah hayırlara vesile olsun, hayırlarla neticelensin.
Ben 1973 Erzurum Horasan doğumluyum. Yetiştiğimiz bölge itibariyle yetiştiğimiz ev itibariyle Elhamdülillah çok güzel istifadelerimiz oldu. Önce biraz bölgeden bahsedeyim size: Erzurum bölgesi zaten ilmi anlamda da İslam’ı yaşama ve yaşatma noktasındaki hassasiyetleri itibariyle de güzel bir zemindir hamt olsun. Her ne kadar biz bizden öncekilerin anlattıkları zamanın hepsini göremesekte ama birçok şeylerini de en azından çocukluk devremizde gördük ve şahit olduk. Burada özellikle Allah selamet versin babamın çevresinin çok geniş olması, evimizin horasanda merkez olma gibi bir özellikte bulunması gelen gidenin çok fazla olması, özelliklede bölgede bulunan hocalarımızın âlimlerimizin, aşiret liderlerinin köyde itibar gören insanların gelip gitmesi ile bizlerde birçok şeyi çocukluğumuzda o zeminde yaşadık. Ben şöyle geriye gidip hatırlamaya çalışıyorum zaten unutmamızda mümkün değil, gün yoktu ki misafirimiz olmasın, hemen hemen her gün misafirimiz vardı ve gelen insanlar o günkü şartlar içerisinde üç, beş gün evimizde kalırdı. Onların yanında bizlerde oturur onları dinlerdik. Onlardan istifade ederdik ama bunun ötesinde birde bazen evin dış tarafında bulunan büyükçe misafir odasında bölgenin saygın isimleri gelip orada halka irşat ettiklerini, halka vaaz ettiklerine de şahit olurduk. Elhamdülillah böyle bir zeminde yetiştiğimizden dolayı o gün oralarda konuşulanlar söylenenler çok güzel bir etki bıraktı bizde. Ben şimdi insanlara konuşurken, vaaz ederken, ders verirken hiç aklımda tutmadığım, o anda aklıma gelmeyen ama o alanda irticali konuşurken bir anda zihnime düşen otuz sene önce, otuz beş sene önce o mecliste konuşulmuş bazı şeylerin zihnimde canlandığına şahit oluyorum. Buda o yetiştiğimiz zeminin bu manadaki bereketine ait bize çok güzel izler bıraktığının bir göstergesi.
Ben: 2.) Anne ve babanızın üzerinizde bıraktığı derin tesirlerden bahseder misiniz? Sizi yetiştirirken nasıl bir eğitim metodu izlediler?
Hoca: 2.) Babam Allah Selamet versin şuanda da hayattadır. 80 küsur yaşında. Elhamdülillah biz beraber otururuz. Âlim bir zat değildi ancak Amil bir zatdı. Çok âlimleri severdi ilme karşı iştiyakı, arzusu vardı. Ancak kendisi bu manada bir ilim elde edememişti. Rahmetli annem ise okuma yazma bilmeyen birisiydi (ümmiydi) ama dindarlık adına bugün birçok diploma sahibinden çok daha farklı olduğunu biliyorum. Bu manadaki sevgisini iştiyakını ulemaya karşı sahabeye karşı efendimiz (as) karşı sevgisini hiç unutamıyorum. Mesela rahmetli annemin efendimiz (as) mın adını her anışında elini göğsünün üzerine koyduğunu, sesinin titrediğini, gözlerinin yaşla dolduğuna ben şahit olmuşumdur. Belki peygamber (as) mın dünyasına karşı çokta bilgisi yoktu ama böyle bir sevgi ve iştiyakı vardı. Belki bu aşk, bu sevgi, bu sevda binlerce cilt kitabın öğretemeyeceği kadarda aslında bize bir şeyler öğretiyordu. Dolayısıyla onların o aşk hali sevgileri bize çok şey katmıştır yani ne kadar nasiplendik biz bilemiyorum ama en azından bizim dünyamızda da biraz olsun hazreti peygambere ve ashabı kirama sevgimiz varsa o sevginin tohumlarının o sevdadan atıldığını bilir ve ona inanırım. Babama gelince babam Allah selamet versin 80 küsur yaşında dediğim gibi ben o evin 6. Çocuğuyum benden önce 5 tane kız var. Ve ben 6. Çocuk olarak gelmişim doğuda, doğuyu bilenler bu sözlerimi daha iyi anlayacaklardır. Erkek çocuğu evin yükünü taşıyan olduğu için 5 kızdan sonra gelmek bir yönüyle o kadar yükün altına girmektir. Babam Allah selamet versin ben 20 yaşlarına gelinceye kadarda beni okutmamak için her türlü yolu denedi. Yani o zamanki sorumluluk gereği eve bir şekilde katkı sağlama adına bir şeyler yapmak gerekiyor. Çünkü babamın yaşı ilerlemiş evde başka çalışacak kimse yok dolayısıyla böyle bir şey olmalı. Benden 2 yaş küçük erkek kardeşim var ‘Ömer’. Babam benim tüccar onun ise talebe olmasını istiyordu. Onun için onu çocukluktan itibaren mektebe, medreseye gönderdi. Hafızlık yapsın diye o zamanki kuran kursuna gönderdi ama kaderi ilahi başka işleyince işliyor ben ilim yolunda oldum kardeşim ticaret yolunda oldu. Yani babamın istediği beklediğinin tam tersi oldu ama buna rağmen bu kadar meselenin içerisinde elhamdülillah yani birçok şey öğrendik ve belki de ben şimdiden durup şöyle geriye doğru bir muhasebe yaptığım zaman aslında 20 küsur yaşlarına kadar ticaretinde içerisinde olmanın da çok önemli bir kazanım olduğunun kanaatindeyim. Bugün bazı meseleleri anlamakta, algılamakta bazı meseleleri kavramakta o yıllardaki ticaretin bizim üzerimizde mühim bir biçimde etkisi var. (Olumlu bir biçimde) belki de ilim yolunda olan insanların ticaretle uğraşmaları hayatı anlamaları açısından, hayatın yükünü tam anlamıyla kavramaları açısından güzel bir imkân olduğunu düşünüyorum. Öyle bir etkisi olduğundan dolayı da en azından müspet manada rabbime hamt ediyorum.
Ben: 3.) Okul-medrese hayatınızda karşılaştığınız hocalarınızla münasebetleriniz nasıl idi sizde derin etkiler bırakan birisi oldu mu?
Hoca: 3.) Ben ilkokulu, ortaokulu ve lise 2 ye kadar olan bölümü Horasanda okudum. Lise 2’de okulu bıraktım ama ortaokullu yıllardayken de hem medreseye hem okula gidiyordum. Lise 2 den sonra İstanbul’a geldim. Yıl 1989 Liseyi dışarıdan bitirerek buradaki medrese tahsili mide devam ettirmiş oldum. Elbette gerek ilkokul, gerek ortaokul, gerek lisede gerekte medresede böyle hayatında çok güzel hatıraları olan ve kendime rol model olarak belirlediğim, işte bakın ne güzel olunuyormuş dediğim çok güzel örnekler oldu. Yani ortaokul yıllarındaki din dersi öğretmenlerim öyle, medresedeki hocalarım öyle daha sonraki süreçte tanıştığım hocalarım öyle bu manada hepsinden çok istifade ettiğim kanaatindeyim cenabı hak hepsinden razı olsun.
Ben: 4.) Gençlik yıllarınızda düşünce dünyanızın olgunlaşması açısından hangi eserleri okurdunuz?
Hoca: 4.) Lise yıllarında epeyce kitap okuduğumu hatırlıyorum. 1985-90 yıllar arası o zamanki Türkiye’deki fikri anlamda süreci bilen insanlar bu söyleyeceklerimi daha iyi anlayacaklar. O yıllar Birazda tercüme eserlerin çok ciddi bir biçimde revaçta olduğu yıllardı. O zamanlar Mısırda Seyit Kutub’un, Abdülkadir Üdeh’in, Hasan el Benna’nın kitaplarının her gün tercüme edildiği yıllardı. Ve biz memlekette de (horasanda) Babamın İslami bir kitap evimiz vardı. Kırtasiyesini ileriki bir zamanda biz kitap evine dönüştürmüştük. Çok ciddi kitap gelirdi bize o yıllarda da vakıflar yok dernekler yok bütün İslami hizmetler kitap evleri üzerinden yürüyor. Öyle olunca biz kitap konusunda hiç sıkıntı çekmedik elhamdülillah. Her çıkan kitaptan da nasiptar olduk. Ama ben gençlik yıllardan itibaren tanıştığım ve elimden düşürmediğim en önemli kitaplardan birisi Said Nursî’nin Risale-i nurudur. Risale-i nurdan çok ciddi bir biçimde istifade etmişimdir. Sonraki süreçlerde de o manadaki okumalarımız devam etti. Ama dediğim gibi o yıllardaki tercüme kitapların büyük bir kısmını da okuduğumu hatırlıyorum.
Ben: 5.) Çocukluk ve gençlik yıllarınızda sizde önemli etkiler bırakan okumalarınız oldu mu? Hangi kitaplar örnek verebilir misiniz?
Hoca: 5.) Dediğim gibi Risale-i Nurlar, Hasan El Benna’nın Risaleleri, Mevdudi’nin kitapları kısmen o zamanlar tercüme edilen bazı İranlı yazarların kitaplarını da okuduk. Yani bunlar gibi epey bir biçimde kitap okuduğumu bilirim. Özellikle ortaokulun sonlarından, Lisenin sonlarına kadar bu manada okumalarımız devam etti. Şöyle mesela geriye dönüp baktığım zaman, yıllar sonra burada genç arkadaşlara bir daha okuttuğum. Seyit Kutub’un〝‘Yoldaki İşaretler’, ‘Kuranda Edebi Tasvir ’‘Kuranda Kıyamet Sahneleri’ ʺ gerçekten çok güzel kitaplardı ve o yıllarda da okuduğum zaman çok ciddi bir şekilde etkilendiğimi bilirim ve yıllar geçmiş olmasına rağmen o okuduğum bazı pasajların halen aklımda olduğunu görürüm. Dolayısıyla o yıllarda okunan kitapların belki de ‘gençlikten kaynaklanan bir şey’ iyi hafızamızda yer edindiğini görüyorum. Bunlardan epeyce istifade ettik elhamdülillah.
Ben: 6.) Çocukluk ve gençlik yıllarınızda içinde bulunduğunuz sosyal etkinlikler nasıldı ve size ne kazandırdı veya ne kaybettirdi?
Hoca: 6.)Bulunduğum zemin islami anlamda en azından islamı yaşamaya gayret ettikleri bir zemindi. Bizde o zeminde yetiştik hamd olsun yani en azından helale, harama dikkat eden bir zemininde yetişmenin bir avantajlarını çok üst düzeyde çektik. Belki dez avantajlarından bahsedilirse evimizin konumundan dolayı gelen giden misafirlerden kaynaklanan bir dez avantaj söz edilebilir. Ama onunda o zamanki yıllarda bize bir zenginlik anlamında çok önemli şeyler kattığını görüyorum şimdiki hayatımda dolayısıyla o zaman var olan her türlü imkandan istifade etmenin güzelliğini yaşadık hamd olsun.
Ben: 7.) Sizde derin etkiler bırakan şahsiyetler kimler oldu, hangi yönleriyle sizi etkilediler? Her biriyle olan hatıralarınızı anlatır mısınız?
Hoca: 7.) Elbette bahsettiğim okul yıllarında din dersimize giren hocalarımızın daha yeni yeni okullarda namaz kılan öğretmenlerin çoğalamaya başladığı yada tek tük olsada bizim gözlemlemeye başladığımız bir döneme geldi bizim çocukluğumuz o yıllarda tanıştığım ve derslerime giren hocalarımdan çok etkilendiğimi söyleyebilirim sonraki süreçte medreseye gidince medresedeki hocam allah selamet versin hala yaşar seyda Süleyman ondan bu manada çok güzel şeyler gördüm yani ilmin değerini , vakarını ,izzetini ilmin insana kattığı o güzelliği ve ilmin oizzetiyle yaşama sorumluluğuna ait ortayakoyduğu bazı şeyleri beni çok ciddi bir şekilde etkilemiştir çünkü insan karşısında yaşayan örnekler gördüğü zaman kitaplarda okuduğu bazı şeylerin hayattaki karşışığını müşahade etmesi okumakla aynı olmuyor görmek okumakla aynı değildir o görmenin ayrıca bir etkisi vardır ki onu işte biz medresdeki yada okullardaki hocalarımızdan gördük onlarla yaşadığımız hatıralar noktasındada tabi bizim gençlik yada çocukluk devrelerimizde her gencin ve çoxuğun yaşadığı şeyleri bizlerde yaşamışızdır yani bizde bazen ihmalkarlık etmişizdir bazen yorulmuşuzdur bazen gençliğin yada çocukluğun insana telkin ettiği bazı şeylere kapılmışızdır ona rağmen onlardan gördüğümüz rıfk, müsemmaha , merhamet hiç unutmayacağım şeylerdir. Her nekadar bazen aksattığımız zamanlar olsada hocalarımızn bu manadaki merhameti her zaman için benim üzerimde çok olumlu tesirleri olmuştur. Mesala medresede derslerimize giren bir hocamızı hatırlıyorum o zaman efendimiz(as) mın dünyasına ait bir şeyler anlattığı zaman yada sahabeye şöyle dizinevurur ayağa kalkardı vallahi bu adamlar insanların imanlarına takviye ediyor diye haykırırdı hiç unutmam mesala onu bu adamlar insanın imanını takviye ediyor. Sahabeye karşı olan muhabbet, sahabeye karşı olan sevgi onlara karşı duyulan iştiyak o günlerde belkide o gördüklerimizin bir neticesidir bir karşılığıdır bunları söyleye bilirim bu bahiste.
Ben: 8.) Seyahatleriniz hangi ülkelere oldu? Bu seyahatlerden sizde nasıl bir tecrübe oluştu?
Hoca: 8.) Epey seyahatimiz oldu elhamdüllilah mesala ben medrede okurken istanbula geldikten sonrada o tedrisatı devam ettirdim. O zaman ki yıllar çerçevesinde şuna kanaat getirdim artık bizim türkiyenin bir dışına çıkmamız gerekir çünkü bizim şark üsülü medreselerde bir müfredat vardır o müfredatın dışına pek çıkılmaz Arapçadaki alet ilimleri çok üst düzeydedir ama muhadese biraz zayıftır onun için ne yapalım bir yerlere gitmemiz lazım diye düşünürken bir imkan ve bir fırsat oldu ilk başta irana gittim ben iranı bir dolaştım orada bir müddet kaldım baktım ki yok yani irandaki tedrisat bizim alacağımız bir tedrisat değil ordaki telkinat da doğru bir telkinat değil ordaki meshebi farklılık ve mesheb üzerine kurulan tedrisatın bize hiçbir faydası olmacaktı ondan sonra ben suriyeye gittim geldim suriyede çok güzel imkanlar vardı o zamanlar çok güzel alimler vardı. Çok güzel tedrisat lar vardı bir miktarda o rada kaldım ordanda epeyce istifade ettiğimi bilirim. Sonra bir arkadaşımızın tavsiyesi ile ürdüne gittim ordada bir miktar kaldım oradanda istifade ettim ürdün çok hoşuma gitmişti o yıllarda hatta kalmayıda düşündüm orada bir ara dahauzun süreli ama baktım ki bazı eksiklikler var bizim tam böyle istediğimiz beklediğimiz havayı orada yakalayamadık birazdada palıydı o günlerde de maddi anlamdada çok ciddi bir imkanımız yoktu yine o zaman allah selamet versin. Filistinli bir arkadaşımızın vesilesiyle mısıra gittim. Sene 1999 mısırda kahirede istediğimiz şekilde bir zemin bulabildik elhamdülillah ve 99dan 2004 de kadar zaman zaman türkiyeye gidip gelme şartıyla bir 5 yıllık mısır hayatımız var. Mısırda çok güzel hatıralarımız oldu çok güzel hocalarımızla ülemanın büyükleriyle tanışma imkanımız oldu onlardan ders okuma imkanımız oldu oradaki o yılları ben hayatımın en verimli yılları olarak tanımlıyabilirim yani ondan sonrada gerek arap ülkeleri olsun gerek avrupadaki bir çok ülke olsun bir çok yere gitmek nasip oldu hamd olsun. Ve her taraftan elbette çok şeyler kazandık seyahat insana bir çok şeyi kazandırtıyor hem yol itibariyle bir mektebe dönüşüyor gittiğiniz yerlerden alacağınız şeyler anlamında çok güzel imkanlar oluyor halende seyahat etmeye devam ediyoruz bakalım nereye kadar götüreceksek bu işi.
Ben: 9.) Türkiye’nin sizin gençlik yıllarınızdaki durumu ile bugün geldiği noktayı kıyaslar mısınız?
Hoca: 9.) Elbetteki o zaman güzel olan yönleride var. Bugün bazı daha güzel olan yönleride var. İşte o zamanki avantajların bu zaman ki dez avantaj olarak çıkma yönleride var. Genel bir mukayese yaparsam bu konuda şunları söyleyebilirim o yıllarda nimetler azdı nimetler az olmasına rağmen yapılan hizmetler o nimetler çerçevesinde daha fazlaydı. Çok daha güzel bir heyecan vardı mesala ben o yıllarda gençler olarak bizleri 20. Yaşlarda ve daha aşşağı yaşlarda ki gençlerin heyecanını bugün göremiyoruz. Günler süren yolculuklar yapılırdı günler süren purogramlar yapılılırdı. Hiçbir bıkkınlık olmazdı. Şimdi bir doyumluluk hali var. Nimetler o kadar fazla ki insanlar artık hiçbir şeyden tatmin olmuyorlar. O zamanlar biz bir gazeteciyle, bir yazarla, bir alimle kitaplarını okuduğumuz bir üstadla yarım saat 10 dk 5dk konuşmayı hayal bile edemezdik onlar hepsi istanbuldaydı yada türkiyenin dışındaydılar biz ufacık bir kasabadaydık mümkün değildi yollarımızın kesişmesi ama buna rağmen sanki yanımızdaymışız gibi onların yazdıklarını çizdiklerini söylediklerini çok ciddi bir biçimde takip ederdik. Kim ne söylüyor? Kim ne konuşuyor kim ne yapıyor hepsinden haberimiz olurdu küçücük bir kasabada her tarafta bu manada haberdar olurduk. Bir yerlerde bir program olduğu zaman aşkla şevkle oralara doğru koşardık mesala ben 89da istanbula geldiğim zaman sultan çifliğinde şuanki adıyla sultan gazide oturuyordum ozamnlar cumartesi günü sabahleyin oradan yola çıkıp taa çamlıcaya gidip Üsküdar çamlıcaya sabah orada bir ders okuyup öğleden sonra başka bir yerde ders okuyup akşam acıbademe sahraicedide gidip orada bir ders okuyup ertesi gün tekrardan çamlıcaya gelip bir ders okuyup akşamında tekrarında başka bir yere gidip ders okuyup Pazar günü akşam eve döndüğümü hatırlarım yani hocaların peşinden biz dolaşırdık ki bize bir metin okusanlar bir kitap okusunlar diye ama şimdi elhamdüllah bir çok kurumumuz var. Hocalarımız talebenin ayağına gidiyor. Her türlü imkan var. Kitapdeseniz hiçbir kitabımız eksik değil. İmkan deseniz öyle para deseniz cebimiz para dolu ama buna rağmen ogünkü şartlar çerçevesinde ki heyacanı aşkı bugün göremiyoruz. İşte burada da aslında nimetlere karşı yaklaşımdan kaynaklan bir sıkıntı olduğunun kanaatindeyim rahata ermek Müslümanın gayretini ve mücahadele azmini artıracağı yerde rahat ne yazıkki rehavete dönüştü bizlerde dolayısıyla kıyas yaptığımız zaman o günkü şartlar çerçevesindeki eksikliklerin aslında bazı yönüyle nimete dönüştüğünü o zamanki mahrumiyetlerin nimete dönüştüğünü ama bugünkü nimetlerin ise , nimetlerin varlığının içinde insanlara mahrumiyet adına bir hal yaşattığını üzülerek söylemek durumundayım.
Ben: 10.) Askerlik yıllarınız nasıl bir ortamda geçti? Dini yaşamınıza engel bir durum var mıydı?
Hoca: 10.) Askerlik yılları değil, askerlik günleri diyebilirim ben 29 günlük bir askerliğim var mısırdandöndükten sonra burdurda kısa dönem bir askerlik yaptım. 29 gün içerisinde ne kadar hatıra olur bilmiyorum ama bazen askerliğe ait birşeyler anlatmaya başlayınca arkadaşlarım kardeşlerim gülüyorlar işte hocam sanki çok uzun süre askerlik yapmışta hatıraları varmış gibi ama oraya en azından bir girmişiğimiz var o zemini bir şekilde bizlerde teneffüs ettik. Yaşanması gereken bir tecrübe olduğuna inanıyorum. Yani gerçekten askerlik dediğimiz o ortamın bir şekliyle yaşanarak oradanda bir şeyler alınacağı kanaatindeyim özellikle gittiğim günlerdeki kıldığım namazların tadını hiç unutmuyorum mesela zordu, meşguliyet fazlaydı yasakyada bir şeyle karşılaşmadık ama adamlar namaz kıldırmamak için her türlü meşguliyeti yüklüyorlardı bize o zaman içerisinde o botları çıkarma giyme yada bazen çıkarmadan kılmak zorunda kaldığınız zaman diliminde özellikle 2-3 gün o ilk günlerde ki o namazları söyleyebilirim hatıra olarak.
Ben: 11.) Evliliğiniz nasıl gerçekleşti, kimler vesile oldu?
Hoca: 11.) 1994 yılında evlendim yani genç denilecek bir yaşta kendi memleketimden dayısı çocukluk arkadaşım olan bir hanımla evliliğim gerçekleşti. Elhamdülliah öyle bir vesile oldu. Yani bizde çok fazla yetiştiğimiz muhit noktasındada çok fazla öyle bize bırakılmazdı o iş genelde büyüklerimiz hallederlerdi.yani onlar beğenirlerdi onlar uygun görmüşlerse zaten bizim içinde uygun sayılırdı. Ama bizimki hamt olsun öyle bir tavsiye üzerine oldu. O şekliylede evliliğimiz gerçekleşmiş oldu.
Ben: 11a.) Evlilik hayatınızda huzuru nasıl yakaladınız?
Hoca: 11a.) 94 yılında evlendim ben o günlerden bu güne kadar hamt olsun cenabı hakka yüzbinlerce kez şükürler olsun bir sıkıntıyla karşılaşmadım o saadeti yakalamanın en önemli sebebi olarak da ben beklenti itidalini görüyorum bugün bizede bazen gelen bazı sıkıntılı durumlarda eşleri dinlerken karı kocayı dinlerken evliliklerini sıkıntıya uğratan en önemli sebebin birbirlerinden aşırı bir beklenti içerisine girmekten kaynaklanan arızalardan ortaya çıktığına şahit oluyorum .bizde hamt olsun o yoktu yani eşimde o manada çok itidalli bir hali vardı bizimde öyle yokluklar içerisinde evlendik çok yokluklar çektik buna rağmen hiçbir sıkıntı olmadan destek olarak birbirimize yıllar sürem bir talebelik halen talebeliğimiz devamediyor böyle bir evliliğe katlanmak her baba yiğidin harcı değil bazen günler olmazki eve gidemeyiz yani bizim halimiz ne yazık ki böyle bütün evin yükü hanımın sırtında 3 tane çocuk var onların bakımı hepsi ona ait onun sırtında böylebir evliliği yürütmek ancak fedakarlıkla olan bir şeydir hamd olsun biz o manada cenabı hakkın büyük bir nimeti ile karşı karşıyayız.
Ben: 12.) Kaç çocuğunuz oldu? Onları nasıl yetiştirdiniz?
Hoca: 12.) 3 tane oğlum oldu. Büyüğü 99 da oldu tacettin isminde ona dedesinin ismini verdik bizdede öyle bir adet vardır. Genelde ilk torunlara dedelerinin ismi verilir. Bizde bir şey diyemeyiz zaten o konuda babam öylelikle koyduk tacettin ismini .2002de mısırdaiken ortanca oğlumuz oldu ona hubeyb ibn adiy den esinlenerek hubeyb ismini verdik oğlumuza 3.süde 2005de oldu onada hamza ismini verdik. Cenabı hak 3ünüde isimleriyle yaşatsın inşallah. Çokuklarımıza genelde biz evde eğitim vermeyi tercih ettik. Elbette vakfımızın çalışmalardında onlarda bulundular programlarda bulundular. Onların yaş guruplarında olan bazıçalışmalarda o kula gittiler okul dışındaki eğitimlerinde genel anlamda evde anneleri ilgilendi onları yetişrime husuunda gayret içerisinde oldu. Halende çocuklarımızın bumandaki eğitimleri devam ediyor. Şu anda büyük oğlumuz imam hatipe gidiyor.Lise 2.sınıfa hamd olsun belli bir noktadada sevgileri var. Ama tabiki kat edecek daha çok mesafe var.
Ben: 13.) İslam dünyası sizin ruhunuzda gönlünüzde nasıl bir yerde duruyor? Ümmetin birliği dirliği noktasında hangi çalışmalarınız oldu? Neler tavsiye edersiniz?
Hoca: 13.) İslam dünyası koca bir alem ve biz o alemin içerisinde olmakla iftihar etmemiz gereken o ailenin bir bireyi olmaktan dolayıda cenabı hakka hamd etmemiz gereken bir noktada duruyoruz elbetteki şuanki ümmetimizin hali her Müslümanın yüreğini dağladığı gibi bizimde yüreğimizi dağlıyor. 1milyar 700 milyon Müslümanız paramparçayız zalimler çoğrafyalarımızı işgal etmişler. Her tarafta kan var göz yaşı var. Sıkıntı var problem var varda var. Buna rağmen biz bu mevcut resmin menfi tarafına bakıp olumsuzluklarıyla kafa yorup olumsuzluklar üzerinde ağlayıp sızlamanın bize bir faydası olamadığınada inananlardanım ben sizler yaşındayken yani 20li yaşlardayken ümmetin en büyük sorunu nedir diye soru sormuştum kendi kendime aldığım cevapta ümmetin en büyük problemi benim demiştim. Demekki ben adam olursam eğer gerçekten şahsiyetli bir Müslüman olursam ümmetin problemlerini çözme noktasındada belki birşeyler yapabilirim. Ama ben kendimi bu manada yetiştirmezsem ümmetin yetişmesi mümkün değil merhum hasan el bennanın çok güzel ifade ettiği gibi önce Müslüman fert şahsiyet olmalı yani kendisini bu manada bir şekilde yetiştirmeli. Sonra Müslüman hane ev, sonra Müslüman toplum, sonra Müslüman alem inşallah bu süreç böyle işlemeli dolayısıyla ümmetin bu mandaki hallerine çözüm noktasında atılacak ilk adım bu. Vebiz gerek ilmi anlamdaki yürüyüşümüzle gerek ,şu yıllardada ümmetin vahdeti adına sürekli bir şeyler yapmaya çalışıyoruz yani bir şekliyle Müslüman kardeşler arasındaki sulhları geliştirme, gitme ,gelme aramızdaki birliktelikleri fazlalaştırma beraberce iş yapma zeminleri bulma ümmete bumanda artı katkı sağlama noktasnda gayret içerinde olma bunların hepsini bir şekilde yapma konusunda gayret ediyoruz. Hamt olsun yapılacak bu manada daha çok işler var bir sürü projeler üretmek lazım ehli küfrün bizi bir birbirimize düşürme, birbirimize musallat etmeye yönelik olarak çalışmalarına karşı ehli imanın çok daha ciddi projeler üreterek karşı koyması lazım. Bizde elimizden geldiğince gerek fert anlamında benim gerekse burada çalışma yürüttüğümüz kardeşlerimizle beraber ümmete bu manada bir değer katma var olan ihtilafları ve tefrikaları çoğaltma değil. İttifakları fazlalaştırarak ortak paydaları üretme adına bazı gayretler içerisindeyiz inşallah bu konuda muvaffak oluruz da en azından bu sıkıntılı durumdan azda olsa kurtulmuş oluruz.
Ben: 14.) Hac veya Umre ziyaretiniz oldu mu? Yaşadığınız hatıralarınızı anlatır mısınız?
Hoca: 14.) Oldu. Elhahmdüllah ilkini cenabı hak bize 2005 te nasip etti. Bir çok senede hem hacca hem ümreye gitmek nasip oldu. Bizim siyer vakfı olarak 2 senede bir vakıfça ümrelerimizde var hamd olsun. İrşad anlamında daha yenide geldik ümreden genel anlamda bizhaccı ve ümreyi bir mektep olarak görüyoruz. Gerçekten çok büyük bir imkan ve çok büyük bir zemin eğer iyi değerlendirilebilirse ümmetin dirilişi anlamınada haccın ve ümrenin ümmete katacağı çok önemli bilinçler ve çok önemli değerler olduğunada inanıyorum. Bu konuda bizim birazda o alanla ilgili bazı özel çalışmalarımızda var. İrşad meselesinin çok daha derinlemesine güzel bir biçimde yapılması gerektiğine,ümmetin vahdetini sağlayacak zeminlerin o güzel topraklarda üretebilineceğine dair bazı ümitlerimiz var ve bu konuda bazı çalışmalarımız var genel anlamdada bunları yapmaya çalışıyoruz. Ben gittiğimdede hem kendime hem kardeşlerime şöyle bir telkinatım var. Hac ve ümre ziyaretleri ümmetin vahdetinin ve aramızdaki kardeşlik hukukunun yeniden tesisi için bir imkandır. Dolayısıyla orada islam dünyasının neresinden gelirse gelsin dilini bilelim bilmiyelim aynı dili konuşmasak bile aynı gönlü taşıdığımızdan dolayı beraberce çok şey konuşup dertleşebileceğimize inanıyorum ve genelde bu manada da bazı şeyler yapmaya çalışıyoruz orada. Dolayısyla belkide hatıra olarak söyleyeceğim bu manada en önemli şey orda ümmetin farklı yerlerinden gelen insanlarla yaptığımız görüşmeler, konuşmalar, tanışmalar hasbihaller olur bunlar çok güzel katkılar sağlıyor bize ümmeti tanıma adına bir labaratuar orası onların üzerinden geldikleri coğrafyayı tanıma adına çok güzel şeyler öğreniliyor. Bu manada fazlaca şeyler yapılacağına inanıyorum.
Ben: 15- 16.) Sizde önemli izler bırakan âlimlerin birbirleri ile olan irtibatlarını yeterli buluyor musunuz? Birlik ve beraberlik çerçevesinde ortak bir dil oluşturabilmek için neler yapışabilir neler yapılmalı?
Hoca: 15-16.) Bugün Ümmetin en büyük problerinden biride aslında önde olan ve alim konumunda olan insanların birbirleriyle irtibatının yeterli düzeyde olmamasıdır. Genelde her hoca her alim kendine özgü bir hizmet alanı oluşturduğu için ve bu hizmet alanında da yoğunbir çalışma yaptıkları için o yoğunluk içerisinde bir araya gelip bir birleri ile hasbihal etme dertleşme, konuşma hatta ilmi müzakereler yapma ilmi anlamda münazaralar yapma gibi bir imkanı elde edemiyorlar ama biz geçmiş ülemadan bunuokuyoruz bağdatda küfede medinede mekkede ülemanın birbirleri ile münasebetlerinde bu tarz ilmi münazaralarını okuyoruz ve bugün kitaplarımıza o günlerde konuşulan bir çok mesele girmiş . bugünün dünyasında en büyük eksikte o. Bu konuda bazı çalışmalar yapmak lazım beklememte lazım bu konuda yani birileri bana gelsin yada o gelsin ben sonra gideyim diye değil bizim gitmemiz lazım ve oinsanları bir araya getirecek bazı çalışmalar yapmamız lazım ortak zeminler oluşturup ortak hafzalarda ilmin müzakeresinin yapılabileceği bazı çalışmalara öncülük etmemiz lazım. Bu konudada bazı çalışmalarımız ve projelerimiz var inşallah gerçekleştirmek nasip olur.
Ben: 17.) Halen irtibatınızın devam ettiği alimler kimlerdir?
Hoca: 17.) Bir çok Alimle irtibatımız devam ediyor. Elhamdüllah medresedeki hocalarımızın tamamıyla irtibatımız devam ediyor halen ben talebeliğe devam ediyorum her Cuma günü öğleden sonra burada medresedeki hocamla beraber okumalarımız yapıyoruz. Onun kesilmemmesi gerektiği kanaatindeyim zaten ben bizim ilmi yürüyüşümüzün zürriyeti olmalı yani nesebli olmalı yukarıdan ilmi aldığımız hocalarımız olmalı aşşağıda ilmi devr edeceğimiz talebelerimiz olmalı ve bu son güne kadarda devam etmeli bende acizae bunu devam ettirmeye çalışıyorum hamd olsun. Onun dışında gerek türliyeden olsun gerek mısırda olsun gerek katarda olsun gerek pakistanda olsun gerek avrupanın bazı yerlerindeolsun bazı hocalarımızlada zaman zaman görüşmelerimiz oluyor. Bazen biz oralara gittiğimiz zaman görüşürüyoruz. Bazen onlar buraya geldikleri zaman haberdar olduğumuz zaman biz onları ziyaret ediyoruz. Yada onlar gelip burada biziziyaret ediyorlar sağolsunlar bumanada ziyaretlerimiz ve ziyaretmeşlerimiz devam ediyor.
Ben: 18.) Edebiyat ile aranız nasıl, tanıştığınız görüştüğünüz edebiyatçılar oldu mu? Nasıl tanıştınız?
Hoca:18.) Edebiyat tabi önemli bir alandır. . Özellikle yazı konusunda bir şeyler eğer yazıyorsanız ve halka bir şeyler konuşuyorsanız bu konudada sizin o alandan bigane kalmamanız gerekir. Çünkü her nekadar ilmin dili arapça olsada muhataplarımızın dili Türkçe dolayısyla biz Türkçe yazıyoruz ve Türkçe konuşuyoruz hal böyle olunca bu Türkçe noktasındaki edebiyatçılarla , edebiyatçıların yazdıkları eserlerle yazdıkları kitaplarla irtibatımızı koparmamız gerekir. Mesala ben cumhuriyet dönemindeki o klasik edebi eserlerin bir çoğunu okuduğumu bilirim. Gençlik yıllarında ondan sonraki süreçtede bu konuda kalem oynatan yazan bir çok insanın eserlerinden istifade etmişimdir ama benim dünyada en fazla yeri olan 2 isimden bahsedebilirim onlardan bir tanesi üstad sezai karakoçtur biriside ismet özeldir onların 2sinin kaleminden de çok ca istifade etmişimdir.
Ben: 19.) Türkçe dışında hangi dillere hâkimsiniz? Öğrendiğiniz diller size hangi dünyaları kazandırdı? Bugünün nesline bu manada tecrübelerinizi, birikimleriniz, hatıralarınızı aktarır mısınız?
Hoca: 19.) Benim normalde ana dilim kürtcedir ama ben Kürtçeyi unutmuşum ne yazıkki anlıyorum ama konuşamıyorum sonraki süreçte öğrendiğimiz tek dilde arapça oldu. Şuanda dil olarak söylerseniz islamın dili olan Arapçaya karşı bir ilgimiz var elbette o bilinen bir cümle bir lisan bir insan gerçekten öyledir. Keşke imkanım olsaydıda daha fazla dil öğrenseydim . öğrenebilseydim diye hayıflanmadığım olmuyor değil çünkü bir dile vukufiyet sadece odili anlamak yada o dile ait bir şeyleri okumakla sınırlı kalmıyor meseleyi sınırlı tutmuyor dahada ötesinde bir şey var o dilin kürtülünüde öğreniyorsunuz. Dolayısıyla bu noktadada bir çok şey katıyor insana o manada keşke dediğim alanlardan birtanesidir.
Ben: 20.) İlgilendiğiniz sanat dalları oldu mu? İcra ettiğiniz bir sanat dalı var mı? Sanatın insan gelişimindeki yönlendirici rolü hakkında ne dersiniz
Hoca: 20.) Pek buna imkanımız olmadı açıkçası. Hem yetiştiğimiz zeminden kaynaklanan hemde daha sonra oluşan meşguliyetlerden dolayı ne bir ilgilendiğim sanat oldu nede ona zaman ayırabildim. Bide bu biraz mizaç işidir. Karekter işidirde sanataait olan ilgi insanın bir yönüyle mizacıylada bağlantılı olduğu için demekki bizde böyle bir kabiliyet olmadığı için o alana ait bir şeyimiz olmadı.
Ben: 21.) Dostlarınızı nasıl seçersiniz? Dostluk sizce ne demektir? Yakın dostlarınız ile yaşadığınız hatıralarınızı anlatır mısınız?
Hoca: 21.) dost tabi kesinlikle kuranında bir emridir. Kuran bize ‘Kunu meas sadigin’ diyor. Sadıklarla beraber olun orda aslında rabimizin beyanı çok önemlidir ‘Kunu sadigin’ sadıklardanolun değil. ‘Kunu meas sadigin’ sadık doslarla beraber olun mesajıda çok net ortadadır. Ancak siz sadıklarla beraber olabilirseniz sadakatı sürdürebilirsinizonun için sadık ve salih dostlar seçmek zorundayız allah için bir birini seven Allah için birbirinin dertleri ile ilgilenen bir birlerine el uzatan sürçtüğü zaman yanlış yaptığı zaman düzelten emribil mağrufu açık yüreklilikle yapan nehyi anil münkeri yapan iyiliği emredip kötülükten sakındırma adınada gayret içerisinde olan dostlar. Geneldede ben buna dikkat ederim. Bunudakardeşlerime tavsiye ederim. Birbirlerini allah için seven insanların olması rabbimizin en fazla hoşuna giden meleklerin imrendiği bir ortamdır. Bizde sadık ve salih bir dostlar olmaya , sadık ve salih dostlar seçmeye gayret ediyoruz. Aslında önce olup sonra aramak durumundayız dolayısıyla biz sadakati temsil ettiğimiz zaman Allah inşallah iyi yi iyi ile denk getirecektir sadıkı sadıkla buluşturacaktır salihi salihle buluşturacaktır. Genelde bu anlamda gayret içerisinde olmamız bizide öyle güzel insanlarla buluşmammıza vesile olucaktır.
Ben: 22.) Osmanlı zerafeti, nezaketi hakkında neler söylemek istersiniz? Osmanlının sizi etkileyen yönleri nelerdir?
Hoca: 22.) Osmanlı tabı asrısaadetten sonra saadet asrını yaşama ve yaşatma noktasında çok önemli bir modeldir. 600 yıllık sürecin her karesinde çok önemli örnekler ve ibretler vardır. Biz o hayatın yada o tarihin zaman diliminin tamamına bir bütüncül olarak bakmamız gerekir. Yanlışları ,eksikleri yokmu elbetdeki var . 600 yıllık bir tarihen bahsediyoruz ama bir emevilerle, abbasilerle kıyas edilince gerçekten Osmanlının dünyaya bıraktığı miras adına çok önemli miraslar bıraktığınıda ikrar etmek ve itiraf etmek zorundayız. İlim,irfan,hikmet noktasında sizin dikkat çektiğiniz nezafet noktasında peygamberden ilham alarak çok önemli örneklikler Osmanlı ortaya koymuştur. Biz mesala çocukluk devremizde işte biraz önce sizin sorularınıza cevap verirken kısmen değindik . mesala ilk dönemlerde karşılaştığımız ınsanların büyük bir kısmı Osmanlı terbiyesinden geçen insanlardı ve biz onların son dönemlerini gördük. Bugün insanların çoğu onları görmedikleri için yaşamadıkları için Osmanlının bıraktığı o mirası anlamakta zorlanabiliyorlar ancak biz çok güzel bir biçimde o dünyaya ait izleri görebildik elhamdülillah ve bunların daha fazla üretilmesi ve temsil edilmesi lazım gerçekten Osmanlıdaki o nezaket ve nezafet hazreti peygamber (as) mın hayatındaki güzelliktir mesala çok öyle aklıma gelen bir örneği vereyim : Allah resulü (as) muhattabına değer verir. Arkasından biri ya pergamberliği üzerinden ya kendi ismi üzerinden bağırdığı zaman çağırıdığı zaman efendimizi efendimiz hiç başını çevirip bakmaz bütün vücuduyla döner bakardı. Bugün hadis kitaplarımızda buna ait birçok şey okuyoruz biz. Neden vücuduyla döner bakardı çünkü muhattaba saygıgösterirdi. Aslında bir peygamber nezaketi ve zerafetidir o Osmanlıda ise mesala o nezaketden ve zerafetden birçok alanda nasiplenmiştir. Basit bir örnek vereceğim şimdi: Misafirlerin ayakkabıları kapıya konurken ayakkablar bizim bugün koyduğumuz gibi düz konmazdı. Ters konurdu neden? Misafir çıkarken ev sahibine arkası dönmesin önünü dönerek ayakkıbılarını giysin . bakın saadet asrından peygamberin hayatından bir kesitin aslında osmanlıya bir gelenek olarak nasıl intikal ettiğine dair çok basit bir örnek ve bunun gibi yüzlerce binlerce şeyden bahsedebiliriz yine bugün balkanlara gittiğiniz zaman mısıra gittiğiniz zaman Osmanlının ayak bastığı yemen coğrafyasına gittiğiniz zaman gerçekten o gün oralarda ekilen tohumun halen canlı bir biçimde meyve verdiğine şait oluyorsunuz halen o coğrafyalarda Osmanlının hakim olduğu o coğrafyalarda bu manada bazı güzellikleri bazı güzel gelenekleri kökü islamda olan asrı saadetde olan gelenekleri halen o bölgenin insanının yaşattığını görüyorsunuz buda Osmanlının aslında ihlasla ektiği tohumlarının birneticesidir.
Ben: 23.) Hayatınızda yaşadığınız zorlukları, imtihanları nasıl atlattınız? Örneklik teşkil edecek bir imtihanınızı paylaşır mısınız?
Hoca: 23.) Zorluklar çektik elhamdülillah çekmeyede halen devam ediyoruz. Çekeceğizde mümin olmamız bu zorluklarla sürekli beraber olmamız anlamına geliyor. Mümine bu dünyada rahat yok cennet de yok cennet inşallah öte tarafta umudumuzda dağlarkadar varki cenabı allah inşallah bizleri cenneti ve cemali ile serfiraz kılıcak umudun yanında körkuyuda yüreğimizde taşıyoruz Allah korktuklarımızdan emin umduklarımızada bize nail kılsın inşallah. Ben talebelik yıllardaki zorluklarım geliyor aklıma ozaman yokluklar içerisinde bir çok sıkıntı içerisinde çalışarak bir taraftan bir taraftan ilmi devam ettirerek ikisini beraberce götürme noktasındaki sıkıntılar evin beklentileri o beklentilere cevap verme adına gayret içerisinde olmak bunlar aklıma ilk gelenler yani biraz önce başka bir vesile ilede söyledim 2 gün içerisinde 4-5 tane ders alma adına ortaya koyduğumuz o gayretler, o terler ,okoşturmalar yetişme adına o mücadeleler onların hepsi aslında bir yönüyle zihin dünyamızda dahayatımızda da yeri olan hatıralardı elhamdülliah bunların hepsininde bize gerek istiğna adına gerek istikrar adına gerek istikamet adına çok şeyler kattığına inanıyorum elhamdüllah bunlarında yaşanmasının cenabı hakkın bir lütfu olarak görüyorum.
Ben: 24.) İlim talebelerine önerileriniz nelerdir?
Hoca: 24.) İlim talebelerinin hayatlarından çıkarmamaları gereken 2 tane temel kavram var bunlardan bir tanesi hırs bir tanesi ise iffetdir. Hırs azim ve gayret demektir dünyaya karşı tamah menfi olarak gözüksede aslında ilme karşı tamah müsbet bir şekildir çünkü ilim adamı , ilimtalibi çok hırslı olmalıdır. Doymamalıdır ne kadar elde ederse daha ötesini istemelidir. Helmin mezid şuuruyla daha ötesi yokmu, daha ötesi yokmu diyerek hiçbir zaman bulunduğu konumu yeri ilmi yeterli görmeyerek daha fazlasını arzulamalıdır. İlim adamı bu manada hırsı çok iyi kuşandıktan sonra iffetide bu manada zihnine dünyasına hayatına taşımalıdır. İffet sadece karşı cinse karşı ilgi değildir. Aslında iffetin bizim sözlüklerimizde şöyle bir anlamıda var. Allahın sınırlarına riayet ederek yaşamaktır. Dolayısyla ilim adamının en önemli kuşanması gereken 2. Kavramda budur bu ikisi olursa eğer ilim adamı o süreç içerisinde karşılaştığı zorlukların hiçbir tanesine takılmaz çünkü ilim öğle bir şeydir ki asla kuma etmez yani onunla beraber başka bir şeyolmaz olmamalı bugün bir vesile ile abdülfettah ebu guddenin bir kitabını okuyordum orda gözüme ilişti meşur hafız muhaddis imam hattabi semerkandiden bir söz naklediyor: diyorki ilim adamı öyle olmalıdırki dükkanını kapatmalıdır bahçesini bozmalıdır dünyaya ait ne varsa hepsinden yüz çevirmelidir en yakının cenazesine bile gitmemelidir. Sadece ilim yolunda durumunu düşünmelidir. İbni cemea o sözünün biraz mübala olduğunu söyler sonra talebelerine şöyle bir tavsiyede bulunur derki: İlim adamı öyle aynanın karşısında elbisesi ile falan çok uğraşmaması gerekir zamanı iyi kullanması gerekir eğer elbiseleri çok sık kirleniyorsa ozaman ki şartlar düşünün o zaman elbisenezi kir göstermeyecek renge boyayın onunla fazla uğraşmayın. Aslında mübala gördüğü şeyi bile kendisi tavsiye ediyor. Çünkü hakikat odur yani ilim adamının azığı ilimdir, kitabdır onunla uğraşmak durumundadır başka bir şeyede asla hayatında yer vermemlidir ki o istikamet ve istikrar bozulmasın. Dolayısıyla bende sizler gibi genç kardeşlerime bunu tavsiye ederim. Kesinlikle tek hedefiniz oolsun ve hayatınızda güçlü bir hırs bu manadada iyi ve derinlikli sağlamda bir iffet olsun ki sizde kuma kabul etmeden o ilim yolunda yürüye bilesiniz ʺ
Ben: 25.) Darbe dönemleri gibi İslam’ı yaşamanın ve İslami mücadeleyi vermenin zor olduğu dönemlerde neler yaptınız? Hangi zorlukları yaşadınız? Hatıralarınızı anlatır mısınız?
Hoca: 25.) ben 80 askeri darbesinde 7 yaşındaydım yaniçok fazla o günlere ait birşeyler hatırlamıyorum hayal meyal bazı şeyler var aklımda ama 28 şubat posmodern darbeyi yaşadık hemde çok zorlukla yaşadık. O günlerdeki o hukuksuzlukları o sıkıntıları Müslümanlar üzerinde oluşturulmaya çalışılan algı operasyonlarını Müslümanlarını mahkum etme noktasındaki gayretleri ve o sürecin öncesini sonrasını hepsini yaşadık şuanda da aslında o sıkıntıların halen devam ettiğinide görüyoruz o dönemlerde zihinlere ekilen bir çok menfi şeyin bugünlerde halen birşekilde etkilerini ve tesirlerini görüyoruz. Dolayısıyla o dönemler böyle insanın hayatının kırılgan dönemleridir imtihanlarının şiddetli olduğu zamanlardır. Fitne dönemleridir imtihanların ortaya çıktığı dönemlerdir allah göstermesin özellikle bu toprakların insanları çok çektiler her 10 senede bir darbe ile tanıştılar bir çoğunu bizden yaşça büyük olanlar yaşadı biz şuanda kitaplardan okuyoruz biz işte en son sürecini yaşadık ama o hukuksuz dönemlerde çok ciddi bedeller ödendi belkide ihlasla o dönemlerde bedel ödeyenlerin hürmetine cenabı hak bu memleketin bu manada biraz serinlik ve selamet ihsan eyler.
Ben: 26.) Bir davetçide bulunması gereken hususiyetler sizce nelerdir? Bu konudaki tecrübelerinizi paylaşır mısınız?
Hoca: 26.) Sağlam bir iradesi olmalı , güçlü bir iradesi olmalı , akidesi çok sağlam olmalı büyük hedefleri olmalı kesinlikle o hedefleri gerçekleştirebilecek güçlü hırsları olmalı ve hepsinin yanında derinlikli sabrı kuşanmalı ki davetçi bu mada birşeyler yapabilsin. Aslında bu söylediğim sözler o gün allah resulü as mın mübarek ellerinde yetişen sahabenin hayatında vardı. Mesala musabbin umeyr davetçilerin ser tacıdır ser levhasıdır bunun örneği onun hayatında esad ibni zurare ,saad bin hayseme bunların hepsi aslında bunların bir yönüyle tevsiri sayılacak hayattaki karşılığı sayılacak örnekleri ve modelleridir peygamberin dünyasında yetişen o güzide davetçiler neyle yetişdilerse ve neyi hayatlarına tesir ettirdilerse bugün bizlerinde aynısını yapmamız gerekir.
Ben: 27.) Geçmişin eğitim metodları ile yetişip bugünün nesline bir şey söylemenin, bugünün dilini yakalamanın sorunu nasıl aşılabilir?
Hoca: 27.) Çokmühim bir mesele bu yani bunu islam davetçisi şöyle anlamalı bir kere bizim mesajımız mükemmel bunda hiçbir şüphe yok çünkü mesajımız kuran ve sünnet hiçbir eksiklik yok din kemale ermiş üzerimizdeki nimet tamamlanmış hiçbir içinde şüphe olmayan haşa yanlış olmayan kitabımız elimizde o kitabın hayattaki karşılığı olan sünneti seniye elimizde o ikisini bize taşıyan kilit nesil olan sahabenin hayatları ve örneklikleri elimizde dolayısıyla mesaj mükemmel muhattabımız muhterem kimolursa olsun muhattablarımız muhteremdir. Onlar insansa eğer ihtilam görmek zorundadırlar ve biz insana muhterem bir varlık olarak muhattab kabul etmek zorundayız. 3.sü bu manada mesaj ve metodumuz ise mücedditdir yani metot tecdid edilmek zorundadır. 10 sene önce 20 sene önce dağvet ve tebliğ yoluyla şuandaki metod aynı olmaz bundan 10 sene sonrada bugün bizim metodumuz doğru olmaz çünkü şartlar değişiyor şeytan başka yerlerden ifsat ediyor. Toplumu yıkmak,ifsat etmek istiyenler farklı şeyleri kullanıyorlar o halde bizde bu manada daha farklı şeyler kullanmak zorundayız. Hal böyle olunca kesinlikle metodumuzu güncellemeliyiz şeriatımızın bize musade ettiği ölçülere riayet ederek bu çağınvasıtalarını araçlarını kullanarak islamın mesajlarını muhattablara ulaştırama noktasında her türlü imkanı seferber etmek zorundayız.
Ben: 28.) Asr-ı saadetten sizi en çok etkileyen örnekliği bizimle paylaşır mısınız?
Hoca: 28.) Asrı saadetten etkilenmeyen bir örneklik yokki hepsi ayrı bir güzel ama işte bir musabbin umeyr dediğniz zaman burnunuzun direği yanar çünkü o örneklik bambaşka bir örnekliktir arkamızda olan eba eyyübel ensari mesala nasıl anlayabiliriz 93 yaşında bir insanın ta medineden şamdan kalkıp buraya deve sırtında at sırtında gelip ilahi kelimetullah sancağını ötelere taşıma hassasiyetiyle ortaya koyduğu gayreti yada bir hazreti esmayı yada bir hazreti nesibeyi yada bir hazreti haticeyi hz aişeyi her biri bir başka güzeldir her biri bi başka bir farklıdır ama bugünlerde benim zihnimde olan ve beni çok meşgul eden hatta bu kadar olurmu diye beni yoran bana farklı mesajlar veren bir sahabi efendimize ait bir şeyi sizinle paylaşıyım ukbe ibni amr ra afrikanın fatihidir afrikanın tamamında onun emeği vardır o büyük insan ulaşa bildiği bütün toprak parçasına mesajları ulaştırdıktan sonra artık orada gidecek yer kalmayınca atını hint okyanusuna doğru sürmüştür kılıcını kaldırmıştır havaya ve şu sözünü söylemiştir allahım eğer karşıma şu koca denizi çıkarmasaydın senin yüce olan adını daha ötelere taşırdım şimdi böyle bir rivayeti böyle bir hatırayı okuyupta oturabilmek yatabilmek mümkünmüdür? Dolayısıyla ashabı kiram efendilerimizin hayatlarından bu manada alacağımız çok şey vardır ükbe ibni amirinde verdiği bu mesaj ayrıca bizlere davet aşkı tebliğ aşkı noktasında önemli bir örnektir.
Ben: 29.) Türkiye siyasetinde dönüm noktası olarak gördüğünüz olaylar nelerdir? Türkiye siyasetine yön veren şahsiyetlerden tanıdıklarınız varsa hatıralarınızı aktarır mısınız?
Hoca: 29.) Türkiyedeki siyaset tabi çok sıkıntılı bir süreç yaşadı cumhuriyet döneminden itibaren geldiğimiz sürece kadar elbetteki özellikle Müslümanlar için rahmetli Erbakan hoca çok önemli bir konumda duruyor belki onunla Müslümanlar siyasi alan la tanıştılar ondan önce bir şey yoktu ondan sonraki süreçtedede ortaya çıkan bütün isimler onun mektebinde yetişen isimlerdir dolayısıyla bir dönüm noktasından bahsedilecekse rahmetli Erbakan hocadan bahsetmek gerekir ve onun bu manadaki zahmetini azmini çabasını ortaya koymak gerekir. ʺ
Ben: 30.) İnsan ömrü çok kısa ve hızlı geçiyor ömrün bereketlenmesi adına vakti nasıl kullanmalı, nasıl bereketlendirmeliyiz? Siz vaktinizi nasıl kıymetlendirdiniz?
Hoca: 30.) Fahrettini razi rah tefsirinde asır süresini yazarken bir hatırasınıda anlatır dışarıya çıkar o ara bakarki pazarda birisi buz satıyor güneş yukarıdan vuruyor aşşağıda buz eriyor ve şöyle bağırıyor o buzu satan sermayesi güneşin altında eriyen adama merhamet edin yani biran önce satın alında eriyip bitmesin gerçekten ömür böyledir güneşin altında eriyen buz gibidir allah bize böyle bir ömür sermayesini onun yolunda harcamamız için vermiştir. Yoksa güneşin altında eritmek için değil bizde zamanın çok kıymetini bilmeliyiz saatli yaşamalıyız disiplinli yaşamalıyız nizam hayatımızda olmalı uykuya ayıracağımız saat belli olmalı derse ayıracağımız saat belli olmalı arkadaşlarımızlar geçireceğimiz saat belli olmalı bu disiplinli hayat içerisinde hayatımızı bereketli bir hale çevirmenin gayret ve çabası içersinde olmalıyız .bizde elimizden geldiğince buna dikkat etmeye çalışıyoruz uzun bir bölümü saatlerimizin zamanımızın elhamdüllah halen ilimle geçiyor araştıryoruz, okuyoruz, yazıyoruz çiziyoruz bunlarla uğraşıyoruz yani günde ortalama 8 saat çalıştığımı bilirim bazen bazı çalışmalar olduğu zaman bu dahada artıyor ama ortalama hergün 8 saat çalışıyorum düzenli bir biçimde buradaki talebelerimede öğrencilerimede hep bu manada zamanın iyi kullanılması noktasında tavsiyelerde bulunuyorum.
Ben: 31.) Bugün geldiğiniz noktada tekrar şunu sormak istiyoruz. Genç olsaydınız neler yapmak isterdiniz? Bugünün penceresinden baktığımızda nelere daha çok dikkat ederdiniz?
Hoca: 31.) geriye dönüp baktığım zaman yine bende hayatımdaki bazı yerlerin daha iyi değerlendirilmesi gerektiği konusunda bir şeyler söylüyorum yani keşke diyorum çocuklukta şu meselelerden birazdaha nasiplenseydik şunlara daha fazla dikkat etseydik şunları daha fazla önemseyip daha fazla onların üzerinde dursaydım diyorum yani bu şeyler var hayatımda ama mesala okadar dolu dolu geçip geldiki yani çokda bu manda keşke diyebileceğim alanda kalmadı yani o günkü yapılabilecek şeyleri imkanlar ve şartlar içerisinde yapmaya çalıştık sadece şunu söylüyorum o gün mesala bu kadar zorlu şartlara rağmen onlar yapıldı bugün biz çocuklarımıza ve gençlerimize daha iyi imkanlar ve zeminler hazırlıyoruz diyorumki keşke onlar bizim bu halimizi görselerdi ve bugünkü şartlardan nimetlerden daha fazla istifade etselerdi.
Ben: 32.) İslam’a hizmet hayatınızda yaşadığınız, bizlere de ibret olabilecek hatıralarınızı paylaşır mısınız?
Hoca: 32.) Çoktur bu konuda hatıralarım biz elhamdüllah gözümüzü hizmet alanında açtık. Halende o alanlar içeresindeyiz belkide benim hayatımda en önemli dönüm noktası 1999da somut adım atıp daha doğrusudüşünce noktasında zihnimizde pişirip 2010 yılında kardeşlerimizle beraber kurduğumuz ‘siyer araştırmaları merkezidir’ bu merkezi kurarken çok ciddi bir anlamda maddi açıdan bir imkanımız , gelirimiz , birikimimiz yoktu ama hayır adına çıkılan o yolda allah adına atılan bir adımın nasıl bereketlendiğine kısa bir zaman içerisinde ben hayatımda şahit oldum dolayısıyla o şahit olduğum şey beni çok etkiledi ve öğünden sonrada bunun bir çok farklı bir biçimde tezahürünü gördüm allah adına ve allah namına atılan adımların allah katında nasıl karşılık bulduğunu ve nasıl bereketlendiğini görünce demekki atılacak daha çok adımlar olduğunu her atılan adımında farklı bir biçimde rahmetle bize dönebileceğine inandım.
Ben: 33.) Bu yaşınıza kadar hangi eserleri verdiniz bu eserleri verirken ( hazırlanırken) hangi titizliklerde bulundunuz? Gelecekte hazırlamayı düşündüğünüz eserler nelerdir.
Hoca:33.) 20 ye yakın eserim var elhamdüllah cenabı hak bu manada çok güzel imkanlar bahşetti lütfetti bizde değerlendirdik ben genelde siyer sahabe üzerinde çalışmalar yapıyorum. Çıkan eserlerimizin büyük bir bölümüde öyle işte siyer atlasının tahkikini ve notlandırmasını ben yaptım hz peygamberin albümü diye bir çalışmamız oldu yine kuranın mahiyeti ile ilgili bir çalışmamız var. Darülerkam ile ilgili bir çalışmamız var. İnsan ilişkilerinde ilahi ölçü diye iletişim ile alakalı bir çalışmamız var iletişim sahasında hz peygamberin örnekliği hususunda. Sahabe iklimi diye bir çalışmamız var hac ve ümre ile ikgili var bu konularda epeyce eserlerimiz oldu elhamdülillah şuanda elimde siyer usulü ile ilgili bir çalışma var çıkacak yakın bir zamanda sahabe iklimi serisi devam ediyor 5 kitap daha çıkacak inşallah onun haricindede suffa ile alakalı bir çalışma var ve üzerinde proje olarak yıllardır çalışrığımız ama halen çıkarmadığımız daha olgunlaşması gereken çok geniş kapsamlı bir siyer çalışmamız var inşallah onuda tamamlamayı Cenabıhak bizlere nasip eder.
SON