43.06
  
50.17
  
0.00
  
101.18

Öyle bir geçer zamanki 2070

Senaryo: Öyle Bir Geçer Zaman Ki - 2070

Mekân: Konya, Yeni Koloni Evreni, 2070

Konya artık geniş tarım alanlarıyla uzay kolonilerine lojistik destek sağlayan bir merkez üssü olmuştur. İnsanlar yer altı şehirlerinde, yüksek teknolojiyle donatılmış kapsül evlerde yaşamaktadır. Ancak, bir grup eski düzen yanlısı, "Devrim Günü" adını verdikleri bir hareketi başlatmayı planlamaktadır.

Karakterler:

  • Feridun (50): Hareketin lideri, eski edebiyat öğretmeni.
  • Ayla (27): Genç ve idealist, Feridun’un sağ kolu.
  • Meryem (60): Teknoloji karşıtı eski bir çiftçi.
  • Rüstem (35): Koloni muhafızlarının lideri, düzeni sağlamakla yükümlü.
  • Derviş Abdurrahman: Sırrı ve bilgeliğiyle devrimcilerin akıl hocası.

Birinci Sahne: Yeraltı Kapsül Evinde

(Sahne karanlık. Küçük bir ekranın zayıf ışığı Feridun’un yüzünü aydınlatmaktadır. Masanın üstünde bir kâğıt var. Eski Farsça harflerle yazılmış bir şiir okunur.)

Feridun: (Fısıldar)
آسمان دلتنگ است، ای زمین
Gökyüzü hüzünlüdür, ey toprak.
Ama sen… Ey Konya, senden umut kesilmez.

(Ayla odaya girer. Hızlı adımlarla yanına yaklaşır.)

Ayla: Feridun Bey, haber geldi. Bugün başlamamız gerek. Eğer "Devrim Günü" ertelenirse…

Feridun: (Keser)
Başlamayacağız. Bazen sessizlik, devrimin çığlığından daha güçlüdür. Eski topraklardan öğrendiğimiz bu, değil mi? (Bir an duraklar.) Hafız'ın şu dizesini hatırlıyor musun?

(Farsça yazar ve okur.)
هرگز نمیرد آنکه دلش زنده شد به عشق
(Aşk ile yaşayan bir kalp asla ölmez.)

Ayla: Ama bu kolonide aşk kalmadı, Feridun Bey. Herkes sadece hayatta kalmaya çalışıyor.

Feridun: İşte bu yüzden başlamalıyız, Ayla. Onlara insan olduğumuzu hatırlatmalıyız.


İkinci Sahne: Yeraltı Şehri Meydanı

(Meydanın ortasında büyük bir ekran. Rüstem, muhafız kıyafetiyle bir konuşma yapmaktadır.)

Rüstem: Sevgili kolonistler! Sistemimize yapılan bu saldırılar hepimizin güvenliğini tehdit ediyor. Düzeni sağlamak için hepinizin desteğine ihtiyacımız var.

(Meryem, kalabalığın arasından sessizce izler. Bir çocuk elinden tutar.)

Meryem: (Çocuğa fısıldar)
Zamanı geldiğinde, unutma. Köklerimiz her zaman bu topraklarda.

Çocuk: (Korkuyla) Ama Rüstem Amca bizi yakalarsa ne yapacağız?

Meryem: Onlar yakalayamaz, evlat. Çünkü biz geçmişle geleceğin arasındaki köprüdeyiz.


Üçüncü Sahne: Derviş’in Mağarası

(Derviş Abdurrahman, bir mağarada meditasyon yapmaktadır. Feridun ve Ayla içeri girer.)

Feridun: (Saygıyla eğilir) Ey bilge derviş, yolumuzu aydınlat. Devrim nasıl gerçekleşecek?

Derviş Abdurrahman: (Yavaşça gözlerini açar)
Devrim dışarıda başlamaz, içeride başlar. Farsçanın dediği gibi:
هر کسی که گنج می‌جوید، باید در دل خود کند
(Hazineyi arayan, kendi kalbinde kazmalıdır.)

Ayla: (Öfkeyle) Ama biz sadece beklersek her şey daha kötü olacak!

Derviş Abdurrahman: Sabır devrimin anahtarıdır, kızım. Toprak nasıl yağmuru beklerse, insan da hakikatini öyle bekler.


Son Sahne: Devrim Günü

(Sahne yeraltı şehrinin meydanında geçer. Kalabalık toplanmıştır. Feridun, bir yandan Hafız’ın şiirlerini okumakta, diğer yandan koloni sisteminin ekranlarını devre dışı bırakmaktadır.)

Feridun: (Bağırır)
Ey insanlar! Şimdi Hafız'ın dediği gibi, zincirlerimizi kıralım:
جهان همه هیچ و اهل جهان همه هیچ
(Dünya bir hiçtir, dünya halkı da bir hiçtir.)
Ama biz, bu topraklarda yeniden doğacağız!

(Kalabalık hep bir ağızdan bağırır. Rüstem askerleriyle birlikte gelir ama duraklar. Onun yüzünde de bir tereddüt vardır.)

Rüstem: (Kendi kendine) Belki de bu, sadece bir son değil. Belki yeni bir başlangıç.

(Sahne yavaşça kararır. Hafız’ın bir dizesi ekranda belirir.)
"Kalpler zincirleri kırdığında, devrim tamamlanır."

Son.

Senaryo: Öyle Bir Geçer Zaman Ki - 2070

Bölüm 1: Devrim Gününden 42 Gün Önce


Mekân: Yeraltı Şehri - Konya Koloni Merkezi

(Konya’nın 2070 yılı yeraltı şehrinde geçen sahneler modern teknolojiyle geleneksel motiflerin karışımını yansıtır. Şehir tünellerle birbirine bağlanmıştır, ve duvarlarda eski Farsça yazılar ve Selçuklu motifleri dikkat çeker. İnsanlar, gri tonlarda üniformalar giymiştir. Sessiz bir baskı ortamı hâkimdir.)


Birinci Sahne: Feridun’un Kapsül Evi

(Kapsül ev sade bir mekândır. Feridun bir masa başında oturmuş, eski bir kitap okur. Kitabın sayfalarına dikkatlice Farsça notlar düşmektedir. Ayla, hızla içeri girer.)

Ayla: (Heyecanla) Feridun Bey, buldum! Eski sistemdeki enerji hatlarının haritasını ele geçirdim. Eğer bunu kullanabilirsek, meydandaki ekranları devre dışı bırakabiliriz!

Feridun: (Sakin ve düşünceli bir şekilde)
Enerji hatları… Bu, başlangıç için güçlü bir hamle olabilir. Ama Ayla, unutma. Devrim, yalnızca makineleri susturmakla olmaz. İnsanların kalplerine ulaşmamız gerekiyor.

Ayla: İnsanlar korkuyor! Onlara umut verecek bir şey söylemeliyiz. Şiirlerinizle bile olsa…

Feridun: (Yavaşça gülümser ve bir kağıda yazmaya başlar.)
Bak, Hafız ne der:
گرچه ره دور است و منزل دشوار
(Bu yol uzun ve menzili zordur,)
ولی عشق همچنان می‌تپد.
(Ama aşk hâlâ atıyor.)

Ayla: (Derin bir nefes alır ve sakinleşir.)
Belki haklısınız. Ama biz de aşkımızı harekete geçirmeliyiz.


İkinci Sahne: Yeraltı Çiftlikleri

(Yeraltı şehrinde devasa hidroponik tarım alanları. İnsanlar sessizce çalışmaktadır. Meryem, bir grup işçiyle birlikte domates fideleriyle ilgilenmektedir. Yanına yaşlı bir adam yaklaşır.)

Yaşlı Adam: (Fısıldayarak) Meryem, bu gece toplantı olacak. Feridun’un planını konuşacağız.

Meryem: (Başını kaldırır, etrafına bakar. Sesini alçaltır.)
Bu topraklar ne gördü, ne devrimler atlattı. Ama insanlar unutuyor. Hafız ne der bilirsin:
ای گل خوشبوی اگر صد بار از دست برفتی،
(O güzel kokulu çiçek, yüz kez dalından koparılsa da,)
باز بازگردی به ریشهٔ خود.
(Yine köklerine dönersin.)

Yaşlı Adam: Peki bu rüzgarın yönü ne tarafa dönecek, Meryem?

Meryem: Biz toprağı hazırlayalım. Rüzgarı bekleyecek değiliz.


Üçüncü Sahne: Rüstem’in Kontrol Merkezi

(Rüstem, yeraltı şehrinin güvenlik merkezinde büyük bir ekranın önünde oturur. Koloninin haritasını inceler. Yanına genç bir asker gelir.)

Genç Asker: Efendim, bazı işçilerin yasaklı bölgelerde toplandığına dair raporlar aldık.

Rüstem: (Ekranı incelerken)
Bu insanlar ne zaman anlayacaklar? Sistem onların iyiliği için var. Kaos istiyorlarsa kaos bulacaklar.

Genç Asker: Müdahale etmemizi ister misiniz?

Rüstem: Hayır. Şimdilik gölge gibi izleyin. İnsanların korkması bazen daha güçlü bir disiplindir.


Dördüncü Sahne: Derviş Abdurrahman’ın Mağarası

(Abdurrahman Derviş, mağarada meditasyon yapmaktadır. Feridun, elinde bir kağıtla mağaraya gelir.)

Feridun: (Saygıyla eğilir.)
Ey bilge derviş, insanlar artık harekete geçmek istiyor. Ama yönümüzü nasıl belirleyeceğiz?

Derviş Abdurrahman: (Gözlerini açar ve hafifçe tebessüm eder.)
Bir nehrin akmasını engelleyemezsin, Feridun. Ama ona doğru bir yatak çizebilirsin.

Feridun: Yatak… İnsanlara inanç verecek bir sembol mü lazım?

Derviş Abdurrahman:
Sembol değil, gerçek. Eski yazılarda ne derler bilirsin:
گنجی که می‌جویید، در تاریکی است.
(Aradığınız hazine karanlığın içindedir.)
O karanlık, insanların korkuları. Onları aydınlığa sen çıkaracaksın.


Son Sahne: Yeraltı Şehri Tünelleri

(Ayla, bir grup gençle birlikte karanlık tünellerde yürümektedir. Ellerinde eski kağıtlardan haritalar vardır. Bir duvara eski Farsça bir şiir kazınmıştır.)

Ayla: (Şiiri okur.)
اگر در دل خود نمی‌سوزید،
(Eğer kalbinizde yanmıyorsa,)
چگونه می‌خواهید شعله برپا کنید؟
(Nasıl bir alev yakabilirsiniz?)

Gençlerden Biri: Bu çok güzel ama ne anlama geliyor?

Ayla: Anlamı şu: Önce kendimizi ateşlemeliyiz. Devrim dışarıda başlamaz, içimizde başlar.

(Ekip bir kapıyı açar ve eski enerji hatlarına ulaşır. Sahne karanlıkta sona erer.)


Devam Edecek..

Senaryo: Öyle Bir Geçer Zaman Ki - 2070

Bölüm 2: Devrim Gününden 41 Gün Önce

Mekân: Yeraltı Şehri – Konya Koloni Tren Hattı

(Konya yeraltı şehri, yalnızca tarım ve kapsül evlerden ibaret değildir. Şehir, uzayı kolonileştirme projelerinde lojistik bir merkezdir. Uzun bir tünel boyunca döngüsel bir sistemde hareket eden devasa bir tren, şehrin ana damarıdır. Tren, sadece gıda ve malzeme taşımakla kalmaz, aynı zamanda sınıfsal ayrımları da net bir şekilde gösterir. Ön vagonlar liderler ve elitler için ayrılmışken, arka vagonlarda sıradan insanlar zor koşullarda yaşamaktadır.)


Birinci Sahne: Koloni Treni – 7. Vagon

(Trenin arka vagonlarından biri. Kalabalık, küçük ve kirli. İnsanlar dar alanlarda yaşam mücadelesi vermektedir. Ayla, diğer devrimcilerle birlikte bir köşede oturur. Ellerindeki haritayı incelerler.)

Ayla: (Sessizce konuşur.)
Burası… Şehirdeki enerji hatlarının bağlantı noktası buraya yakın olmalı. Eğer bu vagondan çıkabilirsek, sisteme sızabiliriz.

Ali: (Genç bir devrimci)
Ama nasıl? Ön vagonlara geçiş yasak, her yer koruma dolu.

Ayla: İşte bu yüzden Derviş’in dediği gibi, kalbimizdeki korkuyu aşmamız gerek. Eğer hareket başlarsa, diğer vagonlar da bize katılır. Zincirleme bir reaksiyon yaratabiliriz.

Fatma: (Endişeli bir şekilde)
Ayla, ya başarısız olursak? O zaman hepimiz trenin dışına atılırız… Ve biliyorsun, dışarısı ölüm.

Ayla: (Kararlılıkla)
Ölümden beter bir şey varsa, o da bu köleliktir. Devrim her şeyden önce özgürlük için yapılır. Hafız’ın dediği gibi:
گرچه جهان سرد است، دل باید گرم بماند.
(Dünya soğuk olsa da, kalbin sıcak kalmalı.)


İkinci Sahne: Koloni Treni – 2. Vagon (Elit Bölgesi)

(Trenin ön tarafındaki lüks bir vagon. Rüstem, diğer kolonist liderlerle birlikte bir toplantıya katılır. Vagon geniş, şık ve steril bir görünüme sahiptir. Duvarlarda holografik ekranlar bilgi akışı sağlar.)

Rüstem: (Soğuk ve resmi bir tonla konuşur.)
Koloni treninde son günlerde huzursuzluk artıyor. Özellikle arka vagonlardan gelen raporlar endişe verici. Devrimci bir grup, sistemi hedef alıyor olabilir.

Liderlerden Biri: (Umursamaz bir şekilde)
Arka vagonlar hep sorun çıkarır. Onlara daha fazla gıda ve su sağlayarak susturamaz mıyız?

Rüstem: Susturmak çözüm değil. Kontrol edemezsek, bu huzursuzluk trenin tüm düzenini etkiler.

Liderlerden Biri: Peki, ne öneriyorsun?

Rüstem: Onları izleyelim. Liderlerini tespit ettiğimizde, örnek olacak şekilde cezalandıralım. Tren sistemi mükemmel çalışmalı; bu, bizim varlığımızın temelidir.


Üçüncü Sahne: Tren Tünelleri

(Ayla ve küçük bir grup, gizlice trenin enerji sistemine ulaşmak için vagonlar arasındaki dar bir geçitte ilerler. Ortam karanlık ve soğuktur. Ayak sesleri yankılanır. Grup dikkatle ilerlerken bir kapının önünde dururlar.)

Ali: İşte burası! Enerji modüllerine buradan ulaşabiliriz.

Ayla: (Etrafına bakar.)
Tamam, hızlı olun. Eğer fark edilirse, hiçbir şansımız kalmaz.

(Kapıyı açmayı denerler, ancak kapı sıkı bir şekilde kilitlenmiştir. Ali bir cihaz çıkarır ve kapıyı hacklemeye çalışır.)

Fatma: (Tedirgin bir şekilde.)
Ayla, sence bu tren nereye gidiyor?

Ayla: (Düşünceli bir şekilde.)
Hiçbir yere. Bu tren, bizi döngüye hapsetmek için var. Ama biz bu döngüyü kıracağız.


Dördüncü Sahne: Koloni Treni – Makine Dairesi

(Feridun, trenin altındaki gizli bir bölmede tek başına meditasyon yapmaktadır. Yüzü düşünceli ama sakindir. Yanına, Derviş Abdurrahman gelir.)

Derviş Abdurrahman: Feridun, insanların sana ihtiyacı var. Ama sen burada tek başına oturuyorsun.

Feridun: (Başını kaldırır.)
Halk henüz hazır değil, derviş. Korku onların yüreğine zincir vurmuş.

Derviş Abdurrahman:
Korku her zaman vardır. Ama zincirler, korkuyu kırdığında zayıflar. Hafız’ın dediğini hatırla:
باید قلبت مانند یک شعله بسوزد،
(Kalbinde bir alev gibi yanmalı ki,)
جهان در روشنایی آن فرو رود.
(Dünya onun ışığıyla aydınlansın.)

Feridun: (Derin bir nefes alır.)
Belki haklısın. Ama bu tren, yalnızca bir makine değil. Bu tren, sistemin kendisi. Ve onu durdurmak… büyük bir bedel gerektirir.

Derviş Abdurrahman: Her devrimin bedeli vardır. Ama unutma, Feridun. Bu tren durursa, insanlar yürüyecek.


Son Sahne: Koloni Treni – 12. Vagon (Kargo Bölgesi)

(Karanlık bir kargo bölgesi. Ayla ve grubu, enerji modüllerine ulaşmayı başarır. Ayla, elindeki cihazı bir modüle bağlar ve bir şeyler yüklemeye başlar.)

Ali: (Fısıldar.)
Başardık mı?

Ayla: (Gülümseyerek.)
Bu, sadece bir başlangıç. Tren kısa süreliğine durduğunda, devrim kıvılcımını yakacağız.

(Arka planda trenin motor sesi yankılanır. Sahne, trenin metalik ritmiyle sona erer.)


Devam Edecek…

 
 

Senaryo: Öyle Bir Geçer Zaman Ki - 2070

Bölüm 3: Devrim Gününden 40 Gün Önce


Mekân: Koloni Treni – Ön Vagonlar

(Trenin ön vagonlarındaki elit yaşamın gösterişli atmosferiyle başlar. Cam tavanlar, holografik projeksiyonlar ve modern lüks, sınıfsal ayrımın zirvesini yansıtır. Rüstem, liderler kuruluyla bir araya gelmiştir.)


Birinci Sahne: Elitler Toplantısı

Liderlerden Biri: (Sandalyesine yaslanır.)
Rüstem, arka vagonlarda durum daha da kötüleşiyor. İnsanlar isyan sinyalleri veriyor.

Rüstem: (Ciddiyetle konuşur.)
Sistemin ayakta kalabilmesi için kontrolü kaybetmemeliyiz. Eğer onlar açlık ve sefaletle yaşamaya alışmışlarsa, bu onların seçimidir. Ama şu an bir kıvılcım bile tüm treni ateşe verebilir.

Başkan: (Diğer liderlere döner.)
Peki, çözüm önerin nedir, Rüstem?

Rüstem: Tren sistemine entegre bir biyometrik takip ağı kurmayı öneriyorum. Herkesin hareketlerini takip edeceğiz. Ayrıca, birkaç “örnek” ceza uygulayarak korkuyu güçlendirebiliriz.

Başkan: (Düşünceli bir şekilde başını sallar.)
Bunu organize et. Ancak dikkatli ol. Eğer halkı çok sıkarsak, beklenmedik tepkilerle karşılaşabiliriz.


Mekân: Koloni Treni – 7. Vagon

(Arka vagonların karmaşa ve sıkışıklığı ekrana gelir. Ayla ve ekibi, planlarını detaylandırmak için küçük bir köşede toplanır.)


İkinci Sahne: Ayla’nın Ekibi

Ali: (Endişeyle.)
Enerji modülüne yerleştirdiğimiz cihaz fark edilirse, hemen yakalanırız.

Ayla: (Kararlılıkla.)
Bu cihaz fark edilmeden çalışacak. Önemli olan şu: Tren, en az bir saatliğine durmak zorunda kalacak. O an geldiğinde, herkesin hazır olması lazım.

Fatma: (Korkuyla.)
Ya insanlar bizi takip etmezse? Ya ön vagonlardaki muhafızlar bizi durdurursa?

Ayla: İnsanlar korkuyor, evet. Ama bir umut ışığı gördüklerinde peşinden koşarlar. Hafız’ın dediği gibi:
"اگر شمعی در تاریکی روشن شود،
(“Karanlıkta bir mum yanarsa,)
تمام جهان به سوی آن جذب می‌شود.”
(Tüm dünya onun ışığına çekilir.")

Ali: (Gülümser.)
Senin bu şiirlerin, bana umut veriyor Ayla.

Ayla: (Gülerek.)
Şiirler değil, hareket geçirecek olan biziz. Şimdi, herkese hazırlıklı olmalarını söyle.


Mekân: Koloni Treni – Makine Dairesi

(Feridun, trenin motor odasında yalnızdır. Bir köşede, elleri arasında eski bir defteri tutmaktadır. Kapı açılır ve Derviş Abdurrahman içeri girer.)


Üçüncü Sahne: Derviş ve Feridun

Derviş Abdurrahman: (Sessizce oturur.)
Feridun, seni izliyorum. Kalbin ağırlık taşıyor.

Feridun: (İç çekerek.)
Bu insanlar için savaşmaya değer mi? Bazen soruyorum kendime. Çoğu korkak, çoğu çaresiz.

Derviş Abdurrahman:
Korku, insanlığın doğasında var. Ama unutma:
"هر دل ترسیده‌ای،
(Her korkmuş kalp,)
می‌تواند شجاع‌ترین شعله باشد."
(En cesur ateşe dönüşebilir.)

Feridun: (Gülümser.)
Derviş, bana hep şiirlerle cevap veriyorsun. Ama bazen şiirler yetmez. Bu sistem çelik kadar sert.

Derviş Abdurrahman: Çelik, ateşte şekillenir. Ve şiir, en sert metali bile eritebilir.

Feridun: Peki ya insanlar? Şiirle harekete geçerler mi?

Derviş Abdurrahman:
İnsanlara umut verirsen, dağları bile yerinden oynatırlar. Sen yeter ki o umudu ateşle.


Mekân: Koloni Treni – 10. Vagon (Depo Bölgesi)

(Trenin depo bölgesinde, Ayla ve ekibi enerji hattına bağladıkları cihazın çalışıp çalışmadığını kontrol eder.)


Dördüncü Sahne: İlk Test

Ali: (Diz çökmüş, cihazı inceler.)
Tamam… Şimdi. Sadece birkaç saniyeliğine devreyi kesiyorum.

Fatma: (Korkuyla.)
Ya fark ederlerse?

Ayla: (Kararlı bir ses tonuyla.)
Bu riski göze almalıyız. Başka çaremiz yok.

(Ali cihazı aktive eder. Birkaç saniyeliğine ışıklar titrer ve trenin ritmik motor sesi kesilir. Ardından her şey normale döner.)

Ali: (Derin bir nefes alır.)
Başardık… Sistem tepki vermedi.

Ayla: (Gülümseyerek.)
İşte bu. 40 günümüz var. Ve bu tren, o gün duracak.


Mekân: Koloni Treni – Kontrol Merkezi

(Rüstem, sistemdeki ani kesintiyi fark eder. Yanındaki muhafızlara talimat verir.)


Beşinci Sahne: Şüphe

Rüstem: (Soğuk bir ses tonuyla.)
Bu bir test miydi?

Mühendis: (Ekranları inceler.)
Hayır efendim. Sadece kısa bir devre. Sistem kendini toparladı.

Rüstem: Hayır… Bu sadece bir “kısa devre” olamaz. Birileri bir şeyler deniyor. Onları bulup durdurun. Eğer başarısız olursak, bu tren bir kaosa dönüşebilir.

(Rüstem’in yüzü karanlık bir endişe ile sahneyi doldurur.)


Devam Edecek…

Senaryo: Öyle Bir Geçer Zaman Ki - 2070

Bölüm 4: Devrim Gününden 39 Gün Önce


Mekân: Koloni Treni – 12. Vagon (Kargo Bölgesi)

(Kargo bölgesinde devrimcilerin toplantısı başlamıştır. Ayla, Ali, Fatma ve diğer birkaç kişi bir çember oluşturmuş, trenin sınıf sistemine karşı ayaklanma planlarını tartışmaktadır. Loş ışık ve arka planda trenin ritmik sesi sahneye gizemli bir hava katar.)


Birinci Sahne: Toplantı

Ayla: (Ellerini kaldırarak gruba seslenir.)
Bugün sistemin ne kadar savunmasız olduğunu gördük. Birkaç saniyeliğine bile olsa, bu tren durdu. Bu bizim zaferimiz için bir işaret.

Ali: (Ellerini ovuşturarak.)
Ama bu sadece bir başlangıç. Rüstem ve muhafızlar bunun farkına varırsa, daha dikkatli olacaklar.

Fatma: (Endişeli bir şekilde.)
Onlar dikkatliyse biz ne yapacağız? Daha fazla cihaz mı yerleştireceğiz?

Ayla: Hayır, bu yeterli değil. İnsanları harekete geçirmemiz gerek. Bu sadece bir teknik mesele değil; bu, bir halk hareketi olacak. Tren durduğunda herkes ayağa kalkmalı.

Ali: (Alaycı bir şekilde.)
Halk dediğin o insanlar mı? Arka vagonlardaki korkaklar mı? Ayla, onlara güvenemezsin.

Ayla: (Keskin bir tonla.)
Onlara güvenmek zorundayız, Ali. Eğer herkes ayağa kalkmazsa, bu trenin zincirleri kırılmaz. Hafız ne demiş?
"در میان جمع باش، اما تنها نباش."
("Kalabalığın içinde ol, ama yalnız olma.")

(Grup bir an sessizleşir, Ayla’nın sözleri düşüncelere yol açar.)


Mekân: Koloni Treni – 2. Vagon (Elitler Bölgesi)

(Rüstem, kontrol odasındaki şüpheli kesintinin ardından elitlerin bulunduğu bir vagona döner. Masanın başında oturmuş bir bardaktan su içerken, bir lider yaklaşır.)


İkinci Sahne: Güç Dengesi

Başkan: (Kibirli bir şekilde Rüstem’e bakar.)
Halkı kontrol altında tutabilecek misin? Yoksa trenin yönetimini daha sert birine mi devredeceğiz?

Rüstem: (Bardağı yavaşça masaya bırakır.)
Kontrol bende. Ama halktan biri bile isyan ederse, bu sizin lüksünüzün sonu olur. Daha fazla destek vermek yerine, sistemin yapısını güçlendirin.

Başkan: (Hafif bir tebessümle.)
Demek halkın arasında bir lider arıyorsun. Lideri bulduğun anda, hareketi ezebilirsin.

Rüstem: (Sert bir şekilde.)
Lideri bulmak yetmez. Onların inancını yok etmeliyiz. Eğer korkularını artırırsak, bir daha asla direnmeye cesaret edemezler.


Mekân: Koloni Treni – 9. Vagon (Yemekhane)

(Trenin sıradan halkı, karneye bağlı yiyeceklerini almak için sıraya girmiştir. Yemekler yetersiz ve tatsızdır. Kalabalığın arasından Meryem dikkat çeker. Yavaşça sıraya ilerlerken yanındaki kadınlarla sessizce konuşur.)


Üçüncü Sahne: Meryem’in Sessiz Propagandası

Kadın 1: (Fısıldar.)
Meryem Abla, Ayla gerçekten bu trenin duracağını mı düşünüyor?

Meryem: (Başını çevirip hafifçe gülümser.)
Ayla yalnızca düşünüyor değil, inanıyor. Siz de inanmalısınız.

Kadın 2: Ama nasıl? Bu sistem çok güçlü. Onlara karşı hiçbir şansımız yok.

Meryem:
Bu tren güçlü, evet. Ama bu tren bizim emeğimizle dönüyor. Eğer çalışmazsak, tren de durur. Hafız’ın dediği gibi:
"اگر زمین نچرخد، آسمان نیز نمی‌چرخد."
("Eğer yer dönmezse, gökyüzü de dönmez.")

Kadın 1: (Umutsuz bir şekilde.)
Ya başarısız olursak?

Meryem: O zaman en azından denemiş oluruz. Ama unutmayın, umut denizde bir yelken gibidir. Biz o yelkeni kaldıracağız.


Mekân: Koloni Treni – Kontrol Merkezi

(Rüstem’in muhafızları, 7. vagondan şüpheli hareketler rapor etmektedir. Bir grup muhafız, oraya doğru yola çıkar.)


Dördüncü Sahne: Çatışma Kapıda

Muhafız Komutanı: (Sert bir tonla konuşur.)
7. vagondan gelen her türlü hareket rapor edilecek. Eğer şüpheli bir şey görürsek, emir beklemeden müdahale edeceğiz.

Asker: (Endişeyle.)
Efendim, arka vagonlar zaten huzursuz. Eğer çok sert davranırsak, bu daha büyük bir isyana dönüşebilir.

Muhafız Komutanı: Eğer onları korkutmazsak, trenin dengesi bozulur. Bu bir seçenek değil. Bu bir zorunluluk.


Mekân: Koloni Treni – 7. Vagon

(Ayla ve ekibi, Rüstem’in muhafızlarının yaklaşmakta olduğunu fark eder. Hızlıca saklanmak için bir plan yaparlar.)


Beşinci Sahne: Gerilim

Fatma: (Panik içinde.)
Onlar bizi bulursa her şey biter, Ayla!

Ali: (Sakinleşmeye çalışır.)
Cihaz hâlâ çalışıyor. Eğer bir süre sessiz kalırsak, belki fark etmezler.

Ayla: (Kararlı bir şekilde gruba döner.)
Eğer bizi bulurlarsa, konuşmayacağız. Unutmayın, bizim davamız sadece bu tren değil. Biz, bu zincirleri kırmak için buradayız. Hafız’ın dediği gibi:
"حقیقت مانند خورشید است، حتی اگر پنهان شود، باز می‌درخشد."
("Hakikat güneş gibidir, saklansa da yeniden parlar.")

(Ayak sesleri yaklaşır. Muhafızlar kapının önünde durur. Gerilim sahnesi doruğa ulaşır ve ekran kararır.)


Devam Edecek…

 

Senaryo: Öyle Bir Geçer Zaman Ki - 2070

Bölüm 5: Devrim Gününden 38 Gün Önce


Mekân: Dış Dünya – Konya’nın Çölleşmiş Yüzeyi

(Yeraltı treninden bir anda dış dünyaya geçiş yapılır. 2070 yılının Konya’sı artık çölleşmiş ve yaşanmaz bir hâle gelmiştir. Güneş, kavurucu bir şekilde parlar. Rüzgar, toz bulutları içinde küçük kum fırtınaları oluşturur. Bu terk edilmiş manzaranın içinde eski bir kervansaray kalıntısı görülür. Kalıntılar arasında bir grup insan, yeraltı kolonisiyle ilgili bilgiler toplamak için kazı yapmaktadır.)


Birinci Sahne: Kervansaray Kalıntıları

Araştırmacı 1: (Bir cihazla toprağı tarar.)
Burada bir enerji dalgalanması tespit ettim. Sanki yeraltında büyük bir sistem çalışıyor.

Araştırmacı 2: (Eski haritalara bakarak.)
Bu bölge, koloni treninin güzergâhına çok yakın olmalı. Ama yüzeyde hiçbir şey görünmüyor.

Araştırmacı 1: Çünkü her şey yeraltında. Bu koloni, dünya dışı kolonilere kaynak sağlamak için inşa edilmişti. Ama duyduğuma göre, içeride ciddi bir isyan başlamak üzere.

Araştırmacı 2: (Şaşkınlıkla.)
Yeraltında mı isyan? Nasıl?

Araştırmacı 1: İnsanlar ne kadar kontrol altında olursa olsun, bir gün özgürlük arayışı başlar. Tıpkı bu çölde hâlâ büyüyen bir çiçek gibi.

(Kazı çalışmaları devam eder. Araştırmacılar yeraltı kolonisinden gelen hafif titreşimleri ve gürültüleri hissederler.)


Mekân: Yeraltı Kolonisi – 7. Vagon

(Kısa bir süreliğine yeraltı trenine geri dönülür. Ayla ve ekibi, muhafızların yaklaşımıyla gerilim dolu bir an yaşamaktadır.)


İkinci Sahne: Tren ve Dış Dünya

Ayla: (Fısıldar.)
Sessiz olun. Eğer bizi bulurlarsa, buradan çıkamayız.

(Muhafızlar kapıya yaklaştığında, titreşimler artar. Ancak o sırada koloninin enerji sisteminde beklenmedik bir kesinti olur. Işıklar titrer ve muhafızlar şaşkınlık içinde birbirlerine bakar.)

Muhafız Komutanı: (Sert bir sesle.)
Sistemde bir arıza var. Hemen kontrol merkezine dönüyoruz.

(Muhafızlar uzaklaşırken, Ayla ve ekibi derin bir nefes alır. Ancak bu kesinti, yeraltında olduğu kadar dış dünyada da dikkat çekmiştir.)


Mekân: Dış Dünya – Kervansaray Kalıntıları

(Kazı ekibi, enerji sistemindeki kesintiyi fark eder. Araştırmacılar endişeyle birbirlerine bakar.)


Üçüncü Sahne: Kesinti ve Şüphe

Araştırmacı 1: Enerji dalgalanmaları arttı. Bu, koloninin içindeki bir hareketlenmeden kaynaklanıyor olmalı.

Araştırmacı 2: (Endişeyle.)
Ya bu bir isyanın habercisiyse?

Araştırmacı 1: Eğer öyleyse, bu bizim için bir fırsat olabilir. Koloninin içindeki zayıf noktaları tespit edebilirsek, sistemin nasıl çalıştığını öğrenebiliriz.

Araştırmacı 2: Ama ya bu sistem çökerse? O zaman yeraltındaki tüm insanlar ölebilir.

Araştırmacı 1: (Düşünceli bir şekilde.)
Bazen bir düzeni kurmak için eskisini yıkmak gerekir. Hafız’ın dediği gibi:
"آتش ویرانی، راهی برای بازسازی است."
("Yıkımın ateşi, yeniden inşa için bir yoldur.")


Mekân: Yeraltı Kolonisi – Kontrol Merkezi

(Rüstem, kolonideki enerji kesintisini inceler. Sistem mühendislerinden biri ona durumu rapor eder.)


Dördüncü Sahne: Rüstem’in Şüphesi

Mühendis: Efendim, enerji sisteminde bir dengesizlik tespit ettik. Bunun bir sabotaj olma ihtimali yüksek.

Rüstem: (Ekranlara bakar ve kaşlarını çatar.)
Sabotaj... Bu, arka vagonlardan geliyor olmalı. Onları izleyin. Ama dikkatli olun, panik yaratmak istemiyorum.

Mühendis: Peki ya enerji kesintisi?

Rüstem: Sistem ne olursa olsun çalışmaya devam etmeli. Eğer bu tren durursa, koloni kaosa sürüklenir.


Mekân: Dış Dünya – Kervansaray Kalıntıları

(Kazı ekibi, yeraltına ulaşan bir tünel bulur. Araştırmacılardan biri, eski bir giriş kapısını açar ve aşağı doğru dar bir koridora adım atar.)


Beşinci Sahne: Yeraltına İlk Adım

Araştırmacı 1: (Koridorun duvarlarına dokunarak.)
Bu yer, koloniye giden eski bir bağlantı tüneli olmalı.

Araştırmacı 2: Ama neden terk edilmiş?

Araştırmacı 1: Koloni kurulurken dış dünyayla olan tüm bağlantılar kapatıldı. Ancak artık bu bağlantıyı yeniden kurabiliriz.

Araştırmacı 2: (Tedirgin bir şekilde.)
Ya koloni bizi bir tehdit olarak görürse?

Araştırmacı 1: Ya bizi kurtuluşları olarak görürlerse?

(Koridorun sonunda büyük bir kapıya ulaşırlar. Araştırmacılar kapıyı açmaya çalışırken sahne yeraltı kolonisindeki bir patlama sesiyle kesilir.)


Mekân: Koloni Treni – 7. Vagon

(Ayla ve ekibi, enerji sistemindeki kesintinin ardından panik içinde birbirlerine bakar.)


Altıncı Sahne: Patlama

Ayla: (Tedirgin bir şekilde.)
Ne oldu? Bu, bizim cihazın etkisi mi?

Ali: Hayır… Bu, başka bir şey. Sistem çöküyor olabilir.

Fatma: (Korkuyla.)
Ya bu tren durursa?

Ayla: (Kararlılıkla.)
O zaman hazır olmalıyız. Çünkü bu, bizim için bir işaret.

(Sahne, trenin ritmik sesinin yavaşladığı ve dış dünyadaki araştırmacıların kapıyı açmayı başardığı bir anda sona erer. Yeraltı ve dış dünya, aynı kaderle karşı karşıya gelmektedir.)


Devam Edecek…

 
 

Senaryo: Öyle Bir Geçer Zaman Ki - 2070

Bölüm 6: Devrim Gününden 37 Gün Önce


Mekân: Dış Dünya – Yeraltına Bağlantı Tüneli

(Araştırmacılar, yeraltı kolonisinin eski bağlantı kapısını açar. Paslı metal kapının arkasında karanlık ve dar bir koridor belirir. Tünelin havası ağırdır. Ekip, birer birer içeri girer.)


Birinci Sahne: Tünelde İlk Adımlar

Araştırmacı 1: (Etrafına bakarak.)
Bu kadar sessiz olması garip. Sanki bu yer bizi içine çekiyor.

Araştırmacı 2: (Elindeki haritayı kontrol eder.)
Haritalara göre, burası tren sistemine bağlanmalı. Ama çok uzun zamandır kimse buraya girmemiş.

Araştırmacı 1: (Derin bir nefes alır.)
Duydun mu, Nizami’nin dediğini?
"در دل خاک اگر امید نباشد، گل نمی‌روید."
("Eğer toprağın içinde umut yoksa, çiçek büyümez.")

Araştırmacı 2: Yani?

Araştırmacı 1: Bu kolonide bir şeyler filizleniyor. Ama bu, o toprağın altındaki patlamayı hissediyoruz demek olabilir.


Mekân: Koloni Treni – 7. Vagon

(Kesinti sonrası trenin ritmik sesi yavaşlamış, ışıklar titremektedir. Ayla ve ekibi fırsatlarını tartışmaktadır.)


İkinci Sahne: Ayla’nın Liderliği

Fatma: (Panik içinde.)
Bu enerji kesintileri durumu daha da kötüleştirecek. Herkes trenin duracağını düşünüyor.

Ali: (Hafif bir alayla.)
İnsanlar panik yapar, Ayla. Bu kadar korkak bir topluluktan ne bekliyorsun?

Ayla: (Sert bir şekilde Ali’ye döner.)
Onlara korkak deme. Bu insanlar yıllarca ezildi, susturuldu. Ama şimdi bir umut ışığına ihtiyaçları var.

(Duvara kazınmış bir yazıya işaret eder. Nizami’nin bir dizesi okunur.)
"هر کسی که بر زخم دلش مرهم نگذارد،
(O ki kalbindeki yaraya merhem sürmez,)
هرگز نمی‌تواند زنجیرهایش را بشکند."
(Zincirlerini asla kıramaz.)

Ali: (Derin bir nefes alır.)
Tamam. Peki ya tren gerçekten durursa?

Ayla: O zaman insanlar için konuşma vakti gelir. Biz bu zincirleri onların gözleri önünde kıracağız.


Mekân: Dış Dünya – Tünelin Derinlikleri

(Araştırmacılar, yeraltı kolonisinin kalbine yaklaştıkça gürültüler daha belirgin hâle gelir. Zayıf bir ışık koridorun sonunda görünmektedir.)


Üçüncü Sahne: İlk Karşılaşma

Araştırmacı 2: (Tedirgin bir şekilde durur.)
Burada bir şeyler yanlış. Sanki buraya ait değilmişiz gibi hissediyorum.

Araştırmacı 1: (Gülümseyerek.)
Kimse ait değildir. Fakat bazen yabancı olmak, insanı gerçeğe yaklaştırır. Tıpkı Nesimi’nin dediği gibi:
"کسی که غریب را درک نکند،
(O ki yabancıyı anlamaz,)
خودش daima yabancı kalır."

Araştırmacı 2: Şairlerinle beni ikna edemezsin. Haydi, devam edelim.

(Tünelin sonunda koloninin dış katmanlarına ulaşırlar. İlk defa yeraltı treninin sesleri net bir şekilde duyulmaktadır.)


Mekân: Koloni Treni – Kontrol Merkezi

(Rüstem, tren sistemindeki enerji dengesizlikleri ve kesintiler üzerine sert emirler verir. Yanında yeraltı tünellerinden gelen küçük titreşimlerle ilgili raporlar da bulunmaktadır.)


Dördüncü Sahne: Rüstem’in Planı

Rüstem: (Ekrandaki haritalara bakar.)
Tünellerdeki bu hareketlilik normal değil. Yeraltı bağlantılarından biri açılmış olabilir.

Mühendis: (Endişeyle.)
Eğer dış dünya bağlantısı yeniden kurulursa, bu koloni sistemini tamamen destabilize edebilir.

Rüstem: Bizim görevimiz bu treni ve sistemi korumak. Onlara gerekirse sert bir ders vereceğiz. Nesimi’nin dediği gibi:
"زور تنها زمانی کارگر است که حقیقت susturulamaz."
("Güç yalnızca hakikatin susturulamadığı yerde işler.")

Mühendis: Yani ne yapacağız?

Rüstem: Muhafızları harekete geçir. Eğer trenin düzenini bozacak bir hareket olursa, gereken her şeyi yapacağız.


Mekân: Dış Dünya – Koloniye Giriş

(Araştırmacılar, yeraltı kolonisine açılan büyük bir kapıyı bulur. Kapıyı dikkatle açarlar ve tren sistemine bağlanan devasa enerji kablolarını görürler.)


Beşinci Sahne: Fırsat

Araştırmacı 1: (Heyecanla.)
İşte bu. Koloni sistemi buradan besleniyor. Eğer bu kabloları kontrol edebilirsek, onların iletişim sistemine bağlanabiliriz.

Araştırmacı 2: (Tedirgin bir şekilde.)
Ama bu, kolonidekiler için bir tehdit olabilir.

Araştırmacı 1: Tehdit değil, umut. Şimdi doğru anı beklemeliyiz. Çünkü doğru anda gelen bir kıvılcım, her şeyi değiştirebilir.

(Sahne, kolonide artan gerilimle dış dünyanın bu bekleyişini paralel bir şekilde aktararak sona erer. İzleyiciyi hem yeraltındaki devrimin hem de dış dünyanın müdahalesinin ne şekilde sonuçlanacağını merak içinde bırakır.)


Devam Edecek…

 
 

Senaryo: Öyle Bir Geçer Zaman Ki - 2070

Bölüm 7: Devrim Gününden 36 Gün Önce


Mekân: Koloni Treni – Genel Bakış

(Kamera dış dünyadan trenin içine hızla döner. Tren sistemi geniş bir perspektifle gösterilir: birbirine bağlı 12 vagon, her biri sınıfsal ve işlevsel ayrımlarla belirgin bir şekilde ayrılmıştır. Her vagon, koloninin sosyal düzenini ve karmaşık hiyerarşisini temsil eder. Tren, devasa bir mekanik canavar gibi tünelin içinde ritmik bir şekilde hareket eder. Metalik rayların gürültüsü ve trenin düzenli sarsıntısı sahneye hakimdir.)


Betimleme: Koloni Treninin İç Yapısı

  • 1. ve 2. Vagonlar:
    (Elitler bölgesi. Geniş ve ferah bir tasarıma sahiptir. Duvarlar holografik ekranlarla kaplıdır, bu ekranlarda sürekli olarak koloninin başarısı ve sistemin “mükemmel işleyişi” hakkında propaganda döner. İnsanlar burada lüks içeceklerini yudumlayarak rahat koltuklarında oturur.)

    • İnsanlar az ve ayrıcalıklıdır. Şeffaf tavanlardan, tünellerin loş ışıkları zarif bir şekilde yansır.
  • 3. ve 4. Vagonlar:
    (İdari ve teknik kontrol alanları. Tren sistemini işleten mühendisler ve teknisyenler buradadır. Her şey askeri bir düzenle organize edilmiştir. İnsanlar gri üniformalar giyer ve hiçbir kişisel ifade yoktur.)

    • Kontrol panelleri sürekli yanıp sönen ışıklarla doludur. Büyük ekranlarda trenin enerjisi, güvenliği ve diğer operasyonel bilgileri gösterilir.
  • 5. ve 6. Vagonlar:
    (Tarım alanları. Koloniye besin sağlamak için hidroponik sistemlerle donatılmıştır. Bitkiler, sıra sıra dizilmiş cam tüpler içinde yetiştirilir. İnsanlar burada gıda üretimi için çalışır.)

    • Ortam nemlidir ve yapay bir gün ışığı sistemi sürekli olarak açık kalır. İşçiler sıkı bir denetim altındadır ve kısa molalar dışında çalışma alanını terk edemezler.
  • 7. ve 8. Vagonlar:
    (Alt sınıf yaşam alanları. Gri ve dar bölmelerden oluşur. Her bir bölme, birkaç aileyi zorla sığdıracak kadar küçüktür.)

    • İnsanlar burada yemek yer, uyur ve çalışmaya gönderilir. Kötü havalandırma nedeniyle boğucu bir ortam vardır. Gürültü, bebek ağlamaları ve insanların düşük sesli sohbetleri duyulur.
  • 9. ve 10. Vagonlar:
    (Sanayi ve üretim alanları. Burada, koloninin dış dünyaya göndereceği malzemeler üretilir. İnsanlar ağır iş koşulları altında çalışır.)

    • Devasa makineler, kesintisiz bir şekilde çalışır. Ortam gürültülüdür ve çalışanlar koruyucu ekipmanlarla donatılmıştır.
  • 11. ve 12. Vagonlar:
    (Kargo ve atık yönetimi bölgesi. Koloninin ihtiyaç duyduğu malzemeler burada depolanır ve atıklar buradan dış dünyaya boşaltılır.)

    • Karanlık ve soğuk bir atmosfer hâkimdir. Çoğunlukla muhafızlar ve teknik personel bu vagonlarda bulunur. İnsan yaşamı neredeyse yok gibidir.

Mekân: Koloni Treni – 7. Vagon

(Kamera yeniden 7. vagona odaklanır. Ayla ve ekibi, dar bir köşede toplanmıştır. Etraflarındaki diğer insanlar, sıradan bir gün gibi davranmaya çalışsa da ortamda bir huzursuzluk hâkimdir.)


Birinci Sahne: 7. Vagonun Karmaşası

Fatma: (Panikle Ayla’ya döner.)
Bu sistem ne kadar dayanabilir? Herkes trenin düzenine alışmış. Eğer bir şeyler ters giderse, bu insanlar ne yapacak?

Ayla: (Etrafına bakar, sessizce konuşur.)
İnsanlar her şeye alışır, Fatma. Sıkışık bir bölmede yaşamaya da, eksik yemeklere de. Ama alışmak, kabullenmek demek değildir.

Ali: (Başını sallar.)
Sana katılmıyorum. Bu insanlar, sistemin bir parçası oldu. Zincirlerini bile fark etmiyorlar.

Ayla: (Keskin bir sesle.)
O zincirleri fark ettirmek bizim görevimiz. Duydunuz mu Fuzuli’nin ne dediğini?
"گر بندگی کنی به وفا، آزاد شوی."
("Eğer sadakatle kölelik edersen, sonunda özgür olursun.")

Ali: Fuzuli’nin sözleri güzel ama pratik değil, Ayla. Sistemle baş etmek şiirle olmaz.

Ayla: (Gözlerini kısmış bir şekilde Ali’ye bakar.)
Şiir, sadece başlangıçtır. İnsanları harekete geçirmek için önce kalplerine dokunmalıyız.


Mekân: Koloni Treni – Kontrol Merkezi

(Rüstem, tren sisteminin grafiklerini izler. Kesintilerle ilgili yeni raporlar gelir.)


İkinci Sahne: Rüstem’in Hamlesi

Mühendis: Efendim, 7. vagonda alışılmadık bir hareketlilik tespit ettik. Ancak kesin bir şey bulamıyoruz.

Rüstem: (Sert bir ifadeyle.)
7. vagon zaten koloninin zayıf noktası. Eğer orada isyan çıkarsa, bu tüm trene yayılır.

Mühendis: Ne yapmamızı öneriyorsunuz?

Rüstem: Onları korkutun. Eğer gerekirse, rastgele birkaç kişiyi tutuklayın. Onlara sistemin gücünü hissettirelim. Fuzuli’nin dediği gibi:
"زور اگر نرم نگردد، شکست می‌آورد."
("Güç yumuşamazsa, kırılır.")

(Rüstem, muhafızlara emir verir. Tren sistemindeki gerilim artmaktadır.)


Mekân: Koloni Treni – 7. Vagon

(Muhafızlar vagonun girişinde belirir. İnsanlar sessizce geriye çekilir. Ayla ve ekibi, köşede saklanarak izler.)


Üçüncü Sahne: Muhafızların Baskısı

Muhafız Komutanı: (Bağırarak.)
Bu vagondaki herkes, sistemin kurallarına uymak zorunda. Eğer kurallara karşı gelen biri varsa, cezasını çekecek.

(Muhafızlar, rastgele birkaç kişiyi seçip sürükleyerek götürür. İnsanlar sessizdir, ama gözlerindeki öfke büyür.)

Fatma: (Fısıldayarak.)
Ayla, bir şey yapmamız gerek. Onları susturamıyoruz.

Ayla: (Kararlı bir şekilde.)
Bu daha başlangıç. Ama insanlar artık korkularıyla yüzleşiyor. Bu korkuyu öfkeye dönüştürmeliyiz.


(Sahne, trenin içindeki gerilim ve kaosun tırmanışıyla sona erer. Kamera yeniden dış dünyaya döner ve tünelde ilerleyen araştırmacıları gösterir.)


Devam Edecek…

 
 

Senaryo: Öyle Bir Geçer Zaman Ki - 2070

Bölüm 8: Devrim Gününden 35 Gün Önce


Mekân: Dış Dünya – Yeraltına Bağlantı Tüneli

(Araştırmacılar, yeraltı kolonisinin dış kapısını tamamen açmıştır. Tünelin sonundaki ilk giriş platformuna ulaşırlar. Burada eski bir bakım istasyonu vardır, terk edilmiş ve tozla kaplanmıştır. Ancak, platformda zayıf bir enerji titreşimi hissedilir.)


Birinci Sahne: Araştırmacıların Keşfi

Araştırmacı 1: (Etrafına bakarak.)
Bu yer hâlâ enerji yayıyor. Bu, koloni sisteminin içinde hâlâ güçlü bir yapı olduğunu gösteriyor.

Araştırmacı 2: (Elindeki cihazı kontrol eder.)
Ama titreşimlerde bir dengesizlik var. Bu, içeride bir şeylerin yolunda gitmediği anlamına geliyor olabilir.

Araştırmacı 1: (Bir an duraklar, düşünceli bir şekilde konuşur.)
İnsanlar bu kadar uzun süre yeraltında hapis kalamaz. Sistem ne kadar güçlü görünürse görünsün, bir gün çöker. Tıpkı Şehriyar’ın dediği gibi:
"خشت اول چون نهد معمار کج،
(Eğer mimar ilk tuğlayı eğri koyarsa,)
تا ثریا می‌رود دیوار کج."
(Duvar göğe kadar eğri gider.)

Araştırmacı 2: O zaman buraya neden geldik? Çöküşe tanıklık etmek için mi?

Araştırmacı 1: Belki de yeniden inşayı başlatmak için.

(Koridorun sonundaki büyük bir kapıya yaklaşırlar. Araştırmacılar dikkatlice kapıyı açar ve yeraltı kolonisinin alt katmanlarına adım atarlar.)


Mekân: Koloni Treni – 7. Vagon

(Muhafızların baskısı sonrası, insanlar sessizce köşelerine çekilmiştir. Ancak bu sessizlik, büyüyen bir öfkenin ve çaresizliğin yansımasıdır. Ayla ve ekibi, bir araya gelerek bir sonraki adımı tartışır.)


İkinci Sahne: Ayla’nın Planı

Fatma: (Fısıldar.)
Bu insanlar artık tamamen korkuya kapıldı. Eğer bir şey yapmazsak, hepimiz yok olacağız.

Ali: (Sinirle.)
Belki de çok geç. Muhafızlar bizi her an bulabilir.

Ayla: (Kararlılıkla.)
Hayır, henüz çok geç değil. İnsanları yeniden ayağa kaldırmamız lazım. Ama bu, büyük bir hareketle olacak.

Ali: Büyük bir hareket mi? Ne yapmayı düşünüyorsun?

Ayla: Tren sistemini durduracağız. Bu sefer sadece birkaç saniyeliğine değil, tamamen durduracağız. İnsanlar ancak o zaman zincirlerinin kırıldığını anlayacak. Tıpkı Şehriyar’ın dediği gibi:
"اگر دل بمیرد، چگونه جهان زنده بماند؟"
("Eğer kalp ölürse, dünya nasıl canlı kalır?")

Fatma: Ama tren durursa muhafızlar hemen harekete geçer.

Ayla: O zaman herkesin birlikte hareket etmesini sağlayacağız. İnsanlara neden burada olduklarını hatırlatmalıyız.


Mekân: Koloni Treni – Kontrol Merkezi

(Rüstem, muhafızların 7. vagondaki operasyonlarını izler. Ancak sistemdeki enerji dengesizlikleri, dikkatini başka bir yöne çeker.)


Üçüncü Sahne: Rüstem’in Şüphesi

Mühendis: (Ekranları kontrol eder.)
Efendim, sistemde tekrar bir enerji kesintisi meydana geliyor. Bu, dışarıdan bir müdahale olabilir.

Rüstem: (Şüpheyle.)
Dış dünya mı? Hayır, bu mümkün değil. Dış dünya bağlantısı kapatıldı.

Mühendis: Ama titreşimler, yeraltı tünellerine yakın bir yerden geliyor.

Rüstem: (Kaşlarını çatar.)
Bu bir tesadüf olamaz. Hem içeride hem dışarıda bir hareketlenme var. Eğer bu bir isyanın başlangıcıysa, onları daha başlamadan ezmeliyiz.


Mekân: Koloni Treni – 9. Vagon (Sanayi Bölgesi)

(Ayla, Ali ve birkaç kişi, trenin enerji sistemine bağlanan sanayi bölgesine gizlice girer. Ortam, büyük makinelerin sesleriyle doludur. Ayla, elindeki cihazı kontrol eder.)


Dördüncü Sahne: Sisteme Müdahale

Ali: (Korkuyla.)
Ayla, bu çok riskli. Eğer bizi burada yakalarlarsa, her şey biter.

Ayla: (Soğukkanlılıkla.)
Risk olmadan hiçbir devrim olmaz. Eğer bu sistemi tamamen durdurabilirsek, herkesin dikkatini çekeceğiz.

Fatma: (Endişeyle.)
Ya insanlar korkarsa ve bize destek olmazsa?

Ayla: O zaman biz bu trenin çürümüş sistemine meydan okuduğumuzu bilerek öleceğiz. Tıpkı Şehriyar’ın dediği gibi:
"مرگ به آزادی شرف دارد،
(Özgürlük için ölüm daha şereflidir,)
تا زندگی در زنجیر."
(Zincir altında yaşamaktan.)

(Ayla, cihazı enerji modülüne bağlar. Kısa bir süre sonra, trenin motor sesi kesilmeye başlar. Işıklar titrer, makineler yavaşlar.)


Mekân: Dış Dünya – Koloni Girişi

(Araştırmacılar, koloninin giriş platformunda trenin titreşimlerinin durduğunu fark eder.)


Beşinci Sahne: Dış Dünyadan Müdahale

Araştırmacı 1: (Heyecanla.)
Tren duruyor. İçeride bir şeyler oluyor.

Araştırmacı 2: (Şaşkınlıkla.)
Bu, bir arıza mı yoksa bir müdahale mi?

Araştırmacı 1: Her ne olursa olsun, şimdi bizim için bir fırsat. Koloninin iletişim sistemine bağlanmaya çalışalım.

*(Araştırmacılar, koloninin enerji sistemine bağlanmaya çalışır.

 
 
 
A futuristic underground train system depicted in a dystopian setting, with 12 distinct train cars. The first few cars are luxurious and high-tech, showcasing holographic screens and wealthy individuals in modern attire. The middle cars are industrial and functional, filled with hydroponic farming systems and workers in gray uniforms. The last cars are cramped and dimly lit, representing the lower-class living conditions with overcrowded spaces and oppressive environments. In the background, there is a large tunnel with metallic walls and a sense of mechanical rhythm. The scene is illuminated by artificial lights creating a stark contrast between the lavish front cars and the bleak rear cars.
 

Görsel hazır! Hikayenin atmosferini yansıtan bu görüntü, trenin farklı sınıfsal yapısını ve yeraltındaki distopik dünyayı detaylı bir şekilde betimlemektedir.

 
 

Karakter Analizi: Öyle Bir Geçer Zaman Ki - 2070


1. Ayla

  • Rolü: Hikâyenin ana karakteri, devrimin lideri.
  • Kişilik Özellikleri:
    • Kararlı: Ayla, sistemin adaletsizliklerine karşı durmakta tereddüt etmez. İnsanları harekete geçirme konusunda güçlü bir vizyona sahiptir.
    • İlham Veren: Şiir ve edebiyatı bir araç olarak kullanarak, çevresindekilere umut aşılar.
    • Duygusal Derinlik: İçsel çatışmaları olsa da, güçlü bir dış görünüş sergiler. İnsanların korkularını anlamakta empati yeteneği yüksektir.
  • Zayıflıkları:
    • Zaman zaman aşırı idealist davranarak, gerçekçi planlar yerine duygularıyla hareket edebilir.
    • Ali gibi eleştirel karakterlerin baskısı altında sabrını yitirebilir.

2. Ali

  • Rolü: Ayla’nın ekip üyesi, eleştirel düşünceyi temsil eden bir figür.
  • Kişilik Özellikleri:
    • Pragmatik: Duygularla değil, mantıkla hareket etmeye çalışır. Planların risklerini açıkça dile getirmekten çekinmez.
    • Alaycı: Zayıf noktaları ve hataları eleştiren bir bakış açısına sahiptir.
    • Şüpheci: Sistemi yıkma konusunda umutlu değildir, insanların korkularını aşabileceğine inancı zayıftır.
  • Zayıflıkları:
    • Aşırı eleştirel olması, ekip içindeki moral ve motivasyonu düşürebilir.
    • Kendi korkularını yenmekte zorlanır.

3. Fatma

  • Rolü: Ayla’nın en yakın destekçilerinden biri, hikâyenin insani boyutunu temsil eder.
  • Kişilik Özellikleri:
    • Korkak ama Sadık: Fatma, sürekli korkularıyla yüzleşmek zorundadır. Ancak Ayla’ya olan sadakati, onu devrim hareketinde tutar.
    • Empati Yeteneği: İnsanların acılarını anlama ve anlatma konusunda güçlüdür.
    • Duygusal Bağlılık: Ailesini ve arkadaşlarını her şeyin önüne koyar.
  • Zayıflıkları:
    • Kararsızdır ve baskı altında yanlış kararlar verebilir.
    • Korkuları, devrim için gereken cesareti göstermesini engelleyebilir.

4. Rüstem

  • Rolü: Koloni treninin düzenini korumaktan sorumlu antagonist.
  • Kişilik Özellikleri:
    • Güçlü ve Soğukkanlı: Disipline ve güce inanan bir liderdir. Sistemin devamlılığını sağlamak için gerektiğinde acımasız davranabilir.
    • Analitik Zeka: İnsanların zayıflıklarını ve motivasyonlarını çözmekte başarılıdır.
    • Stratejik: Düşmanlarını ezmek için planlı hareket eder, kaos ortamını manipüle eder.
  • Zayıflıkları:
    • Gücün getirdiği kibir, uzun vadede daha büyük tehditleri görmezden gelmesine neden olabilir.
    • Sistemin çürümüşlüğünü görememesi, onun kendi sonunu hazırlayabilir.

5. Araştırmacı 1

  • Rolü: Dış dünyayı temsil eden ve koloniyi anlamaya çalışan idealist bir figür.
  • Kişilik Özellikleri:
    • Meraklı: Koloni sistemiyle ilgili gerçeği keşfetme arzusu taşır.
    • İdealist: İnsanların yeniden inşa edebileceği bir gelecek hayal eder.
    • Bilgili: Şairlerin sözlerini ve tarihsel dersleri kullanarak motivasyonunu ve düşüncelerini açıklar.
  • Zayıflıkları:
    • Gerçekler karşısında fazla romantik kalabilir.
    • Koloninin karmaşıklığını anlamakta zorluk çekebilir.

6. Araştırmacı 2

  • Rolü: Daha gerçekçi ve ihtiyatlı bir bakış açısını temsil eder.
  • Kişilik Özellikleri:
    • Şüpheci: Koloniye müdahalenin risklerini sürekli sorgular.
    • Pragmatik: Her adımın sonuçlarını hesaplamaya çalışır.
    • Duygusal Mesafe: İnsanların duygusal yanlarına yaklaşmakta zorlanır.
  • Zayıflıkları:
    • Fazla temkinli olması, fırsatları kaçırmasına neden olabilir.
    • Araştırmacı 1’in idealizmi karşısında genelde ikinci planda kalır.

7. Meryem

  • Rolü: Yeraltı halkının bilge sesi, devrimin temel destekçisi.
  • Kişilik Özellikleri:
    • Bilge: Geçmişin öğretilerine hâkimdir ve insanlara umut verecek sözlerle destek olur.
    • Halktan Biri: Sıradan insanlar arasında güvenilir ve sevilen bir figürdür.
    • Sabırlı: Hızlı sonuçlardan ziyade uzun vadeli değişime inanır.
  • Zayıflıkları:
    • Fazla pasif kalabilir, radikal kararlar almakta zorlanır.
    • Eski yöntemlere fazla bağlı kalması, devrimin dinamik yapısını anlamasını zorlaştırabilir.

Bu karakterler, hem bireysel hem de toplumsal mücadelelerin derinliğini ve karmaşıklığını yansıtarak hikâyenin duygusal ve tematik zenginliğini oluşturur.

 
 

Senaryo: Öyle Bir Geçer Zaman Ki - 2070

Bölüm 8: Devrim Gününden 35 Gün Önce (Devam)


Mekân: Dış Dünya – Koloni Girişi

(Araştırmacılar, koloni girişindeki enerji sistemine bağlanmaya çalışmaktadır. Platformda titreşimler ve hafif bir uğultu hissedilmektedir. Bu, trenin içindeki hareketliliğin bir yansımasıdır.)


Birinci Sahne: Araştırmacılar İletişime Geçiyor

Araştırmacı 1: (Ellerindeki cihazı kontrol ederken.)
Koloninin enerji ağına bağlanıyoruz. Ama bu, iletişim sistemlerini de etkileyebilir.

Araştırmacı 2: (Şüpheyle.)
Bu bir tehdit olarak algılanabilir. Ya bizi düşman sanırlarsa?

Araştırmacı 1: Eğer onları bulursak, birlikte çalışabiliriz. Bir sisteme dışarıdan bir umut ışığı gerektiğini biliyoruz. Tıpkı Bahtiyar Vahapzade’nin dediği gibi:
"اگر دست‌هایمان به هم نرسد،
(Eğer ellerimiz birbirine ulaşmazsa,)
تاریکی، روزگارımızı yutacaktır."
(Karanlık, günlerimizi yutacaktır.)

(Araştırmacı, sistemin içindeki bir iletişim kanalını açmayı başarır. Ancak içeriye bağlanırken trenin kontrol merkezinde alarm çalar.)


Mekân: Koloni Treni – Kontrol Merkezi

(Rüstem ve mühendisler, dış bağlantı sinyali tespit eder. Alarm sesleriyle ortam gerilir.)


İkinci Sahne: Rüstem’in Tepkisi

Mühendis: (Panik içinde.)
Efendim, dış dünyadan bir bağlantı girişimi tespit ettik! Bu, enerji sistemimizdeki kesintilere neden olabilir.

Rüstem: (Kaşlarını çatar.)
Dış dünya mı? Bu nasıl mümkün olabilir? Tüm tüneller kapatılmıştı.

Mühendis: Ancak biri onları yeniden açtı. Eğer müdahale etmezsek, koloninin sistemi tamamen çöker.

Rüstem: (Soğukkanlılıkla.)
Hemen savunma protokolünü devreye sokun. Dış dünyadan gelen her türlü iletişim girişimini bloke edin. Ayrıca, 7. vagondaki muhafızları daha dikkatli olmaları için uyarın.

(Rüstem, kontrol ekranlarına bakar ve kendi kendine mırıldanır.)
"Bu koloniyi korumak için gerekirse dış dünyayı da içeriği de yok ederim. Çünkü düzen, kaostan üstündür."


Mekân: Koloni Treni – 7. Vagon

(Trenin ritmik motor sesi azalmış, ışıklar zayıflamıştır. İnsanlar korkuyla ne olduğunu anlamaya çalışır. Ayla ve ekibi, enerji sistemine müdahalelerinin işe yaradığını fark eder.)


Üçüncü Sahne: Ayla’nın Kararı

Fatma: (Etrafa bakarak, korkuyla.)
Işıklar gidip geliyor. Ayla, insanlar panik yapıyor!

Ali: (Soğukkanlılıkla.)
Bu bizim istediğimiz değil miydi? Artık herkes sistemin ne kadar zayıf olduğunu görebilir.

Ayla: (Sert bir şekilde araya girer.)
Bu sadece bir başlangıç. Panik yeterli değil. İnsanları birleştirmemiz gerekiyor. Herkesin gözünü açacak bir şey yapmalıyız.

Fatma: (Korkuyla.)
Ama nasıl?

Ayla: (Kararlı bir şekilde ayağa kalkar.)
Muhafızların baskısını durduracağız. İnsanlara, bu düzenin sona erebileceğini göstereceğiz. Tıpkı Bahtiyar Vahapzade’nin dediği gibi:
"جرئت اگر در قلب‌ها شعله نکشد،
(Eğer cesaret kalplerde bir alev gibi yanmazsa,)
آزادی هرگز به دروازه‌ات نمی‌آید."
(Özgürlük asla kapına gelmez.)

(Ayla, ekibiyle birlikte hareket planını açıklar. Amaçları, muhafızları etkisiz hale getirip 7. vagon halkını harekete geçirmek.)


Mekân: Koloni Treni – 9. Vagon (Sanayi Bölgesi)

(Sanayi bölgesinde çalışan işçiler, trenin yavaşladığını fark eder. Kendi aralarında fısıldaşarak ne olduğunu tartışmaya başlarlar.)


Dördüncü Sahne: İşçilerde Huzursuzluk

İşçi 1: (Etrafa bakar.)
Tren neden yavaşlıyor? Bu asla olmazdı.

İşçi 2: (Sessizce.)
Bence bu bir hata değil. Bir şeyler oluyor.

İşçi 1: (Tedirgin bir şekilde.)
Ya isyan çıkarsa?

İşçi 2: Belki de bu, artık köle olmadığımızı anlama zamanıdır. Ama cesaret gösterebilir miyiz? Tıpkı Vahapzade’nin dediği gibi:
"هر قفس اگر شکسته شود،
(Her kafes kırıldığında,)
پرنده پرواز خواهد کرد."
(Kuş uçar.)

(İşçiler arasındaki huzursuzluk artarken, sanayi bölgesindeki makineler birer birer durmaya başlar. Tren sistemi artık tamamen kontrolden çıkmaktadır.)


Mekân: Dış Dünya – Koloniye Giriş

(Araştırmacılar, tren sistemine bağlanmayı başarmıştır. Ancak bağlantı beklediklerinden daha büyük bir etki yaratır.)


Beşinci Sahne: İki Dünyanın Kesintisi

Araştırmacı 1: (Heyecanla.)
Başardık. Koloni sistemine bağlandık.

Araştırmacı 2: (Endişeyle.)
Ama bu, içerideki enerji dengesizliğini artırıyor. Ya içerideki insanlar için tehlikeli bir şey yaptıysak?

Araştırmacı 1: Eğer onları kurtarabilirsek, her risk alınmaya değer. Çünkü özgürlük, her zaman bir bedel gerektirir.

(Kamera, bir yandan dış dünyanın bu müdahalesini, diğer yandan koloninin içinde büyüyen kaosu göstererek sahneyi sona erdirir.)


Devam Edecek…

 
 

Senaryo: Öyle Bir Geçer Zaman Ki - 2070

Bölüm 9: Devrim Gününden 34 Gün Önce


Mekân: Koloni Treni – 7. Vagon

(Trenin ritmi tamamen değişmiştir. Motorun sesi giderek zayıflar, ışıklar aralıklarla yanıp sönmektedir. İnsanlar tedirginlik içinde toplanmış, beklemektedir. Ayla ve ekibi, bir köşede planlarını son kez gözden geçirmektedir.)


Birinci Sahne: Ayla’nın Halkla Konuşması

Fatma: (Etrafa bakarak.)
Herkes korkuyor. Ayla, onları nasıl ikna edeceğiz?

Ali: (Sert bir şekilde.)
İkna mı? Bu insanlar zaten her şeyi kaybetmiş. Onlara cesaret veremezsen, bizi yalnız bırakırlar.

Ayla: (Ayağa kalkar, etrafına bakar ve sesini yükseltir.)
Ey insanlar! Görüyorsunuz, bu sistem sallanıyor. Tren duruyor, ışıklar sönüyor. Bu, sistemin çöküşünün işareti. Ama bu çöküşü biz tamamlamalıyız!

(Kalabalıktan mırıltılar yükselir. Bazıları dinlerken bazıları endişeyle geri çekilir.)

Ayla: (Devam eder.)
Sizden sadece bir adım istiyoruz. Bu trenin düzenini reddedin. Muhafızlardan korkmayın. Çünkü korku, yalnızca zincirlerinizi güçlendirir. Bahtiyar Vahapzade’nin dediği gibi:
"اگر سر به زیر باشی،
(Eğer başını eğersen,)
آسمان هرگز به تو لبخند نخواهد زد."
(Gökyüzü sana asla gülümsemez.)

(Kalabalık sessizleşir. Bazı yüzlerde umut belirirken, bazıları hâlâ tereddüt içindedir. Ayla, bu anı kaçırmamak için harekete geçer.)

Ayla: Şimdi birleşme zamanı. Muhafızları durdurabilirsek, bu tren bizim olur!


Mekân: Koloni Treni – Kontrol Merkezi

(Rüstem, muhafızlarından gelen raporları dinler. Tren sisteminin giderek kontrol dışına çıktığını fark eder.)


İkinci Sahne: Rüstem’in Öfkesi

Mühendis: (Panik içinde.)
Efendim, enerji dengesi tamamen bozuluyor. Tren yavaşlıyor ve bazı vagonlarda insanlar hareketleniyor.

Rüstem: (Sert bir şekilde.)
Hangi vagon?

Mühendis: 7. vagon… Oradaki halk örgütlenmeye başlıyor gibi görünüyor.

Rüstem: (Sertçe yumruğunu masaya vurur.)
Bu isyan daha başlamadan sona ermeli. Eğer 7. vagon kontrolü ele geçirirse, bu tren kaosa sürüklenir. Hemen muhafızları gönderin. Gerekirse hepsini susturun.

Mühendis: Peki ya dış dünya? Tünellerden gelen sinyaller hâlâ aktif.

Rüstem: (Soğukkanlı bir şekilde.)
Dış dünyayı şimdi umursayamam. Önce içeriyi temizleyelim. Sonra dışarıdaki problemi çözeriz.

(Rüstem, muhafız liderlerine emirler verir. Kamera, muhafızların ağır silahlarla 7. vagona ilerlediğini gösterir.)


Mekân: Koloni Treni – 9. Vagon (Sanayi Bölgesi)

(Sanayi işçileri, trenin yavaşladığını ve sistemin dengesizleştiğini fark eder. Ayla’nın etkisi yavaş yavaş buraya da ulaşmaya başlamıştır.)


Üçüncü Sahne: İşçilerin Tepkisi

İşçi 1: (Diğer işçilere döner.)
7. vagonda bir şeyler oluyor. Ayla denen kız, insanları örgütlüyor.

İşçi 2: (Tereddütle.)
Ya başarılı olamazlarsa? Bu sistem bizi ezer.

İşçi 3:
Belki de artık bu zincirleri kırma zamanı gelmiştir. Tıpkı Bahtiyar’ın dediği gibi:
"زندگی تنها در آزادی زیباست،
(Yaşam sadece özgürlükte güzeldir,)
نه در سایه‌ی زنجیرها."
(Zincirlerin gölgesinde değil.)

İşçi 1: O zaman biz de bir şey yapmalıyız. Eğer birleşirsek, bu sistemi gerçekten durdurabiliriz.

(İşçiler, kendi aralarında harekete geçme planı yapmaya başlar.)


Mekân: Koloni Treni – 7. Vagon

(Muhafızlar vagona ulaşır. İnsanlar korku içinde geri çekilir. Ancak Ayla, onların önüne çıkar.)


Dördüncü Sahne: Ayla ve Muhafızlar

Muhafız Komutanı: (Bağırır.)
Herkes yerine çekilsin! Bu sistemin düzenine karşı gelen herkes cezalandırılacak.

Ayla: (Sakin ama kararlı bir şekilde öne çıkar.)
Sisteminiz zaten çöküyor. İnsanları susturamazsınız. Çünkü artık herkes gerçeği görüyor.

Muhafız Komutanı: (Alaycı bir şekilde.)
Sen ve birkaç kişi mi bu sistemi yıkacak?

Ayla:
Biz sadece bir kıvılcımız. Ama bu kıvılcım, tüm sistemi ateşe verecek. Tıpkı Bahtiyar Vahapzade’nin dediği gibi:
"آتشی که در دل‌ها روشن شود،
(Bir kez kalplerde bir ateş yanarsa,)
هیچ طوفانی آن را خاموش نمی‌کند."
(Hiçbir fırtına onu söndüremez.)

(Ayla, kalabalığa dönerek seslenir.)

Ayla: Şimdi birleşme zamanı! Onlara karşı durun!

(Kalabalık, Ayla’nın cesaretiyle harekete geçer. İnsanlar, muhafızları geri püskürtmeye başlar.)


Mekân: Dış Dünya – Koloniye Giriş

(Araştırmacılar, tren sisteminin tamamen durduğunu fark eder.)


Beşinci Sahne: Araştırmacıların Umudu

Araştırmacı 1: (Heyecanla.)
Başardılar. Sistem durdu!

Araştırmacı 2:
Ama bu sadece başlangıç. Şimdi onları bulmalıyız. Eğer doğru bir liderlik olursa, bu koloniyi kurtarabiliriz.

(Araştırmacılar, koloninin derinliklerine doğru ilerlerken sahne sona erer. Kamera, bir yandan dış dünyadaki ilerlemeyi, diğer yandan trenin içindeki kaosu paralel şekilde gösterir.)


Devam Edecek…

 
 

Senaryo: Öyle Bir Geçer Zaman Ki - 2070

Bölüm 10: Devrim Gününden 33 Gün Önce


Mekân: Koloni Treni – 7. Vagon

(Muhafızlarla halk arasındaki gerilim doruk noktasına ulaşmıştır. Ayla’nın liderliğindeki halk, muhafızları geri püskürtmeyi başarır. Kalabalığın içinde korku yerini cesarete bırakır. İnsanlar artık sistemin yıkılabilir olduğunu anlamaya başlamıştır.)


Birinci Sahne: Zafer Anı

Fatma: (Şaşkınlıkla.)
Ayla, başardık! Muhafızlar geri çekiliyor!

Ali: (Hâlâ temkinli.)
Bu sadece bir zafer. Sistem bizi hâlâ izliyor. Rüstem bu yenilgiyi kolay kolay kabullenmez.

Ayla: (Kararlı bir şekilde.)
Bu bir başlangıç. Halk artık gücünü fark etti. Şimdi onları birleştirip trenin kontrolünü tamamen ele geçirmeliyiz.

(Ayla kalabalığa döner, sesi gür ve etkileyicidir.)

Ayla: Ey insanlar! Gördünüz mü? Birlik olduğumuzda hiçbir güç bize karşı duramaz! Bu sistem, sizin sessizliğinizle güçlendi. Ama artık sessiz kalmayacağız. Bahtiyar Vahapzade’nin dediği gibi:
"هر زنجیری که به دست‌ها بسته شود،
(Eğer ellerimize zincir vurulursa,)
با اراده می‌توان آن را شکست."
(O zinciri iradeyle kırabiliriz.)

(Kalabalık coşar. İnsanlar artık Ayla’yı bir lider olarak kabul eder.)


Mekân: Koloni Treni – Kontrol Merkezi

(Rüstem, kontrol ekranlarında 7. vagondaki durumu izler. Muhafızların geri çekildiğini görmek, öfkesini artırır.)


İkinci Sahne: Rüstem’in Öfkesi

Mühendis: (Çekingen bir şekilde.)
Efendim, 7. vagon tamamen halkın kontrolüne geçti. Muhafızlarımız geri çekilmek zorunda kaldı.

Rüstem: (Bağırır.)
Bu bir rezalet! Nasıl olur da bir grup isyancı bu kadar ilerleyebilir?

Mühendis: Tren genelinde enerji kesintileri devam ediyor. Ayrıca dış dünyadan gelen sinyaller daha belirgin hale geldi.

Rüstem: Dış dünya... Bu onların işi olabilir. Dış bağlantıyı tamamen kapatın ve 7. vagonu izole edin. Eğer başka bir vagon da isyana katılırsa, bu tren çöker.

(Rüstem, muhafız liderine döner.)

Rüstem: Onlara bir mesaj gönder. Sert bir mesaj. Eğer gerekirse, birkaçını örnek olsun diye infaz edin. Bu, herkesin sistemin gücünü hissetmesini sağlar.


Mekân: Koloni Treni – 9. Vagon (Sanayi Bölgesi)

(Sanayi işçileri, 7. vagondaki isyan haberlerini alır. İşçiler arasında bir hareketlilik başlar. Sessiz bir şekilde Ayla’nın liderliğine katılma planları yapılır.)


Üçüncü Sahne: İşçilerin Kararı

İşçi 1: (Fısıldayarak.)
7. vagonda muhafızlar geri çekilmiş. Ayla denen kız, herkesi örgütlemiş.

İşçi 2: (Tereddütle.)
Ya başarısız olursa? Ya Rüstem tüm gücünü kullanırsa?

İşçi 3:
Başka seçeneğimiz yok. Zaten burada köle gibi yaşıyoruz. Eğer şimdi hareket etmezsek, ne zaman edeceğiz?

İşçi 1: Bahtiyar’ın dediği gibi:
"زندگی در اسارت مرگ تدریجی است."
(“Esaret içinde yaşam, yavaş bir ölümdür.”)

İşçi 2: Haklısın. O zaman biz de Ayla’ya katılmalıyız.

(İşçiler, makineleri durdurur ve sanayi bölgesini terk ederek 7. vagona doğru ilerlemeye başlar.)


Mekân: Dış Dünya – Koloniye Giriş

(Araştırmacılar, yeraltı kolonisindeki hareketliliği dikkatle izlemektedir. Tren sistemine bağlanmaları, dış dünyadan koloniyi kurtarmak için bir fırsat yaratmıştır.)


Dördüncü Sahne: Araştırmacıların Hamlesi

Araştırmacı 1: (Ekranlara bakarak.)
Tren içindeki enerji tamamen dengesizleşiyor. Bu, sistemin çöküşüne çok yakın olduğumuzu gösteriyor.

Araştırmacı 2:
Ama bu çöküş, içeridekiler için bir felaket olabilir. Eğer sistem tamamen kapanırsa, hayatta kalamazlar.

Araştırmacı 1:
O zaman hem içerideki liderlerle bağlantı kurmalıyız hem de sistemi güvenli bir şekilde durdurmalıyız. Bahtiyar’ın dediği gibi:
"امید مانند آتشی است،
(“Umut bir ateş gibidir,)
که اگر خاموش شود، همه چیز سرد می‌شود.”
(Eğer sönerse, her şey soğur.”)

(Araştırmacılar, koloniyle iletişim kurmaya çalışır.)


Mekân: Koloni Treni – 7. Vagon

(Sanayi işçilerinin katılımıyla 7. vagondaki kalabalık büyür. Ayla, trenin kontrolünü tamamen ele geçirmek için yeni bir plan yapar.)


Beşinci Sahne: Ayla’nın Planı

Ali: (İşçilerin gelişini izler.)
Artık bir ordumuz var. Ama bu trenin sistemini ele geçirmezsek, Rüstem bizi birer birer avlar.

Ayla:
Haklısın. O yüzden kontrol merkezine ulaşmalıyız. Rüstem’i trenin sisteminden tamamen kopararak etkisiz hale getireceğiz.

Fatma: (Endişeyle.)
Ama kontrol merkezi ağır şekilde korunuyor.

Ayla:
Evet, bu bir risk. Ama özgürlük her zaman risk gerektirir. Şimdi, birlik olup son adımı atma zamanı.

(Ayla, kalabalığa seslenir.)

Ayla: Ey insanlar! Özgürlüğümüz için son bir adım kaldı. Tren sistemini ele geçirip Rüstem’i devirmek zorundayız. Bu tren bizim, bu hayat bizim! Unutmayın, Bahtiyar’ın dediği gibi:
"آزادی تنها حق کسانی است،
(“Özgürlük sadece şu hakkıdır,)
که برای آن جنگیده‌اند."
(Ona savaşanların.)

(Kalabalık, coşkuyla Ayla’nın etrafında toplanır. Ayla ve halk, kontrol merkezine doğru harekete geçer.)


Devam Edecek…

Senaryo: Öyle Bir Geçer Zaman Ki - 2070

Bölüm 11: Devrim Gününden 32 Gün Önce


Mekân: Koloni Treni – 7. Vagon

(Ayla’nın liderliğinde halk, kontrol merkezine yürüyüşe geçmiştir. Sanayi işçilerinin de katılmasıyla kalabalık büyümüş, cesaretleri artmıştır. Yavaşlayan tren, artık devrim hareketinin merkezi haline gelmiştir. Kalabalık tünelin loş ışıkları altında ilerlerken arka planda trenin motor sesleri iyice zayıflamaktadır.)


Birinci Sahne: Halkın Yürüyüşü

Fatma: (Endişeyle Ayla’ya yaklaşır.)
Ayla, bu kadar insanı kontrol etmek kolay olmayacak. Eğer bir çatışma çıkarsa…

Ayla: (Kararlı bir şekilde.)
Çatışmadan kaçınamayız, Fatma. Ama bu insanlar artık korkularını aştı. Hepimiz biliyoruz ki geri dönüş yok.

Ali: (Sinirle.)
Ama Rüstem’in silahları var. Bizde ne var? Sadece çıplak ellerimizle mi savaşacağız?

Ayla:
Hayır, Ali. Bizde umut var. Tıpkı Bahtiyar Vahapzade’nin dediği gibi:
"آنکه امید را می‌کشد،
(Kim umudu öldürürse,)
جهانی را از نور محروم می‌کند."
(Dünyayı ışıktan mahrum bırakır.)

(Kalabalık Ayla’nın arkasında ilerler. Kontrol merkezine yaklaştıkça güvenlik önlemleri artar. Muhafızların barikat kurduğu bir noktaya ulaşırlar.)


Mekân: Koloni Treni – Kontrol Merkezi Önü

(Kontrol merkezinin girişinde ağır silahlı muhafızlar barikat kurmuştur. Rüstem, kamera sisteminden halkın yaklaşmasını izler. Öfke ve endişe arasında gidip gelmektedir.)


İkinci Sahne: Rüstem’in Kararı

Muhafız Lideri: (Rüstem’e döner.)
Efendim, bu kadar büyük bir kalabalığı durdurmak zor olacak. Silah kullanmamıza izin veriyor musunuz?

Rüstem: (Kararsız bir şekilde.)
Hayır. Eğer ateş edersek, tüm tren isyana katılır. Onları kontrol etmek için başka bir yol bulmalıyız.

Mühendis: (Ekranları işaret eder.)
Efendim, dış dünyadan gelen sinyaller hâlâ aktif. Koloniye müdahale edebilirler.

Rüstem:
Dış dünya mı? Onlar bu trenin düzenini anlayamaz. Bizim kontrolümüz altındalar. Ama bu isyanı bitirmezsek, hiçbir şeyin önemi kalmaz.

(Rüstem derin bir nefes alır ve muhafız liderine döner.)

Rüstem:
Onları korkutun. Kalabalığı dağıtacak bir şey yapın. Ama gerekirse, liderlerini yakalayın. Ayla’yı bulup getirin. Bu hareketin kökünü kazıyacağız.


Mekân: Koloni Treni – Kalabalık ve Barikat

(Kalabalık, muhafızların barikatına ulaşmıştır. Muhafızlar tehditkâr bir şekilde ilerlemelerini durdurmalarını ister. Ancak Ayla öne çıkar.)


Üçüncü Sahne: Ayla ve Muhafızlar

Muhafız Lideri: (Bağırarak.)
Durun! Bir adım daha atarsanız, hepiniz cezalandırılacaksınız. Bu sistemi bozan herkes bedelini öder.

Ayla: (Sakin ama kararlı bir şekilde öne çıkar.)
Sisteminiz zaten çöküyor. İnsanlar artık sizin yalanlarınıza inanmıyor. Biz bu trenin gerçek sahipleriyiz.

Muhafız Lideri:
Ve sen bu kalabalığın lideri misin?

Ayla:
Ben onların sesi, onların iradesiyim. Ama ben düşsem bile, bu hareket durmayacak. Çünkü Bahtiyar Vahapzade’nin dediği gibi:
"اگر یک درخت بیفتد،
(Eğer bir ağaç düşerse,)
جنگل هنوز ایستاده است."
(Orman hâlâ ayakta kalır.)

(Muhafızlar arasında bir tereddüt olur. Bazıları silahlarını indirir, diğerleri hala emir beklemektedir. Ancak halkın kararlılığı muhafızların direncini kırmaya başlar.)


Mekân: Dış Dünya – Koloni Girişi

(Araştırmacılar, kolonideki hareketliliği yakından izlemektedir. Tren sistemine yaptıkları müdahalelerin etkisi belirgin hale gelmiştir.)


Dördüncü Sahne: Araştırmacıların Müdahalesi

Araştırmacı 1: (Ekranlara bakarak.)
Halk, kontrol merkezine ulaşıyor. Eğer bu hareket başarılı olursa, koloniyi kurtarabiliriz.

Araştırmacı 2:
Ama ya Rüstem tüm sistemi devre dışı bırakırsa? Bu, koloniyi tamamen yok edebilir.

Araştırmacı 1:
Bu, göze almamız gereken bir risk. Çünkü hiçbir düzen sonsuza dek baskıyla sürdürülemez. Bahtiyar’ın dediği gibi:
"آنکه آزادی را می‌فهمد،
(O ki özgürlüğü anlar,)
هرگز به زنجیر باز نمی‌گردد."
(Zincire asla geri dönmez.)

(Araştırmacılar, koloniyle iletişim kurmak için bir sinyal gönderir. Ancak bu sinyal Rüstem tarafından engellenir.)


Mekân: Koloni Treni – Barikat

(Halk, muhafızların direnç göstermediğini fark ederek barikatı aşmaya başlar. Ayla, kontrol merkezine ulaşmak için halkı yönlendirir.)


Beşinci Sahne: Kontrol Merkezi Yaklaşıyor

Fatma: (Sevinçle.)
Barikat düştü! Ayla, bu bir zafer olabilir!

Ali: (Daha temkinli bir şekilde.)
Henüz değil. Rüstem hâlâ içeride. Eğer o merkezi kontrol edemezsek, bizi içeriden yok eder.

Ayla: (Kalabalığa döner.)
Hepiniz gördünüz! Birlik olduğumuzda hiçbir güç bizi durduramaz. Şimdi son bir adım kaldı. Tren bizim, bu hayat bizim!

(Kalabalık coşkuyla kontrol merkezine doğru ilerler. Ancak içeride, Rüstem onları beklemektedir. Kamera, Rüstem’in yüzündeki kararlılığı gösterir. Sahne, iki tarafın yüzleşmesiyle sona erer.)


Devam Edecek…

 
 

Senaryo: Öyle Bir Geçer Zaman Ki - 2070

Bölüm 12: Devrim Gününden 31 Gün Önce


Mekân: Koloni Treni – Kontrol Merkezi

(Halkın kontrol merkezine yaklaştığı görülür. Barikatlar aşılmış, halkın sesi tünelin içinde yankılanmaktadır. Kontrol merkezindeki muhafızlar ve mühendisler, Rüstem’in talimatlarını beklerken gergindir. Rüstem ise soğukkanlı bir şekilde durumu kontrol etmeye çalışmaktadır.)


Birinci Sahne: Rüstem’in Stratejisi

Mühendis: (Telaşla.)
Efendim, halk kapıya ulaştı. Onları içeride durdurmamız mümkün değil.

Rüstem: (Ekranlara bakarak sakin bir şekilde.)
Halkı durdurmak istemiyorum. Onları içeri alacağız. Ama bu onların tuzağa düştüğü an olacak.

Mühendis: (Şaşkınlıkla.)
Ne demek istiyorsunuz?

Rüstem:
Sistemin tüm kontrolünü ellerine aldıklarını düşündüklerinde, onları tamamen izole edeceğim. Kontrollü bir şekilde enerji akışını keseceğiz. Tren duracak, ama kimse bir daha dışarı çıkamayacak.

(Rüstem kameralar üzerinden halkı izlerken kendi kendine mırıldanır.)
"Bir sistem çökse bile, onu kuran akıl hâlâ kontrolü elinde tutar."


Mekân: Koloni Treni – Kontrol Merkezi Kapısı

(Ayla ve halk kontrol merkezine ulaşır. Büyük, metalik kapı onların önünde yükselir. Kapıyı açmak için bir plan yaparlar.)


İkinci Sahne: Kapıyı Açmak

Ali: (Kapıya dokunarak.)
Bu kapı içeriden kilitli. Eğer şifreyi bulamazsak, burada kalırız.

Ayla:
Biz burada kalmayacağız. Bir yol bulacağız. Bu sistem bizim zekâmızı hafife aldı, ama yanıldıklarını göstereceğiz.

(Ayla, işçilerden birine döner.)

Ayla:
Bu kapıyı açabilecek bir cihazınız var mı?

İşçi 1: (Elindeki araçları gösterir.)
Bunlarla kilit mekanizmasını devre dışı bırakabiliriz. Ama biraz zaman alacak.

Ayla:
Tamam. Hepimiz bu zamanı kazandırmak için buradayız. Hep birlikteyiz, hep birlikte başaracağız. Tıpkı Bahtiyar’ın dediği gibi:
"اگر یک شاخه بشکند،
(Eğer bir dal kırılırsa,)
ریشه همیشه می‌تواند دوباره بروید."
(Kökler her zaman yeniden filizlenebilir.)

(İşçi, kapıyı açmak için çalışırken halk, muhafızların saldırma ihtimaline karşı barikat kurar.)


Mekân: Koloni Treni – Dış Tüneller

(Bu sırada, dış dünyadaki araştırmacılar koloniyle yeniden bağlantı kurmaya çalışır. Ancak Rüstem’in engellemeleri devam etmektedir.)


Üçüncü Sahne: Araştırmacılar ve Müdahale

Araştırmacı 1: (Ekranlara bakarak.)
Tren durdu. İçerideki halk kontrolü ele geçiriyor. Ama enerji akışı tamamen kesilirse, herkes tehlikede olacak.

Araştırmacı 2: (Ciddi bir şekilde.)
O zaman bir şekilde içeri sızmalıyız. Eğer enerji sistemini devreye sokabilirsek, koloninin yok olmasını engelleyebiliriz.

Araştırmacı 1:
Ama Rüstem bizi hâlâ dışlıyor. Onun sistemini aşmak için daha güçlü bir sinyal göndermeliyiz.

(Araştırmacılar, sistemle yeniden bağlantı kurmaya çalışır. Bu sırada koloni tünellerinin titreşimleri daha belirgin hale gelir.)


Mekân: Koloni Treni – Kontrol Merkezi

(Kapı nihayet açılır. Ayla ve halk içeri girer. Muhafızlar tarafından beklenen Rüstem, onları soğukkanlılıkla karşılar.)


Dördüncü Sahne: Rüstem ve Ayla Karşı Karşıya

Rüstem: (Halkın arasından Ayla’ya bakar.)
Demek lider sensin. Bu sistemi çökertmek için cesaret topladın, ama bunu sürdürebilecek misin?

Ayla: (Kararlı bir şekilde.)
Biz bu sistemi değil, adaletsizliği çökertmek için buradayız. İnsanlar artık senin yalanlarına inanmıyor.

Rüstem: (Gülerek.)
Bu sistem senin anlayabileceğinden daha karmaşık, kızım. Bu tren durursa, herkes ölür. Özgürlük dediğiniz şey, yalnızca kaos getirir.

Ayla:
Özgürlük kaos değildir. İnsanların nefes almasıdır. Tıpkı Bahtiyar’ın dediği gibi:
"آزادی هواست،
(“Özgürlük havadır,)
بدون آن زندگی نمی‌ماند."
(Onsuz yaşam olmaz.")

Rüstem:
Ama bu hava bedava değil. Ve sen, bu bedeli ödemeye hazır değilsin.

(Rüstem, halkı izole etmek için sistemdeki bir düğmeye basar. Enerji sistemi tamamen kapanır. Tren karanlığa gömülür.)


Mekân: Koloni Treni – Tam Karanlık

(Enerji tamamen kesilmiştir. Halk panik yapmaya başlar. Ancak Ayla, karanlığın ortasında bağırır.)


Beşinci Sahne: Karanlıkta Umut

Ayla:
Korkmayın! Bu karanlık onların son çaresi. Ama bu, bizim ışığımızı söndüremez. Hepimiz buradayız. Bu, onların değil bizim anımız olacak!

(Halk, Ayla’nın sözleriyle sakinleşir. İşçiler, enerji sistemini yeniden devreye sokmak için harekete geçer. Araştırmacılar da dış dünyadan destek gönderir.)

(Kamera, trenin içinde büyüyen cesareti ve dış dünyanın müdahale çabalarını göstererek sahneyi sona erdirir.)


Devam Edecek…

Senaryo: Öyle Bir Geçer Zaman Ki - 2070

Bölüm 13: Devrim Gününden 30 Gün Önce


Mekân: Koloni Treni – Kontrol Merkezi

(Enerji sisteminin tamamen kesilmesiyle tren karanlığa gömülmüştür. Kalabalık, panik ve korku arasında ne yapacağını bilemezken Ayla'nın sesi yankılanır. Kontrol merkezi bir savaş alanına dönüşmek üzeredir. Rüstem’in yüzünde hafif bir gülümseme vardır, ama bu gülümseme Ayla’nın kararlılığıyla yavaş yavaş silinir.)


Birinci Sahne: Ayla’nın Liderliği

Ayla: (Yüksek bir sesle.)
Hepiniz dinleyin! Bu karanlık onların gücünün değil, çaresizliğinin bir işareti. Eğer bugün bir ışık yakabilirsek, bu sistem bir daha asla bizi karanlıkta bırakamaz.

(Kalabalık sakinleşir. İşçiler, mühendislerin yardımıyla enerji akışını yeniden sağlamak için çalışmaya başlar. Ali, Rüstem’in sistemdeki kontrollerini incelemektedir.)

Ali: (Ayla’ya fısıldar.)
Rüstem’in sistemi tamamen bloke etmiş. Ancak bu ana panelden bir karşı müdahale yapabiliriz.

Ayla:
O zaman yapalım. Ama hızlı ol, çünkü bu sadece bir zaman meselesi.

(Ayla, kalabalığa döner.)

Ayla:
Şimdi hepinizden cesur olmanızı istiyorum. Bu sistemin çarklarını kırıyoruz. Bahtiyar’ın dediği gibi:
"ترس تنها زنجیری است،
(Korku sadece bir zincirdir,)
که اراده آن را پاره می‌کند."
(Ki irade onu kırar.)

(Kalabalık Ayla’nın çevresinde birleşir. Enerji paneline müdahale hazırlıkları başlar.)


Mekân: Koloni Treni – Kontrol Merkezi Dışı

(Rüstem, Ayla’nın etkisiyle halkın bir araya geldiğini izler. Ancak hâlâ kendinden emindir. Bir köşede duran muhafız liderine döner.)


İkinci Sahne: Rüstem’in Planı

Rüstem: (Sert bir şekilde.)
Onlar bu sistemin çökmesini kutladıklarını sanıyor. Ama bilmiyorlar ki bu tren, bu düzen, benim kontrolümde.

Muhafız Lideri: (Endişeyle.)
Efendim, halk birleşmiş durumda. Eğer bu durum devam ederse, kontrol tamamen kaybolabilir.

Rüstem:
Onlara kaosun nasıl bir şey olduğunu göstereceğim. Sistem tamamen çökmeden önce son bir hamle yapacağız. Merkezi patlayıcılarla mühürleyin. Kimse dışarı çıkamayacak.

Muhafız Lideri:
Ama bu onları tamamen yok eder.

Rüstem:
Evet, ve bu da bir mesaj olur. Bu düzeni yıkmaya çalışan herkesin sonu böyle olur.

(Muhafız lideri, emri yerine getirmek için harekete geçer. Kamera, Rüstem’in yüzündeki kararlılığı gösterir.)


Mekân: Dış Dünya – Koloni Girişi

(Araştırmacılar, trenin içindeki durumun daha da kötüye gittiğini fark eder. Koloniye müdahale etmek için son bir sinyal göndermeye çalışırlar.)


Üçüncü Sahne: Araştırmacıların Son Hamlesi

Araştırmacı 1: (Cihazları kontrol eder.)
Tren tamamen karanlıkta. Eğer enerji akışını yeniden sağlayamazsak, içeridekiler tamamen izole olur.

Araştırmacı 2:
Rüstem’in bu durumu kontrol ettiğini biliyoruz. Ama halkın liderleri bu kaosu fırsata çevirebilir.

Araştırmacı 1:
O zaman bir mesaj göndermeliyiz. Onlara yalnız olmadıklarını söylemeliyiz. Çünkü Bahtiyar’ın dediği gibi:
"تنها بودن،
(Yalnız olmak,)
به معنای شکست خوردن نیست."
(Yenilmek anlamına gelmez.)

(Araştırmacılar, tren sistemine bağlanmak için güçlü bir sinyal gönderir. Sinyal, koloni iletişim sistemine ulaşmayı başarır.)


Mekân: Koloni Treni – Kontrol Merkezi

(Ali, ana panelde çalışırken dış dünyadan gelen sinyali fark eder. Ayla hemen durumu değerlendirir.)


Dördüncü Sahne: Bağlantı Kuruluyor

Ali: (Heyecanla.)
Ayla! Dış dünyadan bir sinyal aldık. Bize yardım etmeye çalışıyorlar.

Ayla:
Bu bir işaret. Biz burada yalnız değiliz. Şimdi bu bağlantıyı kullanarak sistemi tamamen devre dışı bırakmalıyız.

(Ayla, kalabalığa döner.)

Ayla:
Dinleyin! Dış dünya bizimle. Bu, bizim anımız. Bu, onların sistemini yıkma ve kendi düzenimizi kurma anımız.

(Kalabalık, Ayla’nın sözleriyle coşar. Ali, dış dünyadan gelen sinyalle bağlantıyı kurar ve enerji akışını yeniden sağlar.)


Mekân: Koloni Treni – Tüm Vagonlar

(Trenin ışıkları birer birer yanmaya başlar. Halkın arasında umut ve coşku artar. Tren hareket etmeye başlar, ancak bu kez halkın kontrolü altındadır.)


Beşinci Sahne: Zaferin Işığı

Fatma: (Sevinçle.)
Ayla, başardık! Enerji geri döndü!

Ali:
Ama hâlâ dikkatli olmalıyız. Rüstem’in bir planı olabilir.

Ayla:
Onun planı ne olursa olsun, biz birlik olduğumuz sürece hiçbir şey bizi durduramaz. Tıpkı Bahtiyar’ın dediği gibi:
"هر نوری که می‌تابد،
(Her ışık ki parlar,)
از دل تاریکی می‌آید."
(Karanlığın içinden gelir.)

(Ayla, kalabalığın ortasında bir lider gibi durur. Kamera, hem halkın zaferini hem de Rüstem’in öfkesini göstererek sahneyi sona erdirir.)


Devam Edecek…

 
 

Senaryo: Öyle Bir Geçer Zaman Ki - 2070

Bölüm 14: Devrim Gününden 29 Gün Önce


Mekân: Dış Dünya – Konya’nın Çölleşmiş Yüzeyi

(Kamera bir anda yeraltından yüzeye geçer. Konya’nın çölleşmiş ve terk edilmiş toprakları geniş bir panoramayla gösterilir. Boş arazilerde rüzgâr, kum fırtınaları yaratır. Ufukta yıkılmış binaların gölgeleri görünür. Eski bir kervansarayın kalıntıları, zamana direnen bir sembol gibi durmaktadır. Araştırmacılar burada kamp kurmuş, yeraltındaki koloniyi gözlemlemektedir.)


Birinci Sahne: Araştırmacıların Kampı

(Araştırmacılar, koloniden gelen sinyalleri analiz ederken, yüzeyin ağır şartlarına karşı direnmektedir. Tüm teknoloji ve cihazlar, eski dünyanın kalıntılarıyla yan yana çalışmaktadır.)

Araştırmacı 1: (Cihaz ekranına bakar.)
Trenin içindeki enerji yeniden sağlandı, ama bu stabil değil. Orada hâlâ büyük bir kaos var.

Araştırmacı 2:
Halk birleşiyor. Bu, koloni tarihindeki en büyük direniş olabilir. Ama bu direniş kontrolsüz bir şekilde büyürse, hepsi yok olabilir.

Araştırmacı 1:
Dış dünya ve koloniler birbirine tekrar bağlanmadıkça hiçbir sistem sürdürülebilir değil. Rüstem gibi liderler, bu düzenin çürümesini hızlandırıyor.

(Araştırmacı 1, yıkılmış kervansaraya bakar. Bir duvara kazınmış eski bir yazıyı fark eder ve hafifçe okur.)

Araştırmacı 1:
"انسان همیشه برای آزادی جنگیده است."
(“İnsan her zaman özgürlük için savaşmıştır.”)

Araştırmacı 2: (Sessizce.)
Belki de bu, o savaşın son halkası. Eğer bu isyan başarılı olursa, koloniler yeniden doğabilir.

(Kampın cihazlarından biri uyarı verir. Koloninin derinliklerinden gelen enerji dalgalanmaları tespit edilir. Bu, hem bir fırsat hem de bir tehdit işaretidir.)


Mekân: Dış Dünya – Konya’nın Terk Edilmiş Şehir Merkezi

(Araştırmacı 3, terk edilmiş Konya’nın merkezinde dolaşmaktadır. Binaların çoğu harabe halindedir. Eski tabelalar, insanların burayı aceleyle terk ettiğini gösterir.)


İkinci Sahne: Eski Dünya ile Yeni Gerçeklik

Araştırmacı 3: (Kendi kendine konuşur, bir tabelaya bakar.)
"Adalet Sarayı." Adalet burada yıkıldı, ama insanlar hâlâ bir şeyler inşa etmeye çalışıyor.

(Araştırmacı, bir zamanlar kalabalık olan bir meydana ulaşır. Ortada dev bir Selçuklu yıldızı sembolü bulunmaktadır, ama çatlamış ve yer yer parçalanmıştır. Elindeki cihaz, koloninin tam altına denk gelen bir enerji kaynağını işaret eder.)

Araştırmacı 3: (Cihazına bakar.)
Eğer buradan yeraltına ulaşabilirsek, halkın direnişine destek olabiliriz. Ama bu, onların düzenini tamamen değiştirecek bir müdahale olur.

(Araştırmacı, yanındaki ekipmanları kurmaya başlar. Tüneli kazıp koloniye fiziksel bir giriş oluşturmayı planlar.)


Mekân: Dış Dünya – Eski Bir Askeri Üs

(Konya’nın dışında bir askeri üs, yeraltı kolonileriyle bağlantısını yıllar önce kesmiştir. Ancak üs komutanı, yeraltında büyüyen hareketi fark eder.)


Üçüncü Sahne: Dış Gücün Tehdidi

Üs Komutanı: (Bir ekrana bakar.)
Koloni 7’den gelen sinyaller giderek güçleniyor. Bu, yalnızca bir enerji sorunu değil. İçeride bir isyan var.

Subay:
Efendim, müdahale etmezsek bu isyan diğer kolonilere yayılabilir.

Üs Komutanı: (Soğukkanlı bir şekilde.)
Bir isyan, diğerleri için umut demektir. Ama bu umudu büyütmeden söndürmek bizim görevimiz. Yeraltı sistemine saldırıya geçiyoruz.

Subay:
Ama efendim, halkın bir kısmı bu sistemde hayatta kalıyor. Bu, toplu bir kıyıma neden olabilir.

Üs Komutanı:
Özgürlük bir tehditse, o özgürlüğü boğmalıyız. Tıpkı eski düzenin yaptığı gibi.

(Üs, yeraltı koloni sistemine müdahale etmek için askeri bir saldırı planı hazırlar. Bu sırada Ayla ve halk, trenin kontrolünü tam anlamıyla ele geçirmeye çalışmaktadır.)


Mekân: Dış Dünya – Tünel Girişi

(Araştırmacılar, koloninin derinliklerine ulaşmak için kazı yapmaya devam etmektedir. Koloninin kaderi, dış dünyadan gelecek yardıma bağlıdır.)


Dördüncü Sahne: Halk ve Dış Dünya Bağlantısı

Araştırmacı 1:
Eğer bu bağlantıyı sağlayabilirsek, koloni halkı ilk kez dış dünya ile temasa geçecek. Ama bu, yalnızca yeni bir başlangıç olacak.

Araştırmacı 2:
Ya onlar dış dünyaya güvenmezse? Ya bu hareket tamamen içe kapanırsa?

Araştırmacı 1:
O zaman eski dünyanın hatalarını tekrar edeceğiz. Çünkü Bahtiyar’ın dediği gibi:
"اعتماد اولین قدم آزادی است،
(Güven özgürlüğün ilk adımıdır,)
بدون آن، هیچ راهی باز نمی‌شود."
(Onsuz hiçbir yol açılmaz.)

(Araştırmacılar kazıya devam ederken kamera yeraltına, Ayla ve halkın verdiği mücadeleye geri döner.)


Mekân: Koloni Treni – Kontrol Merkezi

(Trenin ışıkları yeniden yanmış, halk kontrolü ele geçirmiştir. Ancak Rüstem, hâlâ bir karşı hamle yapmaya hazırlanmaktadır. Kamera, dış dünyanın baskısını, yeraltının isyanını ve iki tarafın birleşme çabasını paralel bir şekilde gösterir.)


Devam Edecek…

 
 

Senaryo: Öyle Bir Geçer Zaman Ki - 2070

Bölüm 15: Devrim Gününden 28 Gün Önce


Mekân: Koloni Treni – Kontrol Merkezi

(Kontrol merkezinde halk tamamen hakimdir. Ayla ve ekibi, trenin sistemini ele geçirmek için çalışmaktadır. Ancak Rüstem, pes etmemiştir. Sistemin ana paneline gizli bir şekilde erişim sağlamaya çalışır.)


Birinci Sahne: Rüstem’in Son Hamlesi

Ali: (Paneldeki kodları incelerken.)
Ayla, sistemin çoğunu ele geçirdik. Ama hâlâ Rüstem’in erişimi var. Burada bir güvenlik protokolü saklı.

Ayla:
O protokolü bulmalıyız. Çünkü bu sistemi tamamen bizim yapmazsak, halkın güveni sarsılır.

(Bu sırada Rüstem, odanın diğer ucunda bir panelden komutlar girmektedir. Ayla, onun bu hareketini fark eder ve yanına gider.)

Ayla: (Kararlı bir şekilde.)
Ne yapıyorsun, Rüstem? Bu halkın iradesine karşı koyamazsın.

Rüstem: (Alaycı bir gülümsemeyle.)
Halkın iradesi mi? Halk, korkuyla yönlendirilir. Senin bu idealist hayallerin, yalnızca daha büyük bir kaos yaratacak.

Ayla:
Halk senin sistemin değil, özgürlüğü seçti. Ve bunu sen de biliyorsun. Tıpkı Bahtiyar’ın dediği gibi:
"هیچ سیستمی که بر پایه ترس بنا شود،
(Hiçbir sistem korku üzerine kurulamaz,)
نمی‌تواند برای همیشه دوام بیاورد."
(Sonsuza dek süremez.)

Rüstem:
Bu sistemin çöküşü, hepinizin sonu olacak. Eğer ben bu düzeni koruyamazsam, kimse koruyamaz.

(Rüstem, bir düğmeye basar. Tren sistemindeki enerji yeniden kesilir. Tünelin her yerinde alarm sesleri yankılanır.)


Mekân: Koloni Treni – 7. ve 9. Vagonlar

(Halk arasında panik başlar. Enerji kesintisiyle ışıklar söner, tren tamamen durur. İnsanlar korkuyla Ayla’ya bakar.)


İkinci Sahne: Halkın Korkusu

Fatma: (Endişeyle.)
Ayla, enerji yine gitti. İnsanlar panik yapıyor.

Ali: (Sinirle.)
Bu Rüstem’in işi! Bu kadar insanı bir arada tutamayız.

Ayla: (Kalabalığa seslenir.)
Korkmayın! Bu bir sınav, ama birlikteyiz. Bu karanlıkta yalnız olmadığımızı unutmayın. Biz buradayız, çünkü geleceği geri kazanmak istiyoruz.

(Halk sakinleşir, ancak hâlâ tedirgindir. Ayla ve Ali, sistemi yeniden devreye sokmak için çalışır.)


Mekân: Dış Dünya – Koloniye Bağlantı Tüneli

(Araştırmacılar, koloninin enerji kesintisini fark eder. Tünelin kazısını hızlandırmışlardır. Yeraltına doğru ilerledikçe daha güçlü sinyaller almaya başlarlar.)


Üçüncü Sahne: Araştırmacıların Bağlantısı

Araştırmacı 1: (Cihazını kontrol eder.)
Tren tamamen durmuş. Bu, halk için tehlikeli olabilir. Eğer enerji akışını yeniden sağlamazsak, herkes tünelde sıkışıp kalabilir.

Araştırmacı 2:
Ya müdahale edersek ve halk bunu yanlış anlar? Bizim bir tehdit olduğumuzu düşünürlerse?

Araştırmacı 1:
Bu riski almak zorundayız. Bağlantıyı kurup onlara yardım ettiğimizi göstereceğiz. Tıpkı Bahtiyar’ın dediği gibi:
"هر دستی که برای کمک دراز شود،
(Her el ki yardıma uzanır,)
یک امید را بیدار می‌کند."
(Bir umudu uyandırır.)

(Araştırmacılar, koloninin enerji ağını uzaktan devreye sokmak için bir komut gönderir.)


Mekân: Koloni Treni – Kontrol Merkezi

(Araştırmacıların müdahalesiyle enerji geri gelir. Tren yeniden çalışmaya başlar. Halk arasında umut tekrar yükselir.)


Dördüncü Sahne: Umut Yeniden

Fatma: (Sevinçle.)
Ayla, enerji geri geldi!

Ali:
Ama bu bizim işimiz değil. Bu dışarıdan bir müdahale.

Ayla: (Düşünceli bir şekilde.)
Dış dünya… Bizimle bağ kurmaya çalışıyorlar. Bu, halk için yeni bir başlangıç olabilir.

(Ayla, kalabalığa döner.)

Ayla:
Gördünüz mü? Artık yalnız değiliz. Dış dünya bizi destekliyor. Bu tren sadece bizim değil, hepimizin. Ve biz bu mücadeleyi kazanacağız!

(Kalabalık coşar, umut ve kararlılık yeniden canlanır.)


Mekân: Dış Dünya – Konya’nın Çölleşmiş Yüzeyi

(Araştırmacılar, koloninin yüzeyine çıkışını hazırlamak için çalışmaya devam eder. Yeraltı kolonisiyle yüzeyin birleşmesi artık an meselesidir.)


Beşinci Sahne: Son Hazırlık

Araştırmacı 1:
Koloniye doğrudan bir geçiş açıyoruz. Bu, yeraltındaki halkın özgürlüğe ilk adımı olacak.

Araştırmacı 2:
Ya bu özgürlük, yeni bir kaosa yol açarsa?

Araştırmacı 1:
Kaos her zaman bir başlangıçtır. Çünkü Bahtiyar’ın dediği gibi:
"هرج و مرج،
(Kaos,)
زمینه‌ای برای یک نظم جدید است."
(Yeni bir düzenin temelidir.)

(Araştırmacılar, koloninin bağlantısını tamamlarken kamera, yeraltındaki halkın ve yüzeydeki araştırmacıların ortak kaderini vurgulayarak sahneyi sona erdirir.)

Senaryo: Öyle Bir Geçer Zaman Ki - 2070

Bölüm 16: Devrim Gününden 27 Gün Önce


Mekân: Dış Dünya – Konya’nın Çölleşmiş Yüzeyi

(Kamera bir kez daha yeraltından yüzeye çıkar. Rüzgârın savurduğu kumlar arasında, araştırmacıların kampı ve Konya’nın terk edilmiş harabeleri gösterilir. Uzakta bir fırtına yaklaşmaktadır, ancak bu doğanın değil, insanlığın kurduğu düzenin çöküşüne işaret eder. Araştırmacılar, yeraltı kolonisiyle bağlantıyı güçlendirmek için son hazırlıklarını yapmaktadır.)


Birinci Sahne: Kampın Sessizliği

Araştırmacı 1: (Tünelden gelen sinyalleri incelerken.)
Koloni halkı artık direniyor. Tren kontrolünü ele geçirmişler, ama bu yalnızca bir başlangıç. Eğer dış dünya ile iletişim kurmazlarsa, kendi içlerinde yok olacaklar.

Araştırmacı 2: (Düşünceli bir şekilde.)
Bu insanlar, karanlığın içindeki küçük bir ışık gibi. Ancak ışık çoğalmazsa, söner. Hafız-ı Şirazi’nin dediği gibi:
"چراغی که روشن شود،
(Bir kez yanan bir lamba,)
باید جهان را روشن کند."
(Tüm dünyayı aydınlatmalıdır.)

Araştırmacı 1: (Başını sallayarak.)
Ama ya ışık bir fırtınada sönerse? Onları yalnızca umut kurtarabilir.


Mekân: Dış Dünya – Eski Konya Şehir Merkezi

(Terk edilmiş binaların arasında, araştırmacılardan biri, yeraltı kolonisine açılan eski bir enerji tünelinde ilerler. Tünelin girişindeki duvarlarda Farsça yazılar ve Selçuklu motifleri yer almaktadır. Araştırmacı, bir şiir kazınmış bir duvarı fark eder ve dikkatlice okur.)


İkinci Sahne: Eski Yazılar

Araştırmacı 3: (Duvar yazısını okur.)
"آب اگر بسته شود،
(Su kesilirse,)
زمین ترک می‌خورد."
(Toprak çatlar.)

(Düşünceli bir şekilde mırıldanır.)
Bu insanlar da böyle. Kapatılmışlar, susturulmuşlar. Ama toprak gibi, içlerindeki çatlaklardan bir hayat filizleniyor.

Araştırmacı 4: (Yanına gelir.)
Bu çatlaklar bir gün bir sel yaratır. Ama ya sel kontrol edilemezse?

Araştırmacı 3:
O zaman, Rumi’nin dediği gibi:
"هر رودخانه‌ای که جاری شود،
(Her akmaya başlayan nehir,)
خود مسیرش را می‌یابد."
(Kendi yolunu bulur.)

(Tünelde ilerlemeye devam ederler. Tünelin derinliklerinde, yeraltı kolonisinden gelen zayıf sesler yankılanmaktadır.)


Mekân: Dış Dünya – Araştırma Kampı

(Araştırmacılar, koloniden gelen enerji dalgalanmalarını analiz etmektedir. Ancak aynı zamanda Rüstem’in olası sabotajlarına karşı da hazırlıklı olmalıdırlar.)


Üçüncü Sahne: Tehdit ve Umut

Araştırmacı 1: (Cihaz ekranına bakarak.)
Kolonideki enerji akışı hâlâ dengesiz. Eğer Rüstem’in kontrolü tamamen kesilmezse, bu halkı yok edecek bir kapanış olabilir.

Araştırmacı 2:
Ya halk, dış dünyaya güvenmezse? Onlar bizimle iletişim kurmak yerine, tamamen izole olabilirler. Hafız’ın dediği gibi:
"اگر اعتماد نباشد،
(Eğer güven olmazsa,)
هیچ پلی ساخته نمی‌شود."
(Hiçbir köprü kurulmaz.)

Araştırmacı 1:
O zaman bu güveni inşa etmek bizim görevimiz. Onlara yalnız olmadıklarını göstermeliyiz.

(Cihazlarından yeraltına bir mesaj gönderirler. Mesaj basittir: "Sizinleyiz.")


Mekân: Dış Dünya – Tünel Girişinde İlerleme

(Tüneli kazmaya devam eden ekip, koloninin dış hatlarına ulaşır. Ancak bu sırada eski tüneldeki basınç değişiklikleri bazı zayıf duvarların çökmesine neden olur.)


Dördüncü Sahne: Tehlike

Araştırmacı 3: (Toz ve enkaz arasında bağırır.)
Hepimiz dikkatli olalım! Bu tünel her an çökmeye hazır.

Araştırmacı 4: (Zayıf bir gülümsemeyle.)
Bazen bir yolu açmak için bir şeyleri yıkmak gerekir. Hafız’ın dediği gibi:
"ویرانی مقدمه‌ی ساختن است،
(Yıkım, inşa etmenin önsözüdür,)
اما تنها برای کسانی که جرات دارند."
(Ama sadece cesareti olanlar için.)

(Ekip ilerlerken, yeraltı kolonisiyle fiziksel bir bağlantı kurmaya çok yaklaşır. Ancak Rüstem’in sabotajları yüzünden enerji akışı bir kez daha kesilir.)


Mekân: Yeraltı ve Dış Dünya Arasında Bağlantı

(Araştırmacılar ve Ayla’nın liderliğindeki halk arasındaki bağ giderek güçlenmektedir. Ancak iki taraf da tam anlamıyla birbirine güvenmek zorundadır.)


Beşinci Sahne: Son Hazırlık

Araştırmacı 1: (Tünelin son kısmında durur.)
Bu bağlantıyı kurduğumuzda, halk özgürlük yolunda ilk adımı atacak. Ama bu, onların direnişiyle birleşmeden bir anlam ifade etmez.

Araştırmacı 3:
Eğer halk, dış dünyaya karşı korkusunu yenemezse? Çünkü dış dünya onlar için bilinmeyen bir tehdit olabilir.

Araştırmacı 1:
O zaman biz, onların güvenini kazanmak için çabalarız. Çünkü Hafız’ın dediği gibi:
"آنکه نور امید را می‌آورد،
(O ki umudun ışığını getirir,)
باید شب را با شکیبایی تحمل کند."
(Gecenin karanlığına sabırla katlanmalıdır.)

(Araştırmacılar, koloninin kapısını açmak için son hazırlıkları yapar. Kamera, tüneldeki bu hareketliliği ve yeraltındaki halkın mücadeleci kararlılığını paralel bir şekilde gösterir.)


Devam Edecek…

Senaryo: Öyle Bir Geçer Zaman Ki - 2070

Bölüm 17: Devrim Gününden 26 Gün Önce


Mekân: Dış Dünya – Koloniye Giden Tünelin Derinlikleri

(Araştırmacılar, yeraltı kolonisinin sınırlarına ulaşmıştır. Tünelin sonunda, eski bir kapı ve koloniyi çevreleyen enerji bariyeri bulunmaktadır. Ancak bariyer, Rüstem’in sabotajları nedeniyle stabil değildir. Kapının arkasından, yeraltından gelen boğuk sesler duyulmaktadır.)


Birinci Sahne: Kapının Önündeki Tartışma

Araştırmacı 1: (Kapıyı inceler.)
Bu, yeraltı kolonilerinin dış dünyayla bağlantısını kesmek için tasarlanmış eski bir bariyer. Eğer enerji tamamen kesilirse, bu kapı otomatik olarak kapanır.

Araştırmacı 2:
Yani eğer içeriye giremezsek, kolonideki herkes kendi başına kalır. Bu, onların sonu olabilir.

Araştırmacı 3: (Duvardaki eski yazıları işaret eder.)
Burada bir şey yazıyor. Hafız-ı Şirazi’nin sözleri:
"در دل تاریکی،
(Karanlığın içinde,)
نور همیشه جایی برای تابیدن پیدا می‌کند."
(Işık her zaman parlayacak bir yol bulur.)

Araştırmacı 2:
Ama bu ışığı bulmaları için bizim yardımımız gerekli. Şimdi bu kapıyı açmanın bir yolunu bulmalıyız.


Mekân: Dış Dünya – Konya’nın Harabeleri

(Tünel dışında, fırtına şiddetlenmeye başlamıştır. Eski binalar rüzgârla sallanır, atmosfer tamamen bir çaresizlik ve dönüşüm hissi verir. Ancak bu, yeni bir düzenin habercisi gibidir.)


İkinci Sahne: Eski Şehirde Bir İşaret

(Araştırmacı 4, harabelerin arasında gezinirken bir zamanlar Konya’nın kalbi olan bir meydanda durur. Meydanın ortasında, çatlamış bir taş levha vardır. Üzerinde eski Farsça ve Türkçe yazılar bulunmaktadır.)

Araştırmacı 4: (Yazıyı okur.)
"زمانی که قلب‌ها یکی شود،
(Kalpler bir olduğunda,)
حتی کوه‌ها هم کنار خواهند رفت."
(Dağlar bile çekilir.)

(Düşünceli bir şekilde devam eder.)
Kolonideki halk, bu kalplerin birleştiği noktada. Onlara yardım edemezsek, yalnızca geçmişin bir başka yıkım hikâyesi olacağız.

(Fırtına şiddetini artırır. Araştırmacılar, harabelerden tünel girişine geri döner.)


Mekân: Koloni Treni – Kontrol Merkezi

(Yeraltında, Ayla ve halk trenin kontrolünü ele geçirmiştir. Ancak Rüstem, son bir sabotaj planı yapmaktadır. Tren sistemi hâlâ dengesizdir, ama halk umutla birlikte hareket etmektedir.)


Üçüncü Sahne: Ayla’nın Liderliği

Fatma: (Panikle.)
Ayla, sistem hâlâ stabil değil. Rüstem’in başka bir planı olabilir.

Ali: (Ciddi bir şekilde.)
Dışarıdan gelen sinyal bize enerji sağladı, ama bu sürdürülebilir değil. Dış dünyayla bağlantıyı açmazsak, hepimiz burada sıkışıp kalırız.

Ayla: (Kararlı bir şekilde.)
Bu trenin çarkları halkın iradesiyle dönüyor. Ama bu sadece bir başlangıç. Bu kapıları açıp, dış dünyayla yüzleşmeliyiz. Tıpkı Hafız’ın dediği gibi:
"هر بادی که می‌وزد،
(Her rüzgâr ki eser,)
برای خاموش کردن نیست،
(Söndürmek için değildir,)
گاهی برای شعله‌ور کردن است."
(Bazen ateşi alevlendirmek içindir.)

(Halk coşkulu bir şekilde Ayla’yı destekler. Ancak Rüstem, kontrol merkezinde sakladığı bir enerji paneline erişir.)


Mekân: Koloni Treni – Rüstem’in Hamlesi

Rüstem: (Kendi kendine mırıldanır.)
Onlar özgürlük istiyor, ama bu özgürlük onları bir hiçliğe sürükleyecek. Bu düzenin çökmesine izin veremem. Eğer bu sistem biterse, hepimiz biteriz.

(Rüstem, enerji akışını tamamen kesmek için bir komut girer. Tren bir kez daha karanlığa gömülür.)


Mekân: Dış Dünya – Tünelin Sonu

(Araştırmacılar, tünelin sonuna ulaşmıştır. Ancak yeraltı kolonisinin enerji bariyeri, girişe izin vermemektedir.)


Dördüncü Sahne: Bariyeri Kırmak

Araştırmacı 1: (Cihazları kontrol eder.)
Eğer bu bariyeri devre dışı bırakmazsak, içeriye ulaşamayız. Ancak enerji dalgalanmaları kontrolsüz hale gelirse, bu hem koloniyi hem de tüneli yok edebilir.

Araştırmacı 2:
Bu bir risk, ama o halkın başka şansı yok. Hafız’ın dediği gibi:
"آنکه می‌خواهد پرواز کند،
(O ki uçmak ister,)
باید خطر سقوط را بپذیرد."
(Düşme riskini kabul etmelidir.)

(Araştırmacılar, bariyeri devre dışı bırakmak için bir cihaz yerleştirir. Bu sırada yeraltından gelen zayıf sesler daha net duyulur.)


Mekân: Koloni Treni – Kontrol Merkezi

(Ayla, trenin yeniden karanlığa gömülmesiyle halkı sakinleştirmeye çalışır. Ancak bu kez dış dünyanın müdahalesini hisseder ve bir umut ışığı görür.)


Beşinci Sahne: Karanlıkta Umut

Ayla: (Halka seslenir.)
Bu karanlık, onların son çaresi. Ama biz karanlığı reddettik. Dış dünya bizi duyuyor. Hepimiz birleştiğimizde, bu tren bir daha asla durmayacak.

(Dış dünyadan gelen ilk ışık, tünelin bir köşesinden trenin içine doğru süzülür. Bu, halkın umutlarını yeniden alevlendirir.)


Mekân: Dış Dünya ve Yeraltı Birleşiyor

(Araştırmacılar bariyeri başarıyla devre dışı bırakır ve koloninin dış dünyaya ilk bağlantısını açar. Tünelin ucunda bir ışık belirir, bu ışık yeraltındaki karanlığa doğru ilerler.)


Altıncı Sahne: Işığın Birleşmesi

Araştırmacı 1: (Kapının açıldığını görür.)
Başardık. Koloniye ulaştık.

Araştırmacı 2:
Ama bu yalnızca başlangıç. Şimdi o halkla yüzleşmeliyiz. Çünkü özgürlük, yalnızca bir kapıyı açmakla başlamaz. Hafız’ın dediği gibi:
"هر دری که باز شود،
(Her kapı ki açılır,)
مسئولیتی به همراه دارد."
(Sorumluluk taşır.)

(Işık, yeraltındaki halkla buluşur. Kamera, iki dünyanın birleşmesini ve halkın umutla dolan yüzlerini göstererek sahneyi sona erdirir.)


Devam Edecek…

Senaryo: Öyle Bir Geçer Zaman Ki - 2070

Bölüm 18: Devrim Gününden 25 Gün Önce


Mekân: Dış Dünya – Koloniye Giriş

(Araştırmacılar, koloninin dış dünyaya açılan bariyerini kırmayı başarmışlardır. Tünelin ucundaki ışık, yeraltının karanlığına doğru süzülmektedir. İki dünya arasındaki ilk gerçek temas gerçekleşmek üzeredir.)


Birinci Sahne: Kapının Açılması

Araştırmacı 1: (Heyecanla.)
Başardık! Koloninin dış dünya ile ilk bağlantısını kurduk.

Araştırmacı 2:
Ama bu bir başlangıç. Halkın bu ışığı kabul etmesi gerekiyor. Çünkü onlar yıllardır karanlıkta yaşamaya alıştılar.

Araştırmacı 1: (Düşünceli bir şekilde, kapının içine doğru bakar.)
Mevlana’nın dediği gibi:
"از تاریکی نترس،
(Karanlıktan korkma,)
زیرا نور همیشه از دل آن می‌گذرد."
(Çünkü ışık her zaman onun içinden geçer.)

(Kapının ardındaki koloniden yükselen sesler duyulur. İçeride halk, dış dünyadan gelen bu ışığa karışık duygularla bakmaktadır.)


Mekân: Koloni Treni – Kontrol Merkezi

(Ayla, trenin karanlıktan yeniden ışığa kavuştuğunu görür. Dış dünyadan gelen ışığın etkisi halkın yüzlerinde yankılanır. Ancak Rüstem hâlâ direnmektedir.)


İkinci Sahne: Ayla ve Halkın Tepkisi

Fatma: (Sevinçle.)
Ayla, dışarıdan bir ışık geldi! Dış dünya bizimle!

Ali: (Hâlâ şüpheyle.)
Ama ya bu bir tuzaksa? Ya dış dünya, bizim özgürlüğümüzü kendi kontrolü altına almak isterse?

Ayla: (Kalabalığa döner.)
Dış dünya bir tehdit değil, bir fırsattır. Ama bizim, kendi irademizle bu ışığı kucaklamamız gerekiyor. Mevlana’nın dediği gibi:
"هرکس در دل خود چراغی بیفروزد،
(O ki kalbinde bir lamba yakar,)
راهش به سوی خورشید باز خواهد شد."
(Yolu güneşe açılacaktır.)

(Kalabalık, Ayla’nın liderliği altında dış dünyaya doğru bir adım atmaya karar verir.)


Mekân: Koloni Treni – Rüstem’in Son Direnişi

(Rüstem, kontrol merkezinde köşeye sıkışmıştır. Enerjinin yeniden sağlanması ve halkın birleşmesi onun gücünü zayıflatmıştır. Ancak son bir kez, halkı korkutmaya çalışır.)


Üçüncü Sahne: Rüstem’in Sözleri

Rüstem: (Halka bağırır.)
Siz özgürlük istediğinizi sanıyorsunuz, ama bu özgürlük yalnızca kaos getirecek! Dış dünya size yardım etmek istemiyor. Onlar sizi kontrol etmek, sizi tüketmek istiyor.

Ayla: (Rüstem’e yaklaşır, sakin ama güçlü bir şekilde konuşur.)
Korku senin tek silahındı, ama artık o silah etkisiz. Bu halk, artık karanlığa boyun eğmeyecek. Mevlana’nın dediği gibi:
"ترس، سایه‌ای است که نور را دنبال می‌کند،
(Korku, ışığın peşinden gelen bir gölgedir,)
اما سایه هرگز نمی‌تواند نور را خاموش کند."
(Ama gölge asla ışığı söndüremez.)

(Rüstem susar. Ayla ve halk kontrolü tamamen ele almıştır.)


Mekân: Dış Dünya – Tünel Girişi

(Araştırmacılar, koloniden ilk temsilcilerin dışarı çıkmasını beklemektedir. Tünelin içinden adımlar duyulur. Ayla, halkıyla birlikte tünelden dış dünyaya doğru ilerler.)


Dördüncü Sahne: İki Dünyanın Buluşması

(Ayla, tünelin sonuna ulaştığında yüzünü dış dünyanın ışığı aydınlatır. Halk, uzun yıllar sonra ilk kez güneş ışığıyla buluşur.)

Araştırmacı 1: (Onları karşılarken.)
Hoş geldiniz. Bu sizin için yeni bir başlangıç.

Ayla: (Yavaşça dış dünyaya bakar.)
Biz sadece karanlıktan çıktık. Ama bu ışık, bizim sorumluluğumuz olacak. Çünkü Mevlana’nın dediği gibi:
"هرکس که نور را پیدا کند،
(O ki ışığı bulur,)
باید آن را با دیگران تقسیم کند."
(Onu başkalarıyla paylaşmalıdır.)

(Halk ve araştırmacılar, birbirlerini dikkatle izler. İlk kez, iki dünya arasında gerçek bir bağ kurulur.)


Mekân: Dış Dünya – Konya’nın Çölleşmiş Toprakları

(Halk, eski Konya’nın harabelerine doğru ilerler. Bu topraklarda yeniden bir düzen kurmak, kolonilerin geçmişten aldığı derslerle mümkün olacaktır.)


Beşinci Sahne: Umut ve Yeniden Başlangıç

Fatma: (Güneşe bakarak.)
Ayla, yıllardır ilk kez gerçek bir güneş ışığı görüyorum.

Ali: (Hâlâ düşünceli.)
Ama bu ışığın getirdiği sorumlulukları da unutmamalıyız.

Ayla: (Halka döner.)
Bu topraklar bizimdir. Kendi düzenimizi, kendi irademizi buraya kuracağız. Çünkü Mevlana’nın dediği gibi:
"زندگی مانند رقص است،
(Yaşam bir dans gibidir,)
اگر با ترس حرکت کنی،
(Eğer korkuyla hareket edersen,)
هرگز به زیبایی نمی‌رسی."
(Asla güzelliğe ulaşamazsın.)

(Halk, harabelerde yeni bir düzen kurmak için çalışmaya başlar. Kamera, güneşin altında çalışan halkı ve onların yeniden doğan umutlarını göstererek sahneyi sona erdirir.)


SON.

 
 

Senaryo: Öyle Bir Geçer Zaman Ki - 2070

Bölüm 19: Devrim Gününden 24 Gün Önce


Mekân: Dış Dünya – Konya’nın Harabeleri

(Halk, koloniden çıkıp dış dünyanın çorak topraklarına adım attıktan sonra ilk kez özgür bir hava solumanın şaşkınlığı içindedir. Konya’nın terk edilmiş yapıları arasında ilerlerken, bir yandan özgürlüklerini kutlar, bir yandan da yeniden başlama korkusuyla yüzleşirler.)


Birinci Sahne: Özgürlüğün İlk Anları

Fatma: (Gözlerini ovuşturarak güneşe bakar.)
Ayla, bu gerçek mi? Gerçekten dışarıda mıyız?

Ayla: (Derin bir nefes alır, yüzünde hafif bir gülümseme.)
Evet, Fatma. Bu, bizim yeni başlangıcımız.

Ali: (Şüpheyle etrafa bakar.)
Ama bu başlangıç, aynı zamanda büyük bir sorumluluk. Bu topraklar çorak, kaynaklarımız sınırlı. Bize yardım etmek isteyen dış dünya gerçekten yanımızda mı, yoksa sadece bizi izliyorlar mı?

Ayla:
Bu soruları soruyor olmamız bile bir zaferdir, Ali. Artık kendi kararlarımızı verebilecek bir özgürlüğümüz var. Mevlana’nın dediği gibi:
"تو آنقدر قوی هستی که بتوانی بر ترس خود غلبه کنی،
(Sen korkularının üstesinden gelebilecek kadar güçlüsün,)
و این اولین قدم به سوی آزادی است."
(Bu, özgürlüğe atılan ilk adımdır.)

(Halk, Ayla’nın sözlerinden cesaret alır. Harabelerin içinde, yeni bir düzen kurma umuduyla ilerlerler.)


Mekân: Dış Dünya – Araştırma Kampı

(Araştırmacılar, halkın dış dünyaya çıkışını izlemektedir. Ancak kendi aralarında hâlâ bu birleşimin ne anlama geldiğini tartışmaktadırlar.)


İkinci Sahne: Dış Dünyanın Gözlemi

Araştırmacı 1: (Halkın harabeler arasında ilerlemesini izler.)
Onlar özgürlüğü buldu, ama bu özgürlük onlara yetmeyecek. Kaynaklar sınırlı ve dış dünya da tamamen güvenli değil.

Araştırmacı 2:
Evet, ama özgürlük her zaman bir mücadele gerektirir. Mevlana’nın dediği gibi:
"آزادی تنها برای کسانی است که جرات دارند
(Özgürlük yalnızca cesareti olanlar içindir,)
که از سایه‌های خود عبور کنند."
(Kendi gölgelerinin ötesine geçmeye.)

Araştırmacı 3: (Düşünceli bir şekilde.)
Ama ya bu cesaret, onları yalnız bırakırsa? Ya dış dünya, onların bu mücadelesini sadece izlemekle yetinirse?

Araştırmacı 1: (Başını sallar.)
O zaman bizim görevimiz yalnızca gözlemci değil, aynı zamanda destekçi olmak.

(Araştırmacılar, halkın ihtiyaçlarına nasıl destek verebileceklerini tartışmaya başlar.)


Mekân: Konya’nın Harabeleri – Yeni Düzenin Başlangıcı

(Halk, terk edilmiş bir Selçuklu hanının kalıntılarına ulaşır. Bu mekan, onların yeni yaşamlarını kurmaya başlayacakları bir merkez haline gelir. Ayla, halkı bu noktada organize etmeye başlar.)


Üçüncü Sahne: Yeni Bir Düzen Kurmak

Ayla: (Halka seslenir.)
Burası bizim yeni evimiz olacak. Bu topraklar, uzun yıllar boyunca terk edilmiş olabilir, ama biz bu harabelerden bir medeniyet kuracağız.

Fatma:
Ama nasıl? Yiyeceğimiz, suyumuz sınırlı. Her şey harabe.

Ayla:
Evet, zor olacak. Ama biz zor koşullara rağmen hayatta kaldık. Şimdi sadece hayatta kalmak için değil, yaşamak için bir şeyler inşa etmeliyiz. Mevlana’nın dediği gibi:
"اگر از ویرانه‌ها نترسی،
(Eğer harabelerden korkmazsan,)
می‌توانی قصری از عشق بسازی."
(Aşkın sarayını inşa edebilirsin.)

(Halk, Selçuklu hanını temizlemeye ve yeniden inşa etmeye başlar. Bir yanda enkaz kaldırılır, diğer yanda su ve yiyecek bulma planları yapılır.)


Mekân: Rüstem’in Kaçışı

(Bu sırada, koloniden kaçmayı başaran Rüstem, Konya’nın başka bir köşesine ulaşmıştır. Ancak yalnızdır ve yeni düzenin dışında kalmıştır. Eski gücüne tutunmaya çalışır.)


Dördüncü Sahne: Rüstem’in Çaresizliği

Rüstem: (Yalnız başına mırıldanır.)
Onlar kaosa teslim oldular. Özgürlük diye bir şey yoktur, yalnızca kontrol vardır. Kontrol olmadan her şey çöker.

(Çevresine bakar, ama hiçbir yardım bulamaz. Kendi içinde bir hesaplaşma yaşamaya başlar.)

Rüstem:
Mevlana’nın dediği gibi:
"آنکه قدرت را برای خود می‌خواهد،
(O ki gücü yalnızca kendisi için ister,)
در نهایت در تنهایی فرو خواهد ریخت."
(Sonuçta yalnızlıkta çökecektir.)

(Rüstem, güçsüz bir şekilde yere oturur. Kamera onun çaresizliğini vurgular.)


Mekân: Selçuklu Hanı – Yeni Düzen

(Halk, harabeler arasında yeni bir yaşam kurmaya başlamıştır. İlk yapılar, ilk kaynaklar ve ilk umutlar ortaya çıkar.)


Beşinci Sahne: Umudun İlk Filizleri

Fatma: (Yeniden inşa edilen bir çeşmeden su doldururken.)
Ayla, bu gerçek mi? Yıllar sonra yeniden suyumuz var.

Ayla: (Gülümseyerek.)
Evet, bu gerçek. Çünkü bu bizim emeğimizin sonucu. Bu toprakları yeniden yeşerteceğiz. Mevlana’nın dediği gibi:
"هر بذری که با عشق کاشته شود،
(Her tohum ki aşkla ekilir,)
روزی به درختی تنومند تبدیل خواهد شد."
(Bir gün güçlü bir ağaca dönüşecektir.)

(Kamera, halkın yeni düzeni inşa etme çabalarını ve yüzlerindeki umut ışığını gösterir. Ayla, halkın ortasında bir lider gibi dururken, güneş yavaşça batmaya başlar.)


SONSUZA KADAR DEVAM EDEN UMUT.

Senaryo: Öyle Bir Geçer Zaman Ki - 2070

Bölüm 20: Devrim Gününden 23 Gün Önce


Mekân: Selçuklu Hanı – Yeni Düzenin İlk Günleri

(Halk, harabeler arasında bir düzen kurmaya başlamıştır. Yeni hayatlarının ilk ışıkları, ufukta belirmeye başlar. Topraktan çıkan ilk ürünler, akan temiz su ve insanların iş birliği umut dolu bir atmosfer yaratır. Ancak bu yeniden doğuş süreci, aynı zamanda yeni zorluklar ve sorularla birlikte gelir.)


Birinci Sahne: İlk Zorluklar

Fatma: (Açılan bir kuyudan su çekerken.)
Ayla, herkes çok çalışıyor, ama kaynaklarımız hâlâ yetersiz. Bu topraklar uzun süredir terk edilmiş. Ya hayatta kalamazsak?

Ali: (Bir haritaya bakarak.)
Haklısın, Fatma. Sadece çalışmak yetmez. Yeni kaynaklar bulmalıyız. Ayrıca dış dünya bize ne kadar destek olacak, hâlâ bilmiyoruz.

Ayla: (Düşünceli bir şekilde.)
Bu soruların cevaplarını zaman gösterecek. Ama biz artık karanlığa dönmeyeceğiz. Mevlana’nın dediği gibi:
"برای یافتن نور،
(Işığı bulmak için,)
باید در تاریکی قدم برداری."
(Karanlıkta adım atmalısın.)

(Halk, Ayla’nın sözleriyle moral bulur ve yeniden çalışmaya koyulur. Yeni hayatlarını inşa etmek için kararlıdırlar.)


Mekân: Konya’nın Çevresi – Yeni Kaynak Arayışı

(Ali, bir grup işçiyle birlikte Selçuklu Hanı’nın çevresinde kaynak arayışına çıkar. Su, toprak ve barınak bulmak için harabelerde ve çorak arazilerde keşfe çıkarlar.)


İkinci Sahne: Harabeler ve Keşif

İşçi 1: (Bir kuyuyu inceler.)
Bu kuyu yıllardır kullanılmamış, ama hâlâ su bulma ihtimalimiz var.

Ali: (Düşünceli bir şekilde.)
Buradaki her şey yılların ağırlığını taşıyor. Ama bu toprakların altında bir yaşam kaynağı olmalı. Mevlana’nın dediği gibi:
"آنچه که در زیر خاک پنهان است،
(O ki toprağın altında saklıdır,)
با صبر و تلاش آشکار خواهد شد."
(Sabır ve çabayla ortaya çıkar.)

(Ali, kuyunun temizlenmesi için talimat verir. Çalışma sırasında küçük bir su kaynağına ulaşılır ve ekip sevinçle karşılar.)


Mekân: Dış Dünya – Araştırma Kampı

(Araştırmacılar, halkın yeniden inşa çabalarını uzaktan izler. Ancak kolonilerin birleşmesi konusunda kendi aralarında tartışmalar devam etmektedir.)


Üçüncü Sahne: Araştırmacıların Tartışması

Araştırmacı 1: (Halka bakan bir ekrana işaret eder.)
Bakın, onlar gerçekten çalışıyor. Ama bu yalnızca bir başlangıç. Eğer birleşik bir düzen oluşturamazsak, bu çabalar kısa sürede çöker.

Araştırmacı 2:
Ama dış dünyanın onlara dayatacağı düzen, onların özgürlüğünü tehdit edebilir. Mevlana’nın dediği gibi:
"آزادی مانند بادی است،
(Özgürlük bir rüzgar gibidir,)
اگر بیش از حد قوی باشد،
(Eğer çok güçlü olursa,)
همه چیز را خراب می‌کند."
(Her şeyi yerle bir eder.)

Araştırmacı 3:
O zaman bir denge bulmalıyız. Halkın kendi düzenini kurmasına izin verirken, onlara destek sağlamalıyız.

(Araştırmacılar, halkın ihtiyaçlarına yönelik yardım planları yapmaya başlar.)


Mekân: Selçuklu Hanı – İlk Toplantı

(Ayla, halkı organize etmek için bir toplantı düzenler. Bu toplantıda hem umut verici hem de zorlayıcı konular ele alınır.)


Dördüncü Sahne: Halkın Toplantısı

Fatma: (Korkuyla.)
Ayla, dış dünya bize ne kadar güvenebiliriz? Ya bizi yalnız bırakırlarsa?

Ali:
Bence onların yardımıyla yetinmemeliyiz. Kendi düzenimizi kurmalı, kendi kaynaklarımızı yaratmalıyız.

Ayla: (Halka seslenir.)
Haklısınız. Dış dünya bir fırsat sunabilir, ama bu düzenin temellerini biz atmalıyız. Mevlana’nın dediği gibi:
"آنکه بر روی پای خود ایستاده است،
(O ki kendi ayakları üzerinde durur,)
هرگز از افتادن نمی‌ترسد."
(Asla düşmekten korkmaz.)

(Halk, Ayla’nın sözleriyle cesaret bulur. İlk tarım alanlarını kurma, yeni su kaynakları oluşturma ve barınak inşa etme çalışmaları organize edilir.)


Mekân: Konya’nın Çevresi – İlk Ürünler

(Bir grup halk, açtıkları toprakta ilk tarım denemesini yapar. Topraktan yeşeren ilk filizler, halkın yüzünde büyük bir umut ışığı yaratır.)


Beşinci Sahne: Toprağın Bereketi

İşçi 1: (Topraktan çıkan küçük bir bitkiyi göstererek.)
Ayla, bak! İlk kez bir şeyler yetiştiriyoruz.

Fatma: (Sevinçle.)
Bu, bizim gerçekten burada yaşayabileceğimizi kanıtlıyor!

Ayla: (Toprağa dokunarak.)
Evet, bu sadece bir başlangıç. Ama her başlangıç bir umuttur. Mevlana’nın dediği gibi:
"آنکه بذر امید می‌کارد،
(O ki umut tohumu eker,)
روزی در سایه‌ی درخت خود خواهد نشست."
(Bir gün kendi ağacının gölgesinde oturur.)

(Halk, bu küçük başarıyı kutlar. Yeni bir düzenin ilk adımları atılmıştır.)


Mekân: Selçuklu Hanı – Yeni Düzen

(Kamera, halkın coşkusunu, tarım alanlarını ve yeniden inşa edilen yapıları gösterir. Güneş, Konya’nın topraklarını aydınlatırken, halkın çabaları birleşik bir geleceğin habercisi olur.)


DEVAM EDECEK...

Senaryo: Öyle Bir Geçer Zaman Ki - 2070

Bölüm 21: Devrim Gününden 22 Gün Önce


Mekân: Selçuklu Hanı – Yeni Hayat

(Halk, tarım alanlarında ve harabelerde çalışmaya devam etmektedir. İlk başlarda zor olan bu hayat, artık küçük de olsa bir düzen kazanmaya başlamıştır. Yeni kaynaklar bulunmuş, halkın morali yükselmiştir. Ayla, halkla birlikte hem fiziksel hem de manevi bir düzen inşa etmektedir.)


Birinci Sahne: Halkın Çalışması

Fatma: (Bir kuyu başında su doldururken.)
Ayla, sonunda burada bir hayat kurabileceğimizi hissediyorum.

Ali: (Harabeleri temizlerken.)
Ama hâlâ dış dünya ile bağımız tam değil. Eğer bir saldırı olursa ya da kaynaklar tükenirse, her şey yine başa dönebilir.

Ayla: (Düşünceli bir şekilde konuşur.)
Haklısınız, ama bugün buradayız. Bu, başlı başına bir zaferdir. Tıpkı Yahya Kemal’in dediği gibi:
"Bir iklime varmak için,
Rüzgâr kanatlarımızı taşıyor."

(Ayla’nın sözleri halkı motive eder. Çalışmalar hızla devam ederken Selçuklu Hanı’nın eski taşları arasında yeni yapılar yükselmeye başlar.)


Mekân: Yeni Toplantı Alanı

(Halk, Selçuklu Hanı’nın ortasında bir toplantı düzenler. Bu toplantıda, gelecek planları tartışılır. Ali, dış dünya ile ilişki kurmak için bir öneri sunar.)


İkinci Sahne: Gelecek Planları

Ali:
Dış dünya ile bağlantımızı güçlendirmek zorundayız. Onlarla ticaret yapabilir, bilgi alışverişi sağlayabiliriz. Bu yalnızca bir seçenek değil, bir zorunluluk.

Fatma:
Ama ya dış dünya bizi kontrol altına almak isterse? Kolonide gördüğümüz baskıyı burada da yaşamayalım.

Ayla: (Kalabalığa dönerek.)
Dış dünyadan korkamayız. Ama onlara tamamen bel bağlayamayız. Biz kendi düzenimizi kurmalıyız. Tıpkı Mehmet Akif’in dediği gibi:
"Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmete ram ol,
Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol."

(Halk bu sözlerden cesaret alır. Ayla’nın liderliğinde dış dünyayla temas kurmak için bir ekip oluşturulur.)


Mekân: Harabelerde Çalışan İşçiler

(Bu sırada, toprakta çalışan işçiler bir su kaynağı bulur. Kaynak, küçük ama halk için büyük bir anlam ifade etmektedir. Ayla ve halk, bu yeni kaynağı görmek için bir araya gelir.)


Üçüncü Sahne: Toprağın Bereketi

İşçi 1: (Topraktan çıkan suyu gösterir.)
Bakın! Nihayet yeni bir kaynak bulduk.

Fatma: (Sevinçle.)
Bu, artık burada kalabileceğimizin bir işareti.

Ali:
Evet, ama bunu korumak zorundayız. Bu kaynak, bizim hayatta kalmamız için çok önemli.

Ayla: (Halka seslenir.)
Bu kaynak bizim azmimizin bir sonucu. Biz bu toprakları yeniden hayata döndürüyoruz. Tıpkı Nazım Hikmet’in dediği gibi:
"Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşçesine."

(Halk sevinçle su kaynağını koruma altına alır. Bu, onların yeni düzenlerinin bir sembolü haline gelir.)


Mekân: Dış Dünya – Araştırma Kampı

(Araştırmacılar, halkın yeni düzenini izlemeye devam etmektedir. Ancak hâlâ bu birleşmenin tam olarak nasıl bir sonuç doğuracağını bilemezler.)


Dördüncü Sahne: Dış Dünya ve Gözlem

Araştırmacı 1: (Halka bakan bir ekrana işaret eder.)
Bakın, onlar gerçekten çalışıyor. Ama hâlâ dış dünyadan bağımsız değiller. Eğer destek sağlanmazsa bu düzen uzun sürmez.

Araştırmacı 2:
Destek sağlasak bile, onlar kendi kimliklerini korumak zorunda. Tıpkı Ahmet Hamdi Tanpınar’ın dediği gibi:
"Ne içindeyim zamanın,
Ne de büsbütün dışında."

Araştırmacı 3:
O zaman biz de dış dünya ile onların düzeni arasında bir denge kurmalıyız. Onlara müdahale etmeden destek sağlamak zorundayız.

(Araştırmacılar, halkın ihtiyaçlarını belirlemek için bir yardım planı hazırlar.)


Mekân: Selçuklu Hanı – Gecenin Sessizliği

(Halk, günün yorgunluğuyla dinlenirken Ayla ve Ali, yıldızların altında bir konuşma yapar.)


Beşinci Sahne: Umut ve Gelecek

Ali: (Gökyüzüne bakarak.)
Ayla, biz bu topraklarda gerçekten bir şeyler değiştirebilir miyiz?

Ayla: (Düşünceli bir şekilde.)
Değişim, her zaman küçük bir umutla başlar. Biz o umudu bulduk. Şimdi onu büyütmek için çalışacağız. Tıpkı Cahit Sıtkı Tarancı’nın dediği gibi:
"Memleket isterim,
Ne zengin fakir farkı olsun,
Ne sen ben kavgası."

Ali: (Gülümser.)
O zaman bu toprakları, o memleketi yeniden kurmak için elimizden geleni yapacağız.

(Kamera, yıldızların altında Selçuklu Hanı’nda uyuyan halkı gösterir. Bu, onların yeni düzenleri için attıkları ilk sağlam adımdır.)


DEVAM EDECEK...

 
 

Senaryo: Öyle Bir Geçer Zaman Ki - 2070

Bölüm 22: Devrim Gününden 21 Gün Önce


Mekân: Selçuklu Hanı – Sabahın İlk Işıkları

(Halk, yeni güne umutla uyanır. Selçuklu Hanı’nın avlusunda, su kuyusu başında ve tarım alanlarında hareketlilik başlar. Ayla, sabah erkenden halkla buluşur, onların günlük çalışmalarını organize eder. Bu sırada dış dünyayla kurulan ilk bağlantılar da netleşmeye başlamıştır.)


Birinci Sahne: Yeni Başlangıç

Fatma: (Kuyudan su çekerken.)
Ayla, her geçen gün burayı biraz daha evimiz gibi hissetmeye başlıyorum.

Ali: (Çevresine bakarak.)
Ama hâlâ eksiklerimiz var. Daha fazla kaynak bulmalıyız. Dış dünya ile bağımız güçlü olmazsa, burada uzun süre dayanamayız.

Ayla: (Halka dönerek seslenir.)
Doğru, hâlâ eksiklerimiz var. Ama biz buradayız ve çalışıyoruz. Her gün bu topraklara biraz daha hayat getiriyoruz. Tıpkı Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın dediği gibi:
"Toprak, çalışanın
Ve üretenindir."

(Halk, Ayla’nın sözlerinden cesaret alarak işe koyulur.)


Mekân: Dış Dünya – Araştırma Kampı

(Araştırmacılar, Selçuklu Hanı’ndaki halkın gelişimini yakından izlemektedir. Dış dünya ile yeraltı kolonisi arasındaki bağ daha da güçlenmiştir. Ancak hâlâ bu bağlantının nasıl bir denge oluşturacağı konusunda fikir ayrılıkları vardır.)


İkinci Sahne: Dış Dünyanın Desteği

Araştırmacı 1: (Halka bakan bir ekrana işaret eder.)
Onlar gerçekten bir şeyler başarmaya çalışıyor. Ama bu süreçte yardıma ihtiyaçları var.

Araştırmacı 2:
Evet, ama yardım ederken onları kontrol etmeye başlamamalıyız. Necip Fazıl Kısakürek’in dediği gibi:
"Kim var denilince, sağına ve soluna bakmadan,
Fert fert, ben varım diyen bir nesil yetiştirmeliyiz."

Araştırmacı 3:
O zaman yardımlarımız onların bağımsızlığını koruyacak şekilde olmalı. Bu, bizim görevimiz.

(Araştırmacılar, halkın ihtiyaç duyduğu araç ve gereçleri belirler. İlk yardım paketlerini Selçuklu Hanı’na göndermeye karar verirler.)


Mekân: Selçuklu Hanı – İlk Yardım Malzemeleri

(Halk, dış dünyadan gelen ilk yardım malzemelerini almak için bir araya gelir. Araştırmacıların gönderdiği araçlar ve bilgiler, halkın çalışmalarını hızlandıracak şekilde tasarlanmıştır.)


Üçüncü Sahne: İlk Yardımlar

Fatma: (Gelen paketlere bakarak.)
Ayla, dış dünya gerçekten bize yardım ediyor gibi görünüyor.

Ali: (Bir cihazı incelerken.)
Evet, ama bu yardımları dikkatli kullanmalıyız. Bağımlı olmadan büyümeliyiz.

Ayla: (Paketleri inceler ve halka seslenir.)
Bu yardımlar bir fırsattır. Ama biz bu fırsatı kendi emeğimizle büyüteceğiz. Tıpkı Mehmet Akif’in dediği gibi:
"Zafer, zafer benimdir diyebilenindir,
Başarı, başaracağım diye başlayanın."

(Halk, gelen yardım malzemelerini organize ederek kullanmaya başlar. Tarım, inşaat ve su sistemleri hızla gelişir.)


Mekân: Selçuklu Hanı – Akşam Toplantısı

(Günün sonunda halk, Selçuklu Hanı’nın merkezinde bir araya gelir. Ayla, günün değerlendirmesini yapar ve gelecek planlarını tartışır.)


Dördüncü Sahne: Toplantı ve Planlama

Ali: (Halka seslenerek.)
Bugün dış dünyadan gelen yardımlarla büyük bir adım attık. Ama unutmayalım, bu düzeni ayakta tutmak bizim sorumluluğumuz.

Fatma:
Evet, dış dünya bize destek oluyor, ama biz bu düzeni bağımsız kılmak zorundayız.

Ayla: (Halka dönerek konuşur.)
Bugün büyük bir adım attık. Ama bu sadece bir başlangıç. Bizim burada kurduğumuz düzen, sadece bu topraklar için değil, tüm insanlar için bir umut olacak. Tıpkı Orhan Veli’nin dediği gibi:
"Gemlik'e doğru
Denizi göreceksin,
Sakın şaşırma."

(Halk, Ayla’nın sözleriyle geleceğe dair umutla dolar. Gece, Selçuklu Hanı’nda huzurlu bir atmosferde sona erer.)


Mekân: Dış Dünya – Konya’nın Terk Edilmiş Köyleri

(Ali ve bir grup halk, Selçuklu Hanı’nın çevresinde yeni kaynaklar ve yaşam alanları aramak için bir keşif gezisine çıkar. Bu sırada terk edilmiş bir köyün kalıntılarına ulaşırlar.)


Beşinci Sahne: Yeni Keşifler

Ali: (Eski bir çeşmeyi incelerken.)
Burası yıllar önce terk edilmiş. Ama bu toprakların hâlâ bir potansiyeli var.

İşçi 1:
Burada yaşamı yeniden canlandırabiliriz. Tıpkı burada yaptığımız gibi.

Ali:
Evet, ama bu topraklara yeniden hayat vermek zaman alacak. Çünkü Nazım Hikmet’in dediği gibi:
"Dünyayı güzellik kurtaracak,
Bir insanı sevmekle başlayacak her şey."

(Kamera, terk edilmiş köyün kalıntılarını ve halkın umutla çalışmaya başladığı sahneleri gösterir. Bu, yeni bir yaşam alanının kurulacağının habercisidir.)


DEVAM EDECEK…

 
 

Senaryo: Öyle Bir Geçer Zaman Ki - 2070

Bölüm 23: Devrim Gününden 20 Gün Önce


Mekân: Terk Edilmiş Köy – Yeni Yaşam Alanı

(Ali ve keşif ekibi, terk edilmiş köyde çalışmaya başlamıştır. Çeşme temizlenmiş, eski yapılar onarılmaktadır. Toprağın bereketi test edilmekte, yaşamın yeniden filizlenmesi için ilk adımlar atılmaktadır. Bu süreçte halk, birlik olmanın ve çalışmanın önemini bir kez daha anlar.)


Birinci Sahne: Yeniden İnşa

Fatma: (Eski bir yapıyı temizlerken.)
Ali, bu köyde bir zamanlar bir hayat vardı. İnsanlar burada yaşamış, burada gülmüş, burada ağlamış. Şimdi ise her şey terk edilmiş gibi.

Ali: (Toprağı inceler.)
Evet, ama biz buraya yeni bir hayat getireceğiz. Bu köy, yeniden insanların evi olacak. Çünkü Yahya Kemal Beyatlı’nın dediği gibi:
"Bir ülkeyi vatan yapan,
Onun üzerinde yaşayan insanların yüreğidir."

İşçi 1: (Etrafa bakar.)
Toprağın bereketi geri dönerse, bu köy yine dolup taşar.

Ali:
Dönecek. Ama bu, bizim ellerimizle olacak.

(Ekip, köyde çalışmaya devam eder. Kamera, eski bir evin restore edildiğini ve halkın umutla çalıştığını gösterir.)


Mekân: Selçuklu Hanı – Gelişim ve Büyüme

(Selçuklu Hanı’nda halk, dış dünyadan gelen yardımlarla daha büyük adımlar atmıştır. Tarım üretimi artmış, su kaynakları genişletilmiş, yeni barınaklar inşa edilmiştir. Ayla, halkla birlikte geleceği planlamaktadır.)


İkinci Sahne: Halkın Büyüyen Düzeni

Fatma: (Tarım alanlarına bakarak.)
Ayla, burada gerçekten bir düzen kuruyoruz. Bu topraklar yeniden yeşeriyor.

Ali: (Keşif ekibinden yeni döner.)
Köyde de işler yolunda. İlk kuyuyu açtık, toprak verimli görünüyor.

Ayla: (Halka seslenir.)
Bugün bir kez daha gördük ki, birlik ve inançla her şey mümkün. Biz bu topraklara hayat getiriyoruz. Çünkü Necip Fazıl’ın dediği gibi:
"Toprak, sadece üzerinde ölenleri değil,
Üzerinde yaşayanların emeğini de saklar."

(Halk, Ayla’nın sözleriyle bir kez daha umutlanır. Güneşin altında çalışmalar devam eder.)


Mekân: Dış Dünya – Araştırma Kampı

(Araştırmacılar, halkın hem Selçuklu Hanı’nda hem de keşif ekibiyle köyde yaptığı çalışmaları izlemektedir. Bu süreç, dış dünyanın da yeni düzeni kabul etmesine dair tartışmaları tetiklemektedir.)


Üçüncü Sahne: Dış Dünya Tartışmaları

Araştırmacı 1: (Ekrana bakarak.)
Bakın, onlar yalnızca hayatta kalmaya çalışmıyor. Gerçek bir düzen kuruyorlar. Bu, gelecekte tüm kolonilere ilham olabilir.

Araştırmacı 2:
Ama bu düzen, yalnızca bağımsız olursa sürdürülebilir. Dış dünya, onların iç işlerine karışmamalı. Tıpkı Mehmet Akif’in dediği gibi:
"Kendi gök kubbemiz altında,
Kendi kendimize yeteriz."

Araştırmacı 3:
O zaman bizim rolümüz, yalnızca destek sağlamak. Müdahale etmeden, onların iradesine saygı göstermeliyiz.

(Araştırmacılar, halkın kendi düzenlerini kurmalarını desteklemek için yeni planlar yapar.)


Mekân: Terk Edilmiş Köy – İlk Ürün

(Köyde yapılan tarım denemelerinde ilk ürünler alınır. Bu, halk için büyük bir moral kaynağı olur.)


Dördüncü Sahne: İlk Hasat

İşçi 1: (Topraktan çıkan ilk ürünü gösterir.)
Bakın! Toprak bize karşılık verdi.

Fatma: (Sevinçle.)
Bu, burada gerçekten yaşayabileceğimizin bir kanıtı.

Ali: (Ürünü eline alarak.)
Evet, bu sadece bir başlangıç. Ama bu başlangıç, bizim çalışmamızın ve umudumuzun bir sonucu.

Ayla: (Halka seslenir.)
Bu hasat, bizim zaferimizdir. Çünkü biz bu topraklara inandık. Tıpkı Cahit Sıtkı Tarancı’nın dediği gibi:
"Memleket isterim;
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun,
Kuşların çiçeklerle barış içinde yaşadığı bir yer olsun."

(Halk, sevinçle ilk hasatı kutlar. Bu, onların yeni düzenlerinin simgesi haline gelir.)


Mekân: Selçuklu Hanı – Gelecek Planları

(Halk, Selçuklu Hanı’nda ve keşfedilen köydeki düzenlerini güçlendirmek için bir araya gelir. Ayla, gelecekteki adımları tartışmak için halkla bir toplantı düzenler.)


Beşinci Sahne: Yeni Bir Adım

Ali:
Artık iki güçlü yerleşim alanımız var. Ama bu alanları birbirine bağlamalı ve kaynakları eşit bir şekilde paylaşmalıyız.

Fatma:
Evet, ama bunu yaparken dış dünya ile ilişkilerimizi de dikkatli kurmalıyız.

Ayla: (Halka dönerek konuşur.)
Bu düzeni büyütmek ve güçlendirmek bizim elimizde. Ama bunu yaparken birbirimize bağlı kalmalıyız. Tıpkı Nazım Hikmet’in dediği gibi:
"Düşmesin bizimle yola evvelce düşenler,
Dostları uyarmalı, yoldaşları sakınmalı."

(Halk, Ayla’nın sözleriyle yeni düzen için daha kararlı hale gelir. Toplantı, gelecek için planlanan adımlarla sona erer.)


DEVAM EDECEK...

 
 

Senaryo: Öyle Bir Geçer Zaman Ki - 2070

Bölüm 24: Devrim Gününden 19 Gün Önce


Mekân: Selçuklu Hanı – Büyüyen Düzen

(Halk, Selçuklu Hanı ve yeni keşfedilen köyde hayatlarını kurmaya devam etmektedir. İlk tarım ürünlerinin başarısı, yeni su kaynaklarının bulunması ve dış dünyayla kurulan temeller, düzenin daha sağlamlaşmasını sağlar. Ancak halk arasında yeni sorular ve kaygılar ortaya çıkmaya başlar. Özgürlük ve bağımsızlık, dış dünyanın etkisiyle sınanacaktır.)


Birinci Sahne: İlerleyen Çalışmalar

Fatma: (Yeni açılan bir kuyunun başında suyu incelerken.)
Ayla, bu su kaynakları bize çok büyük bir fırsat sundu. Ama hâlâ bu düzenin ne kadar sürdürülebilir olduğunu merak ediyorum.

Ali: (Tarım alanlarını kontrol ederken.)
Sürdürülebilirlik sadece kaynaklarla ilgili değil. İnsanların bir arada kalması ve uyum içinde çalışması gerekiyor. Dış dünya bize yardım ediyor, ama biz hâlâ kendi ayaklarımızın üzerinde durmayı öğreniyoruz.

Ayla: (Halka dönerek seslenir.)
Evet, her adımda yeni bir sınavla karşılaşıyoruz. Ama biz bu sınavları geçmek için buradayız. Tıpkı Ziya Gökalp’in dediği gibi:
"Milletler, kendi güçlerini fark ettikçe yükselir."

(Halk, Ayla’nın sözlerinden cesaret alır ve çalışmalarına daha büyük bir şevkle devam eder.)


Mekân: Terk Edilmiş Köy – İlk Bağlantılar

(Keşif ekibi, Selçuklu Hanı ile köy arasında bir ulaşım hattı kurar. Bu, iki yerleşim arasında kaynakların daha hızlı taşınmasını sağlar.)


İkinci Sahne: Bağlantı Kuruluyor

Ali: (Yeni inşa edilen bir yola bakarak.)
Bu yol, sadece köy ve Selçuklu Hanı arasında bir bağlantı değil. Aynı zamanda halkın birlikte hareket etmesini sağlayacak bir bağ.

İşçi 1:
Evet, ama bu bağı korumak zorundayız. Eğer aramızda bölünmeler olursa, bu düzen çöker.

Ayla: (Çevresine dönerek konuşur.)
Bu yol bizim birlik ve beraberliğimizi temsil ediyor. Tıpkı Mehmet Akif’in dediği gibi:
"Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez,
Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez."

(Halk, bu yeni yolun inşasını kutlar ve kaynakları taşımaya başlar. Yeni düzen daha da güçlenir.)


Mekân: Dış Dünya – Araştırma Kampı

(Araştırmacılar, halkın düzenini gözlemlemeye devam eder. Ancak dış dünyada halkın bağımsızlığı konusunda farklı fikirler ortaya çıkmaya başlar. Bazı çevreler, bu yeni düzenin dış dünyayı tehdit edebileceğini düşünmektedir.)


Üçüncü Sahne: Dış Dünyada Tartışma

Araştırmacı 1: (Ekrana bakarak.)
Halk kendi düzenini kuruyor. Ama bu düzen, dış dünya ile uyum içinde mi olacak, yoksa bağımsızlıkları bir tehdit mi yaratacak?

Araştırmacı 2:
Onların düzeni, bizim düzenimizle çelişmiyor. Ama biz onların özgürlüğüne müdahale edersek, bu çelişki kaçınılmaz hale gelir. Tıpkı Tevfik Fikret’in dediği gibi:
"Vatan için al kanlara belenmek yaraşır,
Hürriyet aşkı için ölmek yaşamaktır."

Araştırmacı 3:
O zaman onların kararlarını desteklemeli, ama kendi yollarını çizmelerine izin vermeliyiz.

(Araştırmacılar, halkın düzenine saygı göstermek için bir plan oluşturur.)


Mekân: Selçuklu Hanı – Gelecek Planları

(Ayla, halkla birlikte geleceği tartışmak için bir toplantı düzenler. Bu toplantıda, dış dünya ile ilişkiler, yeni yerleşim alanlarının geliştirilmesi ve halkın beklentileri ele alınır.)


Dördüncü Sahne: Toplantıda Yeni Kararlar

Fatma: (Endişeyle.)
Ayla, dış dünya bize yardım ediyor, ama bu yardımların bedeli nedir? Ya bir gün bizi kontrol altına almak isterlerse?

Ali:
Bu yüzden kendi ayaklarımızın üzerinde durmalıyız. Kendi kaynaklarımızı güçlendirmeli, kendi kararlarımızı alabilmeliyiz.

Ayla: (Halka dönerek konuşur.)
Dış dünya, bizimle iş birliği yapmak istiyor. Ama biz bu iş birliğinde kendi kimliğimizi kaybetmemeliyiz. Tıpkı Namık Kemal’in dediği gibi:
"Ne efsunkâr imişsin ah ey didar-ı hürriyet,
Esir-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esaretten."

(Halk, Ayla’nın sözlerinden güç alır ve dış dünyayla ilişkilerini dikkatli bir şekilde yönetmeye karar verir.)


Mekân: Terk Edilmiş Köy – Yeni Hayat

(Köyde ilk barınaklar tamamlanmış, tarım alanları genişletilmiş ve halk daha düzenli bir yaşam sürmeye başlamıştır. Bu gelişmeler, halkın Selçuklu Hanı ile köy arasında bir köprü kurmasını sağlar.)


Beşinci Sahne: Halkın Umudu

İşçi 1: (Tarım alanına bakarak.)
Burada gerçekten bir hayat kuruyoruz. Toprak bize karşılık veriyor.

Fatma:
Evet, ama bu sadece bir başlangıç. Hâlâ uzun bir yolumuz var.

Ayla: (Halka dönerek konuşur.)
Bu başlangıç, bizim azmimizin ve çalışmamızın bir sonucu. Tıpkı Nazım Hikmet’in dediği gibi:
"Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşçesine."

(Kamera, halkın çalışmalarını, umutlarını ve büyüyen düzeni gösterir. Yeni hayat, giderek daha sağlam bir temele oturur.)


DEVAM EDECEK…

 
 

Senaryo: Öyle Bir Geçer Zaman Ki - 2070

Bölüm 25: Devrim Gününden 18 Gün Önce


Mekân: Selçuklu Hanı – Sabahın Sessizliği

(Halk, Selçuklu Hanı’ndaki yeni yaşamına adapte olmaya başlamıştır. Ancak hem dış dünyayla ilişkilerin nasıl şekilleneceği hem de köy ve han arasında nasıl bir düzen kurulacağı tartışma konusudur. Ayla, bu sabahı halkı motive ederek ve yeni planlarını açıklayarak başlatır.)


Birinci Sahne: Yeni Soru İşaretleri

Fatma: (Kuyudan su çekerken.)
Ayla, artık bir düzenimiz var gibi görünüyor, ama içimde hâlâ bir endişe var. Ya dış dünya bizi kontrol etmek isterse? Ya yeniden bir baskı düzenine dönersek?

Ali: (Tarım alanlarını kontrol ederken.)
Fatma haklı. Dış dünyayla ilişkilerimizi nasıl kuracağımızı dikkatlice planlamalıyız. Bu düzeni kaybetmek istemiyoruz.

Ayla: (Halka dönerek konuşur.)
Haklısınız. Her özgürlük mücadelesi bir sınavdır ve bu sınav her gün yeniden başlar. Ama biz, artık bu yolda yürümeye karar verdik. Tıpkı Cemil Meriç’in dediği gibi:
"Fikir hürdür, ama hürriyet emek ister. Hürriyet, alın teriyle, gözyaşıyla, mücadeleyle kazanılır."

(Halk, Ayla’nın sözlerinden cesaret alır. Sabahın ilk ışıkları altında çalışmalarına başlar.)


Mekân: Terk Edilmiş Köy – Gelişen Hayat

(Ali ve keşif ekibi, köydeki düzeni güçlendirmek için çalışmaktadır. Yeni evler inşa edilmiş, su kaynakları genişletilmiş ve tarım alanları büyütülmüştür. Ancak halk arasında, köy ve Selçuklu Hanı arasındaki bağın nasıl korunacağı konusunda endişeler belirmektedir.)


İkinci Sahne: Birlikte Hareket Etmek

İşçi 1: (Yeni inşa edilen bir evi göstererek.)
Bu köy, artık gerçek bir yerleşim yerine benziyor. Ama Selçuklu Hanı’ndan ayrı düşmek istemiyoruz.

Ali: (Bir haritayı inceler.)
Evet, bu iki yerleşim yeri arasında güçlü bir bağ kurmamız şart. Eğer bölünürsek, yeniden zayıf düşeriz.

Ayla: (Köye yaptığı bir ziyaret sırasında halka konuşur.)
Birlikte çalışmak, bizim en büyük gücümüz. Her iki yerleşim yerini birbirine bağlayan yolları inşa ettiğimiz gibi, kalplerimizi de birbirine bağlamalıyız. Tıpkı Cemil Meriç’in dediği gibi:
"Bir milletin birliği, sadece toprakla değil, fikirle, sevgiyle, dayanışmayla kurulur."

(Halk, Ayla’nın sözleriyle güçlenir ve köy ile Selçuklu Hanı arasındaki bağları güçlendirmek için çalışmaya devam eder.)


Mekân: Dış Dünya – Araştırma Kampı

(Araştırmacılar, halkın düzenini izlemeye devam eder. Ancak dış dünyada, halkın bağımsızlığının nasıl bir etkisi olacağı tartışılmaktadır. Bazı çevreler, halkın güçlenmesinin kontrolsüz bir düzen yaratabileceğinden endişelidir.)


Üçüncü Sahne: Dış Dünyada Tartışmalar

Araştırmacı 1: (Ekranlara bakarak.)
Halk güçleniyor. Bu, dış dünya için bir tehdit olabilir mi?

Araştırmacı 2:
Hayır. Onların düzeni, bizimle uyum içinde olabilir. Ama eğer biz onları yönlendirmeye çalışırsak, bu denge bozulur.

Araştırmacı 3: (Düşünceli bir şekilde.)
Cemil Meriç’in dediği gibi:
"Zulmün olduğu yerde direniş, karanlığın olduğu yerde ışık olur. Halk, kendi ışığını bulmuşsa, onu engellemek zulümdür."

(Araştırmacılar, halkın düzenine müdahale etmemeye karar verir, ancak onları desteklemeye devam eder.)


Mekân: Selçuklu Hanı – Yeni Toplantı

(Ayla, halkla bir toplantı düzenler. Toplantının amacı, köy ve Selçuklu Hanı arasındaki düzeni güçlendirmek ve dış dünyayla ilişkileri netleştirmektir.)


Dördüncü Sahne: Halkın Toplantısı

Fatma: (Endişeyle.)
Ayla, dış dünya bize yardım ediyor, ama bu yardımların bedelini bilmiyoruz. Ya bir gün bizi yeniden kontrol altına almak isterlerse?

Ali:
Bu yüzden bağımsız kalmalıyız. Dış dünyanın yardımını kabul edelim, ama kendi düzenimizi kurmayı asla bırakmayalım.

Ayla: (Halka dönerek konuşur.)
Bağımsızlık, mücadeleyle kazanılır ve her gün yeniden savunulmalıdır. Dış dünya bize bir fırsat sunuyor, ama bu fırsatı kendi gücümüzle büyütmeliyiz. Tıpkı Cemil Meriç’in dediği gibi:
"Bağımsızlık, yalnızca sınırlarla değil, düşünceyle ve iradeyle korunur."

(Halk, Ayla’nın sözlerinden ilham alır. Dış dünya ile ilişkilerini dikkatlice yönetmeye karar verir.)


Mekân: Köy ve Selçuklu Hanı Arasında Yeni Yol

(İki yerleşim yeri arasındaki yol tamamen tamamlanır. Bu yol, halkın birliğini ve dayanışmasını güçlendiren bir sembol haline gelir.)


Beşinci Sahne: Yolun Açılışı

Ali: (Yeni açılan yolu göstererek.)
Bu yol, sadece iki yerleşim yeri arasındaki bir bağlantı değil. Aynı zamanda halkın birlikte hareket etme iradesinin bir simgesi.

Fatma:
Evet, ama bu yolu sadece fiziksel bir bağ değil, fikirlerimizin bir yolu olarak da görmeliyiz.

Ayla: (Halka seslenir.)
Bu yol, bizim umudumuzun ve çalışmamızın bir sonucu. Tıpkı Cemil Meriç’in dediği gibi:
"Yollar, yalnızca bir yere götürmez. Aynı zamanda insanların kalplerini de birleştirir."

(Halk, yolun açılışını kutlar. Kamera, iki yerleşim yerindeki halkın birbirine olan bağlılığını ve dayanışmasını göstererek sahneyi sona erdirir.)


DEVAM EDECEK...

 
 

Senaryo: Öyle Bir Geçer Zaman Ki - 2070

Bölüm 26: Devrim Gününden 17 Gün Önce


Mekân: Selçuklu Hanı ve Terk Edilmiş Köy Arası

(Yeni yapılan yolun açılması, iki yerleşim yeri arasındaki bağları güçlendirmiştir. Halk artık daha organize bir şekilde çalışmakta, kaynaklarını paylaşmakta ve geleceği birlikte inşa etmektedir. Ancak bu birlikteliği korumak için Ayla’nın liderliği ve halkın dayanışması her zamankinden daha önemlidir.)


Birinci Sahne: Yolun İlk Kullanımı

Fatma: (Yola bakarak.)
Ayla, bu yol artık sadece iki yeri değil, umutlarımızı da birbirine bağlıyor.

Ali: (Bir yük arabasını çekerken.)
Bu yol sayesinde her iki yerleşim de birbirine destek olabilir. Ama unutmayalım, bu düzeni korumak için çalışmaya devam etmeliyiz.

Ayla: (Halka dönerek konuşur.)
Haklısınız. Bu yol, bizim azmimizin bir ürünü. Ama bu sadece bir başlangıç. Cemil Meriç’in dediği gibi:
"Yollar, yalnızca bir noktadan diğerine götürmez. İnsanları birleştirir, düşünceleri taşır, medeniyetleri kurar."

(Halk, Ayla’nın sözlerinden cesaret alır ve kaynakların taşınmasına, düzenin güçlenmesine yönelik çalışmalarını hızlandırır.)


Mekân: Dış Dünya – Araştırma Kampı

(Araştırmacılar, halkın bu yeni düzenini izlerken, dış dünyadaki bazı güçler, halkın bağımsızlığını kontrol altına alma fikrini tartışmaktadır. Ancak kampın liderleri, halkın iradesine saygı gösterilmesi gerektiğini savunur.)


İkinci Sahne: Dış Dünyanın Müdahale Tartışmaları

Araştırmacı 1: (Ekranlara bakarak.)
Halk, giderek güçleniyor. Ancak bu bağımsızlık, dış dünya için bir risk olarak görülebilir.

Araştırmacı 2:
Ama bu bir risk değil, bir fırsat. Bağımsız bir düzen, diğer kolonilere de ilham verebilir.

Araştırmacı 3: (Düşünceli bir şekilde.)
Cemil Meriç’in dediği gibi:
"Her özgürlük, bir direnişin, bir inancın, bir mücadelenin sonucudur. Özgürlüğü engellemek, o direnişi yok etmeye çalışmaktır."

Araştırmacı 1:
O zaman onları desteklemeye devam etmeliyiz. Ama müdahale etmeden, yalnızca onların ihtiyaç duyduğu şekilde.

(Araştırmacılar, halkın bağımsızlığını korumak için destek planlarını revize eder.)


Mekân: Selçuklu Hanı – Toplantı Alanı

(Halk, yeni yolun tamamlanması ve düzenin güçlenmesi üzerine bir toplantı düzenler. Toplantıda, dış dünya ile ilişkiler ve gelecekteki hedefler tartışılır.)


Üçüncü Sahne: Yeni Hedefler

Fatma:
Ayla, dış dünya ile kurduğumuz ilişki bizim için önemli. Ama bu ilişkiyi nasıl sürdüreceğimiz hâlâ net değil.

Ali:
Evet, dış dünya bize yardım ediyor, ama bu yardımların bir sınırı olduğunu biliyoruz. Kendi kendimize yetmeliyiz.

Ayla: (Halka dönerek konuşur.)
Bağımsızlık, kendi kendine yetmeyi gerektirir. Ama bu, iş birliğini reddetmek anlamına gelmez. Biz kendi düzenimizi kurarken, dış dünyadan öğrendiklerimizi de değerlendiriyoruz. Tıpkı Cemil Meriç’in dediği gibi:
"Gerçek hürriyet, kendi varlığını tanımak ve onu geliştirmekle mümkündür."

(Halk, Ayla’nın sözlerinden ilham alarak gelecek planlarını şekillendirir.)


Mekân: Terk Edilmiş Köy – Yeni Bir Hayat

(Köyde yapılan çalışmalar sonucunda yeni evler, tarım alanları ve bir su sistemi kurulmuştur. Bu gelişmeler, köyün daha güçlü bir yerleşim haline gelmesini sağlar.)


Dördüncü Sahne: Köyde Umut

İşçi 1: (Yeni yapılan bir evi göstererek.)
Bu köy, artık yeniden bir yuva haline geldi. İnsanlar burada yaşayabilir, çocuklarını büyütebilir.

Fatma:
Evet, ama bu köyü korumak ve büyütmek bizim sorumluluğumuz.

Ali:
Bu sorumluluk, yalnızca bugün için değil, gelecek nesiller için de önemli.

Ayla: (Halka seslenir.)
Bu köy, bizim inancımızın bir sonucu. Her gün bu düzeni güçlendirmek için çalışmalıyız. Tıpkı Cemil Meriç’in dediği gibi:
"Bir toplumun gücü, geçmişinden aldığı dersler ve geleceğine duyduğu inançla ölçülür."

(Halk, Ayla’nın sözlerinden cesaret alarak köydeki çalışmalarını daha da hızlandırır.)


Mekân: Selçuklu Hanı – Gece Toplantısı

(Günün sonunda, Ayla ve halk, Selçuklu Hanı’nda bir araya gelir. Toplantıda, halkın başarıları ve gelecekteki planları değerlendirilir.)


Beşinci Sahne: Umutların Yenilenmesi

Fatma:
Ayla, bugün bir kez daha anladım ki, bu düzen bizim için sadece bir yaşam değil, bir umut.

Ali:
Evet, ama bu umudu korumak için çalışmaya devam etmeliyiz.

Ayla: (Halka dönerek konuşur.)
Bugün bir kez daha gördük ki, inanç ve birlik her şeyin temelidir. Bu düzeni koruyacak ve büyüteceğiz. Çünkü Cemil Meriç’in dediği gibi:
"Bir millet, yalnızca kendi iradesine inandığında özgürdür."

(Halk, Ayla’nın sözlerinden ilham alarak geleceğe umutla bakar. Kamera, gece yıldızların altında toplanan halkı ve onların yüzlerindeki kararlılığı gösterir.)


DEVAM EDECEK…

 
 

Senaryo: Öyle Bir Geçer Zaman Ki - 2070

Bölüm 27: Devrim Gününden 16 Gün Önce


Mekân: Selçuklu Hanı – Halkın Geleceği Tartıştığı Toplantı

(Selçuklu Hanı’nın geniş avlusunda halk bir araya gelmiştir. Ayla, Ali, Fatma ve diğer lider figürler, kurulan sistemin işleyişini ve bu düzenin daha nasıl güçlendirileceğini konuşmaktadır. Bu sırada dış dünyanın etkileri, eski kolonilerdeki çöküşler ve günümüz dünyasının hatalarından alınan dersler masaya yatırılır.)


Birinci Sahne: Sistem Açıklaması

Ali: (Halkın ortasında konuşur.)
Ayla, burada bir düzen kurduk. Tarım, su kaynakları, barınma… Her şey kontrol altında gibi görünüyor. Ama bu düzenin sürdürülebilir olması için daha fazlasına ihtiyacımız var. Bu sistem sadece bugünü değil, geleceği de inşa etmeli.

Fatma: (Endişeyle.)
Ama ya dış dünya bize dayatmalar yapmaya başlarsa? Ya eski düzenin çürümüş kalıntıları bizi yeniden içine çekmeye çalışırsa?

Ayla: (Kararlı bir şekilde halka döner.)
Bu sistem, tamamen bizim irademize dayanıyor. Biz, bugünün değil, yarının insanlarını yetiştiriyoruz. Günümüz dünyası, bireyin yalnızlaştırıldığı, toplumların yozlaştırıldığı bir düzen inşa etti. Tüketim bağımlılığı, çevre felaketleri ve adaletsizlik bu düzeni çökertti.

(Halka daha güçlü bir sesle devam eder.)
Şimdi buraya bakın. Biz bu topraklarda yalnızca tüketmiyoruz. Üretiyoruz, paylaşıyoruz, geleceği inşa ediyoruz. Cemil Meriç’in dediği gibi:
"Tüketmek, insanı zincirler. Üretmek, özgürlüğün anahtarıdır."


Mekân: Selçuklu Hanı – Kaynak Yönetimi

(Kamera, halkın çalışmasını gösterir. Tarım alanları genişletilmiş, su kaynakları düzenlenmiş, enerji üretimi için basit ama etkili yöntemler geliştirilmiştir. Sistem, sürdürülebilirlik ilkesine dayanır ve herkesin katkısıyla işler.)


İkinci Sahne: Kaynakların Paylaşımı

Ali: (Tarım alanlarını incelerken.)
Bu sistemde herkes eşit katkı sağlıyor. Ama bu, kaynakların adil bir şekilde paylaşıldığı bir düzen olmadan sürdürülemez.

Fatma:
Günümüz dünyası, bireysel çıkarlar üzerine kurulu bir sistemdi. O yüzden çöktü. İnsanlar, kendi çıkarlarını toplumun iyiliğinin önüne koydular.

Ayla: (Ciddi bir şekilde.)
Evet. Biz burada farklı bir şey yapıyoruz. Burada herkesin emeği değerlidir ve kaynaklar herkesin ihtiyaçlarına göre dağıtılır. Günümüz dünyasının yaptığı en büyük hata, insanları sadece tüketici olarak görmesiydi. Cemil Meriç’in dediği gibi:
"Tüketici insan, insan olmaktan çıkar. O yalnızca bir piyasa ürünüdür."


Mekân: Selçuklu Hanı – Eğitim ve Kültürel Gelişim

(Sistemin yalnızca fiziksel ihtiyaçlara değil, aynı zamanda manevi ve entelektüel gelişime de odaklandığı görülür. Halk arasında eğitim çalışmaları yapılmakta, eski kültürel değerler yeniden canlandırılmaktadır.)


Üçüncü Sahne: Eğitimin Önemi

Fatma: (Bir grup çocuğa eski Anadolu masallarını anlatırken.)
Bu hikayeler, sadece geçmişimizi hatırlamak için değil, geleceğimizi anlamak için de önemli.

Ali: (Eğitim çemberine bakarak.)
Eğitim, bu sistemin temel taşı. Günümüz dünyası, insanları sadece iş gücü olarak gördü. Ama biz burada düşünen, sorgulayan bireyler yetiştiriyoruz.

Ayla: (Çocuklara ve halka dönerek konuşur.)
Eğitim, yalnızca bilgiyle değil, ahlak ve dayanışmayla olur. Günümüz dünyası, insanları bireysel başarılarla değerlendirirken toplumun kaybolmasına neden oldu. Cemil Meriç’in dediği gibi:
"Okullar, yalnızca bilgi değil, insanlık öğreten yuvalar olmalıdır."

(Halk, eğitim ve kültür çalışmalarıyla daha da güçlenir.)


Mekân: Selçuklu Hanı – Dış Dünya ile İlişkiler

(Halk, dış dünyadan gelen yardımlar ve bu yardımların nasıl kullanıldığı üzerine tartışır. Amaç, bağımsız bir sistem inşa etmek ve dış dünya ile dengeli bir ilişki kurmaktır.)


Dördüncü Sahne: Dış Dünya ve Bağımsızlık

Fatma: (Endişeyle.)
Ayla, dış dünya ile ilişkilerimizi nasıl sürdüreceğiz? Onların yardımlarına bağımlı olursak, bu düzen çöker.

Ali:
Evet. Günümüz dünyasında büyük güçler, kendi çıkarlarını korumak için küçük toplumları kontrol altına aldı. Biz aynı hatayı yapamayız.

Ayla: (Halka dönerek konuşur.)
Dış dünya ile ilişkilerimiz, karşılıklı saygı ve iş birliği üzerine olmalı. Ama bu düzenin temeli, kendi bağımsızlığımızdır. Tıpkı Cemil Meriç’in dediği gibi:
"Bağımsızlık, yalnızca siyasi bir kavram değildir. O, bireyin kendi iradesine sahip çıkmasıdır."

(Halk, dış dünya ile ilişkilerini daha dikkatli bir şekilde yönetmeye karar verir.)


Mekân: Selçuklu Hanı – Gün Batımı

(Gün batarken halk, Selçuklu Hanı’nın avlusunda bir araya gelir. Herkes günün yorgunluğunu atarken Ayla, gelecek için umut dolu bir konuşma yapar.)


Beşinci Sahne: Umut ve Gelecek

Ayla: (Halka seslenir.)
Bugün bir kez daha gördük ki, kendi emeğimizle kurduğumuz bu düzen, yalnızca bizim değil, geleceğin de teminatıdır. Günümüz dünyasının hatalarını tekrarlamayacağız. Çünkü Cemil Meriç’in dediği gibi:
"Umut, yalnızca karanlıkta parlayan bir ışık değil, o karanlığı delip geçen bir iradedir."

(Halk, Ayla’nın sözlerinden ilham alır. Kamera, gün batımında çalışmaya devam eden halkı ve geleceğe duyulan umudu vurgulayarak sahneyi sona erdirir.)


DEVAM EDECEK...

 
 

Senaryo: Öyle Bir Geçer Zaman Ki - 2070

Bölüm 28: Devrim Gününden 15 Gün Önce


Mekân: Selçuklu Hanı – Akşam Toplantısı

(Halk, günün sonunda bir araya gelir. Yeni sistemin işleyişi, halkın günlük hayatına dair deneyimleri ve dış dünyadan gelen etkiler tartışılmaktadır. Ayla, halkın merkezinde oturmuş, onların fikirlerini dinlerken, Ali ve Fatma da tartışmalara katılır.)


Birinci Sahne: Sistem ve İnsan

Fatma: (Düşünceli bir şekilde.)
Ayla, bu sistemin kalıcı olması için sadece fiziki kaynaklar yetmez. İnsanların bu sisteme inanması ve onu anlaması gerekiyor.

Ali: (Halka dönerek.)
Evet. Günümüz dünyasının en büyük hatalarından biri, insanı yalnızca bir sayı, bir istatistik olarak görmesiydi. Ama bizim burada insanı merkezine alan bir düzen kurmamız gerekiyor.

Ayla: (Sakin bir sesle halkı izler, sonra konuşmaya başlar.)
Haklısınız. Biz, bu düzenin temelini insanlık üzerine kuruyoruz. Cemil Meriç’in dediği gibi:
"İnsan, sistemin kölesi olmamalı. Sistem, insan için var olmalı."

(Halk, bu sözlerden etkilenir ve sistemin daha insancıl bir şekilde yapılandırılması gerektiği konusunda hemfikir olur.)


Mekân: Terk Edilmiş Köy – Çalışmaların Devamı

(Kamera, köyde çalışan halkı gösterir. Yeni barınaklar inşa edilmiş, tarım alanları genişlemiştir. Ancak kaynakların yönetimi ve paylaşımı konusunda yeni kurallar gereklidir.)


İkinci Sahne: Adalet ve Emeğin Değeri

İşçi 1: (Tarımla uğraşırken.)
Ayla, burada hepimiz çalışıyoruz. Ama herkesin emeğinin eşit bir şekilde değerlendirildiğinden emin olmalıyız.

Fatma:
Evet, adalet olmadan bir düzen uzun süre ayakta kalamaz. Günümüz dünyasında gördük; adaletsizlik, toplumları içten çökertti.

Ayla: (Halka dönerek konuşur.)
Adalet, bu düzenin temel taşıdır. Kaynakların paylaşımı ve emeğin karşılığı, herkesin hakkıyla alındığı bir sistem yaratmalıyız. Cemil Meriç’in dediği gibi:
"Adalet, yalnızca bir kavram değildir. O, toplumun vicdanıdır."

(Halk, kaynakların ve emeğin adil bir şekilde yönetilmesi için yeni kurallar belirler.)


Mekân: Selçuklu Hanı – Eğitim ve Bilgi

(Sistem, yalnızca fiziki ihtiyaçları karşılamayı değil, aynı zamanda halkın entelektüel gelişimini de sağlamayı amaçlamaktadır. Ayla, eğitimin önemine vurgu yapar.)


Üçüncü Sahne: Bilginin Gücü

Ali: (Bir grup gence eski haritaları gösterirken.)
Eğitim, bu sistemin geleceğini belirleyecek. Günümüz dünyasında bilgi bir güçtü, ama o gücü yalnızca birkaç kişi kullandı. Biz burada bilginin herkese ait olduğu bir düzen kuruyoruz.

Fatma: (Çocuklara kitap okurken.)
Evet, çünkü bilgi paylaşıldıkça büyür. Cemil Meriç’in dediği gibi:
"Bilgi, insanı özgürleştirir. Ama o özgürlük, paylaşılmadıkça eksiktir."

Ayla: (Halka dönerek konuşur.)
Bu düzeni koruyacak olan şey yalnızca fiziksel güç değil, aynı zamanda bilginin gücüdür. Herkesin öğrenmeye ve öğretmeye hakkı var.

(Eğitim, halkın günlük yaşamının bir parçası haline gelir.)


Mekân: Dış Dünya – Araştırma Kampı

(Araştırmacılar, halkın düzenindeki bu gelişmeleri izlemektedir. Ancak dış dünyada, bu düzenin ne kadar bağımsız olacağı hâlâ tartışma konusudur.)


Dördüncü Sahne: Bağımsızlık ve Dış Dünya

Araştırmacı 1: (Ekrana bakarak.)
Bu halk gerçekten bağımsız bir düzen kuruyor. Ama bu bağımsızlık, dış dünya ile nasıl bir ilişki kuracaklarına bağlı.

Araştırmacı 2:
Evet, ama onların özgürlüğüne saygı göstermeliyiz. Cemil Meriç’in dediği gibi:
"Özgürlük, başkasının sınırlarını kabul etmekle başlar."

Araştırmacı 3:
O zaman biz de onlara müdahale etmeden, yalnızca destek sağlayarak bu bağımsızlığı korumalarına yardımcı olmalıyız.

(Araştırmacılar, halkın bağımsızlığına saygı göstermek için yeni bir yardım planı geliştirir.)


Mekân: Selçuklu Hanı – Günün Sonu

(Halk, günün yorgunluğunu atmak için bir araya gelir. Ayla, günün değerlendirmesini yapar ve gelecek planlarından bahseder.)


Beşinci Sahne: Umut ve İrade

Fatma:
Ayla, bugün bir kez daha anladık ki, bu düzen yalnızca bizim emeklerimizle ayakta durabilir.

Ali:
Evet, ama bu iradeyi her gün yeniden inşa etmeliyiz.

Ayla: (Halka dönerek konuşur.)
Bugün, bir kez daha gördük ki, bu düzen yalnızca fiziksel bir sistem değil, bir inançtır. Bu inancı koruyacağız. Cemil Meriç’in dediği gibi:
"İnanç, yalnızca bir duygu değildir. O, insanı ayakta tutan bir iradedir."

(Halk, Ayla’nın sözlerinden ilham alır. Kamera, Selçuklu Hanı’nın üstündeki yıldızlı gökyüzüne doğru yükselir ve halkın umutla çalışmalarını gösterir.)


DEVAM EDECEK…

Senaryo: Öyle Bir Geçer Zaman Ki - 2070

Bölüm 29: Devrim Gününden 14 Gün Önce


Mekân: Selçuklu Hanı – İsyan Ateşinin İlk Kıvılcımları

(Halk, düzeni kurmuş ve geliştirmiş olsa da, geçmişteki baskıcı sistemin gölgeleri peşlerini bırakmaz. Dış dünyadan gelen yardımların kontrolü ele geçirme çabası mı olduğu yoksa gerçekten bir destek mi olduğu tartışılmaya başlar. Bu tartışmalar, halk arasında bir huzursuzluk yaratır. İsyan, bu huzursuzluğun derinlerinden, bir köz gibi yavaşça büyümeye başlar.)


Birinci Sahne: Çatlaklar ve Huzursuzluk

Fatma: (Düşünceli bir şekilde Ayla’ya bakar.)
Ayla, halk arasında bir rahatsızlık var. Bazıları dış dünyanın yardımlarını kabul etmenin bizi yeniden bağımlı kılacağını düşünüyor.

Ali: (Sert bir tonla.)
Bu rahatsızlık büyüyorsa, bir sorun var demektir. Günümüz dünyasında da insanlar arasındaki çatlaklar böyle büyüdü ve sonunda her şey yıkıldı.

Ayla: (Durgun bir şekilde konuşur.)
Haklısınız. Bu huzursuzluk, küçük bir kıvılcım gibi. Eğer dikkatli olmazsak, bu kıvılcım büyük bir ateşe dönüşebilir. Cemil Meriç’in dediği gibi:
"Ateşin közü küçüktür, ama doğru rüzgârla koca bir ormanı yakar."

(Halk arasındaki çatışmaların küçük kıvılcımları sahnede belirginleşir. Bazıları dış dünyaya karşı daha temkinliyken, diğerleri yardımları reddetmek yerine kullanmayı savunur.)


Mekân: Halkın Toplanma Alanı

(Halk, Selçuklu Hanı’nın geniş avlusunda toplanmıştır. Çeşitli fikirler yüksek sesle dile getirilir. Herkes bir çözüm arar, ama çatlaklar derinleşir. Sesler yükseldikçe, atmosfer daha da gerilir.)


İkinci Sahne: Gerilimin Artışı

İşçi 1: (Bağırarak.)
Dış dünyanın yardımlarını kabul edersek, bu sistem bizim olmaktan çıkar! Yine onların kölesi oluruz!

İşçi 2: (Karşı çıkarak.)
Ama o yardımları reddedersek, bu düzeni sürdüremeyiz! Açlık ve susuzluk hepimizi yok eder!

Fatma: (Araya girmeye çalışır.)
Hepimiz aynı hedef için buradayız! Bölünürsek, kaybederiz!

Ali: (Sert bir tonla.)
Bölünmekten korkuyorsanız, önce birbirinizi anlamayı öğrenmelisiniz!

(Atmosfer iyice gerginleşir. İnsanlar, hem dış dünyaya hem de kendi içlerindeki kararlara karşı duydukları güvensizliği dile getirir. Ayla, halkın ortasına gelir.)


Üçüncü Sahne: İsyan Ateşinin İlk Parlaması

Ayla: (Yüksek bir sesle konuşur.)
Sessiz olun! Hepimiz bu düzeni korumak için buradayız, ama bu gürültü sadece düzenimizi değil, irademizi de zayıflatır.

(Halk bir an için susar, ama aralarındaki huzursuzluk devam eder.)

Ayla:
Bu huzursuzluk, bir ateştir. Eğer bu ateşi kontrol edersek, bizi ısıtır ve aydınlatır. Ama kontrol edemezsek, hepimizi yakar. Cemil Meriç’in dediği gibi:
"İsyan, adaletin çığlığıdır; ama o çığlık, bazen kulakları sağır eder."

Ali: (Halka dönerek.)
Ayla haklı. Bu isyanı doğru bir şekilde yönlendirmezsek, bu sistem çöker. Biz bu ateşi körüklemek yerine onu bir fener gibi kullanmalıyız.

(Halk, Ayla ve Ali’nin sözleriyle bir nebze sakinleşir, ama huzursuzluk tam anlamıyla giderilmez. Ateş hâlâ yanmaya devam eder.)


Mekân: Selçuklu Hanı’nın Karargâhı

(Gece, Ayla ve liderler bir araya gelir. Halkın huzursuzluğunu nasıl kontrol edeceklerini ve düzeni nasıl koruyacaklarını tartışırlar.)


Dördüncü Sahne: İsyanı Yönetmek

Fatma: (Endişeyle.)
Ayla, bu huzursuzluk daha fazla büyümeden bir çözüm bulmalıyız. Eğer bu bölünme devam ederse, tüm emeklerimiz boşa gider.

Ali: (Kararlı bir şekilde.)
Bir lider olarak Ayla, bu ateşi nasıl yönlendireceğini biliyor. Ama bu, sadece Ayla’nın omzunda değil. Hepimizin sorumluluğu var.

Ayla: (Derin bir nefes alır.)
Bu huzursuzluk, bizim geçmişte yaptığımız hatalardan kaynaklanıyor. Dış dünya, bize hem bir tehdit hem de bir fırsat sundu. Bizim, bu isyanı adaletle ve sağduyuyla yönetmemiz gerekiyor. Cemil Meriç’in dediği gibi:
"Adalet, isyanı yatıştıran; irade, isyanı yönlendiren güçtür."

(Liderler, halkın huzursuzluğunu azaltmak için yeni bir plan yapmaya karar verir. İsyanı bir çığlıktan bir diyaloğa dönüştürmek için çalışacaklardır.)


Mekân: Selçuklu Hanı – Ateş Çemberi

(Son sahnede, halkın bir ateş çemberi etrafında toplandığı görülür. Bu ateş, hem bir tehdit hem de bir umut sembolüdür. Ayla, halkın tam ortasında, onları birleştirmek için konuşur.)


Beşinci Sahne: Ateşi Fener Yapmak

Ayla: (Halka seslenir.)
Bu ateş, bizim irademizin bir sembolü. Eğer birbirimize güvenmezsek, bu ateş bizi yakar. Ama eğer dayanışmayı öğrenirsek, bu ateş bize yolumuzu gösterir. Cemil Meriç’in dediği gibi:
"İsyan, karanlığı yırtan bir ışık olabilir; ama o ışık, doğru ellerde bir fener olmalıdır."

(Halk, Ayla’nın sözlerinden etkilenir. Ateş, huzursuzluğun yerini alan bir umut sembolüne dönüşür. Kamera, halkın yüzlerindeki kararlılığı ve ateşin parlak ışığını göstererek sahneyi sona erdirir.)


DEVAM EDECEK...

Senaryo: Öyle Bir Geçer Zaman Ki - 2070

Bölüm 30: Devrim Gününden 13 Gün Önce


Mekân: Selçuklu Hanı – Ateş Çemberinden Sonra

(Halk, Ayla’nın birleştirici konuşmasından sonra daha sakinleşmiştir. Ancak, isyanın küçük kıvılcımları hâlâ vardır ve bu kıvılcımlar, doğru bir şekilde yönlendirilmezse, büyük bir yangına dönüşebilir. Ayla, halkı yeniden bir araya getirerek, geçmişten ders almanın ve edebiyatın insanları nasıl birleştirebileceğini anlatır.)


Birinci Sahne: Halkın Toplanması

Fatma: (Ayla’ya yaklaşır.)
Ayla, insanlar yeniden umut bulmuş gibi görünüyor. Ama bu huzur, hâlâ kırılgan.

Ali: (Düşünceli bir şekilde.)
Evet. Bu sistemi korumak için onlara daha güçlü bir bağ, daha derin bir anlam vermeliyiz. Geçmişin bize öğrettiği değerleri hatırlatmalıyız.

Ayla: (Halka dönerek.)
Haklısınız. Bizim en büyük gücümüz, insanlığı birleştiren hikayelerimizdir. Çünkü insan, sadece ekmekle değil, ruhuyla da yaşar. Hafız-ı Şirazi’nin dediği gibi:
"دل اگر با دل خدا باشد،
(Eğer kalp, Tanrı’nın kalbiyle bir olursa,)
هیچ طوفانی قادر به شکستن نیست."
(Hiçbir fırtına onu kıramaz.)

(Halk, Ayla’nın bu sözleriyle bir araya gelir. Edebiyatın ve geçmişin gücü yeniden hatırlatılır.)


Mekân: Terk Edilmiş Köy – Yeni Hayatın İlk Kıvılcımları

(Kamera, halkın köydeki çalışmalarını gösterir. Yeni evler inşa edilmiş, su kaynakları düzenlenmiş ve tarım alanları büyütülmüştür. Ancak, bu çabaların altında halkın birleşik bir ruha ihtiyaç duyduğu görülür.)


İkinci Sahne: Geçmişten İlham

Fatma: (Yeni yapılan bir çeşmenin başında durur.)
Ayla, bu topraklarda bir zamanlar büyük medeniyetler vardı. İnsanlar birlikte çalıştı, birlikte yarattı. Şimdi biz de onların izinden gidiyoruz.

Ali:
Ama bu izleri takip ederken, kendi yolumuzu bulmalıyız. Hafız’ın dediği gibi:
"راه خود را پیدا کن،
(Kendi yolunu bul,)
زیرا نور از قلب تو می‌گذرد."
(Çünkü ışık kalbinden geçer.)

Ayla: (Halkın ortasına gelerek.)
Hepimiz bir yol arıyoruz. Bu yol, geçmişten ders alarak ve geleceğe umutla bakarak çizilir. Bize kalan mirası korumak ve büyütmek zorundayız. Tıpkı Sadi Şirazi’nin dediği gibi:
"بنی آدم اعضای یکدیگرند،
(Ademoğulları bir bedenin uzuvlarıdır,)
که در آفرینش ز یک گوهرند."
(Bir yaratılışta aynı cevherden yaratılmışlardır.)

(Halk, bu sözlerle birlikte daha büyük bir birlik ruhu geliştirir. Çalışmalar hızlanır.)


Mekân: Dış Dünya – Araştırma Kampı

(Araştırmacılar, halkın düzenini izlerken, onların geçmişlerinden ilham alarak yeni bir gelecek inşa ettiklerini fark eder. Bu durum, dış dünyadaki bazı çevreleri şaşırtır ve düşündürür.)


Üçüncü Sahne: Dış Dünyanın Yorumları

Araştırmacı 1: (Ekranlara bakarak.)
Bu halk, yalnızca bir düzen inşa etmiyor. Onlar, geçmişten aldıkları mirası geleceğe taşıyor.

Araştırmacı 2:
Evet. Bu, yalnızca bir hayatta kalma mücadelesi değil. Bu, bir kültürel yeniden doğuş. Hafız’ın dediği gibi:
"تا شقایق هست زندگی باید کرد،
(Lale çiçeği olduğu sürece, yaşamaya devam etmelisin,)
زیرا عشق همیشه بر ویرانه‌ها می‌روید."
(Çünkü aşk her zaman harabeler üzerinde filizlenir.)

Araştırmacı 3:
Onlardan öğreneceğimiz çok şey var. Bu düzen, dış dünyaya da bir ilham kaynağı olabilir.

(Araştırmacılar, halkın düzenine daha fazla saygı duyar ve onların bağımsızlıklarını desteklemeye karar verir.)


Mekân: Selçuklu Hanı – Gece Ateşi

(Gece, halk ateşin etrafında toplanır. Ayla, edebiyat ve hikayelerin gücüyle insanları birleştirmeye devam eder.)


Dördüncü Sahne: Ateşin Işığı Altında

Ayla: (Ateşin etrafında halka seslenir.)
Bu ateş yalnızca bizi ısıtmıyor. Aynı zamanda ruhlarımızı da aydınlatıyor. Çünkü insanın hikayesi, onun en büyük ışığıdır. Hafız’ın dediği gibi:
"در دل تاریکی، نور همیشه پیدا می‌شود،
(Karanlığın içinde, ışık her zaman bulunur,)
اگر قلبت به آن ایمان داشته باشد."
(Eğer kalbin ona inanırsa.)

Fatma:
Evet, bu ateş bizim umudumuzun bir sembolü. Ama bu umudu korumak bizim elimizde.

Ali:
Birlikte hareket ettiğimiz sürece, hiçbir fırtına bizi yıkamaz.

(Halk, ateşin etrafında birbirine kenetlenir. Kamera, ateşin parlayan ışığını ve halkın yüzlerindeki kararlılığı göstererek sahneyi sona erdirir.)


DEVAM EDECEK…

 
 

Senaryo: Öyle Bir Geçer Zaman Ki - 2070

Bölüm 31: Devrim Gününden 12 Gün Önce


Mekân: Selçuklu Hanı – Sabahın İlk Işıkları

(Sabahın ilk ışıkları, Selçuklu Hanı’na düşerken halk yeni bir güne umutla uyanır. Ancak huzur, henüz tam anlamıyla sağlanmış değildir. Ayla, halkın içindeki fikir ayrılıklarını çözmek ve düzeni sağlamlaştırmak için yeni bir konuşma yapmaya hazırlanır. Gece ateş etrafında başlayan birlik ruhu, şimdi daha somut bir plana dönüşmek zorundadır.)


Birinci Sahne: Umut ve Planlama

Fatma: (Ayla’ya yaklaşır.)
Ayla, dün geceki konuşman halkı biraz olsun sakinleştirdi. Ama hâlâ bazıları, dış dünyayla ilişkiler konusunda tedirgin.

Ali: (Düşünceli bir şekilde.)
Bu tedirginlik yersiz değil. Günümüz dünyasının hatalarını unutmamalıyız. Ama bu korkunun bizi bölmesine de izin veremeyiz.

Ayla: (Kararlı bir şekilde konuşur.)
Haklısınız. Korku, bizi koruyabileceği gibi, bizi yok da edebilir. Biz korkuyu umuda dönüştürmeliyiz. Tıpkı Sadi Şirazi’nin dediği gibi:
"هرگز ترس راهی به سوی نور نمی‌سازد،
(Korku asla ışığa giden bir yol yaratmaz,)
اما امید می‌تواند تاریکی را تسخیر کند."
(Ama umut, karanlığı fethedebilir.)

(Ayla, halkı bir araya toplayarak günün planlarını açıklar.)


Mekân: Selçuklu Hanı ve Terk Edilmiş Köy Arasındaki Yol

(Kamera, halkın iki yerleşim arasındaki yolda çalıştığını gösterir. Bu yol, sadece fiziksel bir bağ değil, aynı zamanda halkın birliğinin ve geleceğe olan inancının bir sembolüdür.)


İkinci Sahne: Birlik ve İlerleme

Ali: (Yeni yapılan bir köprüyü göstererek.)
Bu köprü, sadece iki yeri birbirine bağlamıyor. Aynı zamanda insanlar arasındaki güveni de inşa ediyor.

Fatma:
Ama bu güveni sürdürebilmek için sürekli çalışmalıyız. Hafız’ın dediği gibi:
"اعتماد، گلی است که فقط با تلاش و صبر شکوفه می‌دهد."
(Güven, sadece çaba ve sabırla çiçek açan bir güldür.)

Ayla: (Halka dönerek.)
Bu yol, bizim irademizin bir simgesi. Eğer bu yolu inşa edebiliyorsak, daha büyük hayallerimizi de gerçekleştirebiliriz.

(Halk, çalışmaya devam eder. Yolun tamamlanmasıyla birlikte, iki yerleşim arasındaki bağ daha da güçlenir.)


Mekân: Selçuklu Hanı – Toplantı Alanı

(Halk, Ayla’nın çağrısıyla bir araya gelir. Toplantının konusu, dış dünyayla ilişkiler, kaynak yönetimi ve yeni hedeflerdir. Ayla, halkın fikirlerini dinlemek için ortadadır.)


Üçüncü Sahne: Halkın Görüşleri

İşçi 1:
Dış dünya bize yardım ediyor, ama bu yardımların bir bedeli olabilir. Bizim bağımsızlığımızı korumamız gerekiyor.

İşçi 2:
Ama bu yardımları reddedersek, elimizdeki kaynaklar yetmeyebilir. Daha büyük sorunlarla karşılaşabiliriz.

Ali: (Araya girerek.)
Evet, dış dünyayla ilişkilerimizi doğru bir şekilde yönetmeliyiz. Ama bu, onların etkisi altında kalacağımız anlamına gelmez.

Ayla: (Halka dönerek konuşur.)
Bağımsızlık, yalnızca fiziksel bir özgürlük değildir. O, aynı zamanda düşüncenin ve iradenin özgürlüğüdür. Hafız-ı Şirazi’nin dediği gibi:
"آزادی واقعی،
(Asıl özgürlük,)
در قلبی است که به هیچ زنجیری تن نمی‌دهد."
(Kendini hiçbir zincire teslim etmeyen bir kalptedir.)

(Halk, Ayla’nın bu sözlerinden etkilenir ve dış dünya ile ilişkilerin dikkatli bir şekilde sürdürülmesi gerektiği konusunda hemfikir olur.)


Mekân: Dış Dünya – Araştırma Kampı

(Araştırmacılar, halkın düzenini izlemeye devam eder. Bu düzenin sürdürülebilirliği ve dış dünyayla ilişkilerin nasıl şekilleneceği konusunda farklı görüşler ortaya çıkar.)


Dördüncü Sahne: Dış Dünyanın Gözlemleri

Araştırmacı 1: (Ekranlara bakarak.)
Bu halk, yalnızca hayatta kalmaya çalışmıyor. Onlar, yeni bir yaşam felsefesi inşa ediyor.

Araştırmacı 2:
Evet. Ama bu düzen, dış dünya ile nasıl bir ilişki kuracak? Bu, bizim için de bir ders olabilir.

Araştırmacı 3: (Düşünceli bir şekilde.)
Hafız’ın dediği gibi:
"درختی که ریشه‌هایش در خاک است،
(Kökleri toprağa bağlı bir ağaç,)
می‌تواند سر به آسمان بساید."
(Gökyüzüne uzanabilir.)

(Araştırmacılar, halkın bağımsızlığını desteklemek için daha fazla çaba göstermeye karar verir.)


Mekân: Selçuklu Hanı – Gece

(Gece, halk bir kez daha ateşin etrafında toplanır. Bu sefer, bir plan değil, geçmişten gelen hikayeler ve edebiyatla ruhlarını beslemek için bir araya gelirler.)


Beşinci Sahne: Hikayelerin Gücü

Ayla: (Ateşin etrafında otururken.)
Bu ateş, yalnızca bizi ısıtmaz. Aynı zamanda geçmişimizi ve geleceğimizi hatırlatır. Hafız-ı Şirazi’nin dediği gibi:
"در آتش زندگی،
(Hayatın ateşinde,)
کسی که عشق را بیاموزد،
(Aşkı öğrenen biri,)
هرگز نمی‌سوزد."
(Asla yanmaz.)

Fatma: (Gülümseyerek.)
Evet, bu ateş bizim sevgimizi ve inancımızı sembolize ediyor.

Ali:
Ve biz bu ateşi, sadece burada değil, tüm dünyada bir umut ışığına çevireceğiz.

(Halk, Ayla’nın liderliğinde geleceğe dair umutlarını ve kararlılıklarını yeniden tazeler. Kamera, ateşin yansıttığı ışığı ve halkın yüzlerindeki kararlılığı göstererek sahneyi sona erdirir.)


DEVAM EDECEK…

Senaryo: Öyle Bir Geçer Zaman Ki - 2070

Bölüm 32: Devrim Gününden 11 Gün Önce


Mekân: Selçuklu Hanı – Yola Çıkış

(Halk, yeni bir düzen kurmuş olsa da, geleceğe dair sorular artmaktadır. Ayla, köy ve Selçuklu Hanı arasında büyüyen düzenin tek bir yerde sıkışmaması gerektiğine inanır. Daha geniş bir alanı keşfetmek, yoldaki işaretleri anlamak ve geleceğe yön vermek için bir grup halkla birlikte yola çıkar. Bu yolculuk, hem fiziksel hem de ruhsal bir arayışı temsil eder.)


Birinci Sahne: Yola Çıkma Kararı

Fatma: (Ayla’ya bakarak.)
Ayla, bu yolculuk neden bu kadar önemli? Burada zaten bir düzen kurduk.

Ali: (Bir haritayı işaret ederek.)
Ama bu düzenin büyümesi ve sağlamlaşması için çevremizdeki dünyayı daha iyi anlamamız gerekiyor.

Ayla: (Halka dönerek konuşur.)
Bu düzen, yalnızca bir başlangıç. Eğer bu topraklarda kalıcı olmak istiyorsak, dış dünyayı ve geçmişimizi daha iyi anlamalıyız. Seyyid Kutub’un dediği gibi:
"Yoldaki işaretler, insanın karanlıkta kaybolmaması için vardır. Ama o işaretleri görmek için yola çıkmak gerekir."

(Halk, bu sözlerden etkilenir. Ayla, bir grup halkla birlikte yola çıkmaya karar verir.)


Mekân: Selçuklu Hanı’nın Çevresi

(Ayla ve yanındaki grup, Selçuklu Hanı’nın dışına çıkar. Eski kalıntılar, terk edilmiş yerleşimler ve çölleşmiş topraklar arasında ilerlerler. Yolculuk, sadece fiziksel bir keşif değil, aynı zamanda derin bir anlam arayışıdır.)


İkinci Sahne: Yoldaki İşaretler

Ali: (Eski bir taş sütunu işaret ederek.)
Bu sütun, bir zamanlar buradan geçen kervanların yönlerini bulmasına yardımcı oluyordu.

Fatma:
Ama şimdi burada kimse yok. Bu işaretler, geçmişte kalmış gibi görünüyor.

Ayla: (Düşünceli bir şekilde sütuna dokunur.)
Hayır. Bu işaretler hâlâ bizimle. Geçmişten bugüne taşıdığımız her şey, bize yol gösteriyor. Seyyid Kutub’un dediği gibi:
"Yol, yalnızca bir hedefe ulaşmak için değil, insanın kendini bulması içindir."

(Halk, bu işaretlerden ilham alarak ilerlemeye devam eder. Yolculuk sırasında, yıkılmış bir köprü ve onun altından akan bir dere keşfedilir.)


Mekân: Yıkılmış Köprü ve Dere

(Dere, çevredeki tek su kaynağıdır. Ancak köprünün yıkılması, burayı kullanmayı zorlaştırır. Ayla, bu köprüyü yeniden inşa etmenin sadece fiziksel bir adım değil, aynı zamanda bir sembol olduğunu fark eder.)


Üçüncü Sahne: Köprünün Yeniden İnşası

Fatma: (Yıkılmış köprünün parçalarına bakarak.)
Bu köprü, bir zamanlar insanları birleştiriyordu. Ama şimdi tamamen yıkılmış.

Ali:
Bu köprüyü yeniden inşa edersek, burası bizim için yeni bir merkez olabilir.

Ayla: (Kararlı bir şekilde halkına dönerek.)
Bu köprü, yalnızca bir geçiş noktası değil. O, geçmişin ve geleceğin birleştiği bir yer. Seyyid Kutub’un dediği gibi:
"Geçmiş, yoldaki ilk işarettir. Onu anlamayan, geleceği inşa edemez."

(Halk, köprüyü yeniden inşa etmek için çalışmaya başlar. Çalışmalar sırasında eski kalıntılar bulunur ve bu kalıntılar, geçmişle ilgili daha fazla ipucu verir.)


Mekân: Eski Kalıntılar

(Köprüyü inşa ederken, halk eski bir yazıt bulur. Yazıt, Selçuklu dönemine ait bir mesaj taşımaktadır. Bu mesaj, halk için bir ders ve bir umut kaynağı olur.)


Dördüncü Sahne: Yazıtın Mesajı

Ali: (Yazıtı dikkatlice okur.)
"Adalet, yalnızca insanlar arasında değil, toprak ve su ile de kurulmalıdır."

Fatma:
Bu, bizim için bir rehber. Eğer burada kalıcı olmak istiyorsak, yalnızca birbirimize değil, bu toprağa da adaletle davranmalıyız.

Ayla: (Yazıtı okurken düşünceli bir şekilde.)
Evet. Bu yazıt, bizim için bir işaret. Tıpkı Seyyid Kutub’un dediği gibi:
"Adalet, yalnızca bir hedef değil, aynı zamanda bir yoldur. Ve o yolu yürüyenler, gerçeği bulur."

(Halk, bu yazıttan aldığı ilhamla hem köprüyü inşa eder hem de çevredeki doğal kaynakları koruma altına alır.)


Mekân: Köprünün Tamamlanışı

(Köprü, büyük bir emekle yeniden inşa edilir. Bu köprü, sadece iki yeri değil, halkın umutlarını ve geleceğini de birbirine bağlar.)


Beşinci Sahne: Birleşen Umutlar

Fatma: (Yeni yapılan köprüye bakarak.)
Ayla, bu köprü artık bizim gücümüzün bir simgesi.

Ali:
Evet, ama bu sadece bir başlangıç. Daha fazla işaret bulmalı ve daha büyük hedefler koymalıyız.

Ayla: (Halka dönerek.)
Bu köprü, bizim azmimizin ve inancımızın bir ürünü. Ama unutmamalıyız ki, yoldaki işaretler yalnızca bize yön gösterir. O yolu yürümek, bizim irademize bağlıdır. Seyyid Kutub’un dediği gibi:
"Yol, yalnızca bir başlangıçtır. O yolu tamamlayan, insanın iradesi ve sabrıdır."

(Halk, bu sözlerle yeni hedeflere yönelir. Kamera, yeni yapılan köprüyü ve halkın yüzlerindeki umut ışığını göstererek sahneyi sona erdirir.)


DEVAM EDECEK…

 
 

Senaryo: Öyle Bir Geçer Zaman Ki - 2070

Bölüm 33: Devrim Gününden 10 Gün Önce


Mekân: Yeni Köprü ve Selçuklu Hanı

(Köprünün inşasının tamamlanmasıyla halk arasında umut artmış, ancak yeni hedeflere dair sorular da gündeme gelmiştir. Ayla, halkı bir araya toplayarak yolculuk boyunca karşılaştıkları işaretleri ve bu işaretlerin anlamlarını tartışmak üzere bir toplantı düzenler. Bu toplantı, hem geçmişe dönüp bakmak hem de geleceği planlamak için bir fırsat olacaktır.)


Birinci Sahne: Yolculuğun Dersleri

Fatma: (Ayla’ya dönerek.)
Ayla, bu yolculuk bize çok şey öğretti. Ama bu dersleri sadece anlamak yetmez, onları uygulamak zorundayız.

Ali: (Köprüden akan suyu göstererek.)
Evet. Bu köprü sadece bir bağlantı değil, aynı zamanda bir sembol. Adalet ve iş birliği olmadan bu düzen uzun süre ayakta kalamaz.

Ayla: (Halka dönerek konuşur.)
Haklısınız. Bu yolculuk, bize yalnızca fiziksel bir yön göstermedi. Aynı zamanda ruhumuzu ve düşüncelerimizi şekillendirdi. Seyyid Kutub’un dediği gibi:
"Yolun üzerinde gördüğün işaretler, yalnızca gözlerinle değil, kalbinle de anlam kazanır."

(Halk, Ayla’nın bu sözlerinden etkilenir. Herkes, yolculuk sırasında öğrendiklerini paylaşmaya başlar.)


Mekân: Selçuklu Hanı – Toplantı Alanı

(Halk, Selçuklu Hanı’nın avlusunda toplanır. Ayla, yolculuk boyunca gördükleri işaretlerin ne anlama geldiğini ve bu işaretlerin, sistemin geleceğini nasıl şekillendirebileceğini tartışır.)


İkinci Sahne: İşaretlerin Anlamı

Ali: (Eski taş sütunları işaret ederek.)
Yol boyunca gördüğümüz sütunlar, geçmişte bu topraklarda yaşayan insanların izleriydi. Ama bu izler sadece geçmişe ait değil. Onlar, bize de bir şeyler söylüyor.

Fatma:
Evet. O izler, yalnızca birer taş değil. Onlar, adalet, dayanışma ve emek gibi değerlerin simgesi.

Ayla: (Halka dönerek konuşur.)
Bu işaretler, bize geçmişteki hatalardan ders almayı öğretiyor. Eğer bu dersleri anlamazsak, geleceğimizi inşa edemeyiz. Seyyid Kutub’un dediği gibi:
"İşaretler, sana nereden geldiğini ve nereye gideceğini hatırlatır."

(Halk, bu sözlerin ışığında geleceğe dair yeni hedefler belirler.)


Mekân: Yeni Köprü – Geleceğe Dair Planlar

(Kamera, köprüde yürüyen Ayla ve Ali’yi takip eder. İkili, yeni sistemin nasıl sürdürülebilir hale getirileceğini tartışır.)


Üçüncü Sahne: Sistemin Güçlendirilmesi

Ali: (Ciddi bir şekilde.)
Ayla, düzeni sürdürülebilir kılmak için daha fazla kaynağa ve daha güçlü bir altyapıya ihtiyacımız var.

Fatma: (Onlara katılır.)
Ayrıca insanlar arasında dayanışmayı güçlendirmeliyiz. Fikir ayrılıkları, düzenin en büyük düşmanı olabilir.

Ayla: (Düşünceli bir şekilde konuşur.)
Haklısınız. Ama unutmamalıyız ki, bu düzen yalnızca fiziksel bir sistem değil. O, aynı zamanda insanların inançları ve umutları üzerine kuruludur. Seyyid Kutub’un dediği gibi:
"Bir sistemin temeli, yalnızca kurallarla değil, o kuralların ruhuyla korunur."

(Üçlü, yeni kaynaklar bulmak ve sistemin ruhunu korumak için çalışmalara başlar.)


Mekân: Selçuklu Hanı – Gece

(Halk, günün sonunda bir kez daha ateşin etrafında toplanır. Ayla, Seyyid Kutub’un Yoldaki İşaretler eserinden ilham alarak bir konuşma yapar.)


Dördüncü Sahne: Yolculuğun Anlamı

Ayla: (Ateşin etrafında halka seslenir.)
Bugün bir kez daha gördük ki, bu yolculuk yalnızca bir yerden bir yere gitmek değildi. O, aynı zamanda kendimizi ve düzenimizi anlamak içindi. Seyyid Kutub’un dediği gibi:
"Yol, yalnızca bir çizgi değil; o, insanın hayatını anlamlandırdığı bir serüvendir."

Fatma:
Evet, bu yolculuk bize geçmişimizi hatırlattı ve geleceğimizi şekillendirmemiz için bir fırsat sundu.

Ali:
Ama bu yolculuk bitmedi. Bu sadece bir başlangıç.

Ayla: (Halka dönerek.)
Haklısınız. Bu, yalnızca bir başlangıç. Yoldaki işaretleri görmek ve anlamak, bizim sorumluluğumuz. Ve o işaretleri takip ederek daha büyük bir düzen kuracağız.

(Halk, bu sözlerden ilham alır. Kamera, ateşin aydınlattığı yüzleri ve köprüden akan suyu göstererek sahneyi sona erdirir.)


DEVAM EDECEK…

 
 

Senaryo: Öyle Bir Geçer Zaman Ki - 2070

Bölüm 34: Devrim Gününden 9 Gün Önce


Mekân: Selçuklu Hanı – Şafak Vakti

(Şafak, Selçuklu Hanı’nın eski taşlarına vururken halk yeni bir güne başlar. Ayla, Ali ve Fatma, halkın arasındaki güveni güçlendirmek ve sistemin temelini sağlamlaştırmak için sabah erkenden toplantılar düzenler. Bu toplantılar, yalnızca pratik meseleleri değil, halkın manevi yolculuğunu da ele alır.)


Birinci Sahne: Geleceğin İnşası

Fatma: (Tarım alanlarını işaret ederek.)
Ayla, bu topraklarda bir hayat kurmayı başardık. Ama her gün kendimize şunu sormalıyız: Bu düzen, bizi gerçekten ileriye taşıyor mu?

Ali: (Bir haritayı incelerken.)
Geleceğimizi inşa etmek için bu sistemin her detayı üzerinde düşünmeliyiz. Adalet, paylaşım ve dayanışma olmadan hiçbir düzen uzun süre ayakta kalamaz.

Ayla: (Düşünceli bir şekilde halka döner.)
Haklısınız. Bu düzeni ayakta tutmak için yalnızca çalışmak değil, aynı zamanda yolumuzu anlamak zorundayız. Seyyid Kutub’un dediği gibi:
"Bir düzenin gücü, onun dayandığı değerlerin gücünden gelir. Değerler zayıfsa, sistem çöker."

(Halk bu sözlerle daha fazla sorumluluk alır. Herkes, yeni düzeni güçlendirmek için harekete geçer.)


Mekân: Selçuklu Hanı – Eğitim Alanı

(Ayla, çocuklara ve gençlere yeni düzenin anlamını anlatır. Bu sahne, halkın yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda manevi ve entelektüel olarak nasıl güçlendiğini gösterir.)


İkinci Sahne: Gelecek Nesiller

Fatma: (Çocuklara eski hikayeler okurken.)
Bu hikayeler, geçmişimizi anlamamız için birer işarettir. Eğer geçmişimizi anlarsak, geleceğimizi daha sağlam kurabiliriz.

Ali: (Gençlere hitap ederek.)
Bugün yaptığınız her şey, sadece bugünü değil, yarını da şekillendiriyor. Her adımınız, yoldaki bir işarettir.

Ayla: (Gençlere ve çocuklara dönerek.)
Bir toplumun en büyük gücü, onun gençleridir. Eğer siz bu değerleri anlarsanız, bu düzen sonsuza dek sürebilir. Seyyid Kutub’un dediği gibi:
"Gençlik, bir toplumun kalbidir. Eğer o kalp sağlam atıyorsa, toplum diri kalır."

(Gençler, bu sözlerden etkilenir ve yeni düzenin bir parçası olmak için daha fazla çaba göstermeye karar verir.)


Mekân: Selçuklu Hanı ve Çevresi

(Kamera, halkın tarım alanlarında, su kaynaklarında ve yeni inşa edilen köprüdeki çalışmalarını gösterir. Herkes, düzenin bir parçası olarak katkıda bulunur. Ancak bu sırada, dış dünyadan gelen bazı haberler halk arasında yeni bir huzursuzluk yaratır.)


Üçüncü Sahne: Dış Dünyanın Gölgesi

İşçi 1: (Ayla’ya yaklaşarak.)
Ayla, dış dünyadan gelen haberler bizi tedirgin ediyor. Bazı kaynakların kontrol altına alınmak istendiğini duyduk.

Fatma:
Bu, bizim bağımsızlığımızı tehdit edebilir. Dış dünya ile ilişkimizi nasıl sürdüreceğiz?

Ali: (Kararlı bir şekilde.)
Eğer bağımsızlığımızı korumak istiyorsak, dış dünyayla ilişkilerimizi kendi şartlarımıza göre belirlemeliyiz.

Ayla: (Sert ama sakin bir sesle konuşur.)
Haklısınız. Bağımsızlık, yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda ruhsal bir duruştur. Seyyid Kutub’un dediği gibi:
"Gerçek bağımsızlık, insanın iradesine sahip çıkmasıdır. Dış dünyadan gelen tehditler, ancak kendi iç gücümüzle karşılanabilir."

(Halk, bu sözlerle yeniden güç bulur ve dış dünyayla ilişkilerde daha dikkatli davranmaya karar verir.)


Mekân: Selçuklu Hanı – Gece

(Halk, gece bir kez daha ateşin etrafında toplanır. Bu sefer, yeni bir yolculuk planlanır. Bu yolculuk, sistemin sınırlarını genişletmek ve daha fazla kaynak bulmak için yapılacaktır.)


Dördüncü Sahne: Yeni Yolculuk

Fatma: (Ayla’ya dönerek.)
Bu yeni yolculuk, sadece fiziksel bir keşif değil. O, aynı zamanda düzenimizi test edecek bir sınav.

Ali:
Evet. Bu yolculuk, yalnızca kaynakları değil, inançlarımızı ve değerlerimizi de sınayacak.

Ayla: (Halka dönerek.)
Bu yolculuk, bizim geleceğimizi şekillendirecek. Seyyid Kutub’un dediği gibi:
"Her yolculuk, bir sınavdır. O sınavı geçenler, yalnızca hedefine ulaşmakla kalmaz, kendini de bulur."

(Halk, bu sözlerle yeni yolculuğa hazırlanır. Kamera, ateşin etrafında toplanan halkı ve onların yüzlerindeki kararlılığı gösterir.)


Mekân: Yeni Yolculuğun Başlangıcı

(Sabah, Ayla ve bir grup halk, yeni bir bölgeyi keşfetmek üzere yola çıkar. Bu yolculuk, hem fiziksel hem de manevi bir serüveni temsil eder.)


Beşinci Sahne: İlk Adım

Fatma: (Yolun başında durarak.)
Ayla, bu yolculuk bize ne getirecek?

Ayla: (Gülümseyerek.)
Bu yolculuk, yalnızca yeni kaynakları değil, yeni anlamları da bulmamızı sağlayacak. Seyyid Kutub’un dediği gibi:
"Yolun sonu değil, o yolu nasıl yürüdüğündür asıl önemli olan."

(Halk, bu sözlerle yolculuğa başlar. Kamera, yola çıkan halkı ve uzaklardaki ufku göstererek sahneyi sona erdirir.)


DEVAM EDECEK…

 
 

Senaryo: Öyle Bir Geçer Zaman Ki - 2070

Bölüm 35: Devrim Gününden 8 Gün Önce


Mekân: Selçuklu Hanı – Yola Çıkan Grup

(Ayla liderliğinde bir grup halk, yeni bölgeleri keşfetmek ve düzeni güçlendirecek kaynaklar bulmak için yola çıkmıştır. Selçuklu Hanı’nda kalan halk ise düzeni sürdürmek ve geliştirmek için çalışmaya devam etmektedir. Bu yolculuk, yalnızca fiziksel bir keşif değil, aynı zamanda yeni değerlerin ve ideallerin bir sınavıdır.)


Birinci Sahne: Yolculuğun Zorlukları

Fatma: (Yolda yürürken Ayla’ya seslenir.)
Ayla, bu yolculuk bizim sınırlarımızı zorlayacak gibi görünüyor. Bazı insanlar, bu kadar zor bir yola çıkmayı sorguluyor.

Ali: (Yanına yaklaşarak.)
Evet, ama bu sınav, yalnızca fiziksel bir sınav değil. Bu, aynı zamanda irademizin ve inancımızın bir sınavı.

Ayla: (Düşünceli bir şekilde konuşur.)
Haklısınız. Zorluklar olmadan hiçbir başarı mümkün değildir. Hasan el-Benna’nın dediği gibi:
"Zorluklar, insanları eğitir. Her mücadele, insanın ruhunu ve iradesini güçlendirir."

(Halk, bu sözlerle cesaretlenir ve yolculuğa devam eder.)


Mekân: Selçuklu Hanı – Düzenin Güçlendirilmesi

(Han’da kalan halk, tarım alanlarını genişletmekte, yeni su kaynakları aramakta ve yeni eğitim programları başlatmaktadır. Fatma, liderliği devralarak düzenin sürdürülebilirliğini sağlamak için çalışır.)


İkinci Sahne: Halkın Mücadelesi

İşçi 1: (Tarım alanında çalışırken.)
Fatma, bu topraklardan daha fazla ürün almak için daha fazla insan gücüne ihtiyacımız var.

Fatma: (Kararlı bir şekilde.)
Evet, ama bu sadece fiziksel bir çalışma değil. Bu, aynı zamanda bir inanç meselesi. Hasan el-Benna’nın dediği gibi:
"İnanç olmadan hiçbir emek kalıcı olmaz. İnsan önce kalbinde bir düzen kurmalıdır."

İşçi 2:
Peki bu inancı nasıl koruyacağız?

Fatma: (Gülümseyerek.)
Birbirimize destek olarak ve bu düzeni her gün yeniden inşa ederek.

(Halk, bu sözlerle moral bulur ve çalışmalarına devam eder.)


Mekân: Yolculuk Eden Grup – Yeni Bir Bölgeye Varmak

(Ayla ve grubu, terk edilmiş bir yerleşim alanına varır. Bu alan, hem umut hem de zorluklarla doludur. Burada yeni kaynaklar bulmak ve bu kaynakları değerlendirmek için çalışmaya başlarlar.)


Üçüncü Sahne: Keşfedilen Yerleşim

Ali: (Etrafı incelerken.)
Burası bir zamanlar büyük bir yerleşim yeriydi. Ama şimdi tamamen terk edilmiş.

Fatma:
Bu alanı yeniden hayata döndürebiliriz. Ama bunun için hem fiziksel hem de manevi bir çaba gerekiyor.

Ayla: (Halka dönerek konuşur.)
Bu yerleşim, bizim inancımızı ve emeğimizi test edecek. Hasan el-Benna’nın dediği gibi:
"İman ve sabır, her enkazı bir medeniyete dönüştürebilir."

(Halk, bu sözlerden ilham alarak çalışmaya başlar. Eski yapılar temizlenir, toprak tarıma uygun hale getirilir ve su kaynakları araştırılır.)


Mekân: Selçuklu Hanı – Gece Toplantısı

(Gece, Selçuklu Hanı’nda kalan halk bir toplantı düzenler. Toplantıda, düzenin geleceği ve dış dünyayla ilişkiler tartışılır. Fatma, halkın arasındaki korkuları yatıştırmak için konuşma yapar.)


Dördüncü Sahne: Düzenin Savunulması

İşçi 1: (Endişeyle.)
Fatma, dış dünyadan gelen haberler bizi tedirgin ediyor. Eğer onlar düzenimize müdahale ederse, bu sistemi koruyabilir miyiz?

Fatma: (Kararlı bir şekilde.)
Bu sistem, bizim irademiz ve emeğimizle ayakta duruyor. Eğer birlik olursak, hiçbir güç bizi yıkamaz. Hasan el-Benna’nın dediği gibi:
"Birlik, her düzenin temelidir. Bölünme, yalnızca düşmanlarımıza hizmet eder."

(Halk, bu sözlerden cesaret bulur ve birliklerini güçlendirmek için çalışmaya devam eder.)


Mekân: Yeni Bölge – İlerlemenin Simgesi

(Ayla ve grubu, yeni bölgeyi yeniden inşa etmeye devam eder. İlk su kaynağı bulunmuş, toprak işlenmeye başlanmıştır. Bu ilerleme, halkın umutlarını artırır.)


Beşinci Sahne: Başarıların İlk Adımları

Ali: (Bir kuyudan akan suyu göstererek.)
Ayla, sonunda suyu bulduk. Bu, bizim için büyük bir ilerleme.

Fatma:
Ama bu sadece bir başlangıç. Asıl mesele, bu kaynakları korumak ve adil bir şekilde paylaşmak.

Ayla: (Halka dönerek konuşur.)
Bu başarı, bizim inancımızın ve sabrımızın bir sonucudur. Ama unutmamalıyız ki, her başarı, yeni bir sorumluluk getirir. Hasan el-Benna’nın dediği gibi:
"Zafer, yalnızca başlangıçtır. Asıl zafer, o zaferi koruyabilmektir."

(Halk, bu sözlerle daha fazla çalışmaya başlar. Kamera, akan suyu ve halkın çalışmalarını göstererek sahneyi sona erdirir.)


DEVAM EDECEK…

 
 

Senaryo: Öyle Bir Geçer Zaman Ki - 2070

Bölüm 36: Devrim Gününden 7 Gün Önce


Mekân: Dış Dünya – Araştırma Merkezi

(Kamera, bir anda Selçuklu Hanı’ndan uzaklaşarak, dış dünyadaki modern bir araştırma merkezine geçer. Etraf yüksek teknolojiyle donatılmıştır; büyük ekranlarda Selçuklu Hanı’ndaki halkın ve yeni yerleşim yerinin görüntüleri izlenmektedir. Araştırmacılar, halkın inşa ettiği düzeni detaylı bir şekilde analiz etmektedir.)


Birinci Sahne: Dış Dünyanın Gözlemleri

Araştırmacı 1: (Büyük bir ekrana bakarak.)
Bu halk gerçekten bir mucize yaratıyor. Kendi düzenlerini kurmayı başardılar ve şimdi yeni bölgeleri bile keşfediyorlar.

Araştırmacı 2: (Şüpheyle.)
Ama bu düzenin sürdürülebilir olup olmadığını bilmiyoruz. Ayrıca dış dünyayla bağlarını tamamen kesmek istemeleri, uzun vadede sorun yaratabilir.

Araştırmacı 3: (Sakin bir şekilde.)
Onların bağımsızlık isteklerini anlamalıyız. Hasan el-Benna’nın dediği gibi:
"Gerçek bağımsızlık, yalnızca güç değil, aynı zamanda ahlakla korunur."

(Kamera, ekranlarda Selçuklu Hanı’nın yaşamını ve halkın çalışmalarını gösterir. Araştırmacılar arasında farklı görüşler tartışılmaya başlanır.)


Mekân: Araştırma Merkezi – Strateji Toplantısı

(Araştırma merkezinin toplantı salonunda, Selçuklu Hanı’nın geleceği üzerine büyük bir tartışma yapılmaktadır. Katılımcılar, halkın bağımsızlık isteklerine nasıl yanıt verilmesi gerektiği konusunda farklı görüşlere sahiptir.)


İkinci Sahne: Müdahale ve Özgürlük Tartışması

Katılımcı 1:
Bu halkın düzeni sürdürülebilir gibi görünüyor, ama dış dünyanın desteği olmadan ayakta kalmaları mümkün değil. Onlara müdahale etmeliyiz.

Katılımcı 2: (Karşı çıkar.)
Ama bu müdahale, onların bağımsızlıklarını tamamen yok edebilir. Eğer güvenlerini kaybedersek, bu düzen tamamen çökebilir.

Katılımcı 3: (Düşünceli bir şekilde.)
Hasan el-Benna’nın dediği gibi:
"Bağımsızlık, yalnızca fiziksel bir kavram değildir. O, bir halkın ruhunu ve inancını temsil eder. Eğer o inancı yok ederseniz, halkı da yok edersiniz."

(Salonda sessizlik olur. Katılımcılar, bu sözlerin anlamını tartışırken ekranlara Selçuklu Hanı’ndaki halkın görüntüleri yansır.)


Mekân: Selçuklu Hanı Görüntüleri

(Ekranlarda, Selçuklu Hanı’ndaki halkın tarım alanlarında çalıştığı, su kaynaklarını geliştirdiği ve eğitim programlarını genişlettiği görülür. Araştırmacılar, bu başarıların bir süre sonra dış dünyayı etkileyebileceğini düşünmeye başlar.)


Üçüncü Sahne: Halkın Başarısının Etkisi

Araştırmacı 1: (Ekrana bakarak.)
Eğer bu düzen büyürse, diğer koloniler için bir model haline gelebilir. Bu, bizim kontrolümüz dışında bir güç yaratır.

Araştırmacı 2:
Ama bu güç, aynı zamanda bir umut kaynağı olabilir. Hasan el-Benna’nın dediği gibi:
"Bir düzen, yalnızca bir grup insan için değil, tüm insanlık için bir ışık olmalıdır."

Araştırmacı 3: (Karar verircesine.)
O zaman, onları gözlemlemeye devam edelim. Ama müdahale etmeden, yalnızca gerektiğinde destek sunalım.

(Araştırmacılar, halkın düzenini daha yakından izlemek için yeni bir plan hazırlar.)


Mekân: Araştırma Merkezi – Gizli Bir Tartışma

(Toplantının sona ermesinden sonra, bir grup araştırmacı gizli bir odada buluşur. Bazıları, Selçuklu Hanı’ndaki halkın bağımsızlığını bir tehdit olarak görmektedir ve buna karşı bir müdahale planlamaktadır.)


Dördüncü Sahne: Gizli Planlar

Araştırmacı 4:
Eğer bu halk daha fazla güçlenirse, bizim sistemimiz üzerinde büyük bir tehdit oluşturabilir. Müdahale etmeliyiz.

Araştırmacı 5:
Ama bu müdahale, onları tamamen bize karşı çevirebilir.

Araştırmacı 4: (Kararlı bir şekilde.)
O zaman onları içeriden bölmeliyiz. Hasan el-Benna’nın dediği gibi:
"Bir toplumu yok etmek istiyorsanız, önce onun içindeki bağları zayıflatın."

(Araştırmacılar, Selçuklu Hanı içindeki fikir ayrılıklarını artıracak bir plan üzerinde çalışmaya başlar.)


Mekân: Araştırma Merkezi – Gözleme Devam

(Kamera, araştırma merkezindeki büyük ekranlardan Selçuklu Hanı’nın görüntülerine geri döner. Ekranlarda, halkın birliği ve dayanışması görülmektedir. Bu görüntüler, hem hayranlık hem de tedirginlik yaratır.)


Beşinci Sahne: Karşıt Görüşlerin Çatışması

Araştırmacı 1:
Bu halkın düzeni, bizim modern dünyamıza bir ders olmalı. Onlar, inançla ve dayanışmayla bir şeyler inşa ediyor.

Araştırmacı 2:
Ama bu inanç, bizim sistemimiz için bir tehdit olabilir. Hasan el-Benna’nın dediği gibi:
"Bir inanç, eğer doğru bir şekilde yönlendirilirse, dünyayı değiştirebilir. Ama yanlış ellere düşerse, dünyayı yıkabilir."

(Tartışmalar devam ederken kamera dış dünyadan Selçuklu Hanı’na geçer. Ayla ve halk, yeni kaynaklar bulmak için çalışmaktadır. Ancak dış dünyanın planlarından habersizdir.)


DEVAM EDECEK…

Senaryo: Öyle Bir Geçer Zaman Ki - 2070

Bölüm 37: Devrim Gününden 6 Gün Önce


Mekân: Selçuklu Hanı – Yeni Planlar

(Kamera, dış dünyadan tekrar Selçuklu Hanı’na döner. Ayla ve halk, dış dünyadan habersiz, düzenlerini geliştirmek ve yeni kaynaklar bulmak için çalışmaya devam etmektedir. Ancak içlerinde, dış dünyayla kurulan sessiz bağların kırılabileceğine dair bir huzursuzluk vardır. Bu huzursuzluğu yatıştırmak için Ayla, halkı bir araya getirir ve geçmişten gelen Fars edebiyatının derin hikayeleriyle onları motive eder.)


Birinci Sahne: Halkı Birleştirme Çabası

Fatma: (Ayla’ya seslenir.)
Ayla, halk arasında bir endişe var. Dış dünya sessiz kaldıkça insanlar, bunun bir fırtına öncesi sessizlik olduğunu düşünüyor.

Ali: (Endişeyle.)
Halkı sakinleştirmemiz gerekiyor. Eğer bu endişe büyürse, aramızdaki bağlar zayıflayabilir.

Ayla: (Düşünceli bir şekilde konuşur.)
Bu bağları güçlendirmek için inançlarımızı ve değerlerimizi hatırlamalıyız. Hafız-ı Şirazi’nin dediği gibi:
"دل آرام گیرد به یاد یاران،
(Kalp, dostların hatırasıyla huzur bulur,)
و هر زخم با عشق التیام یابد."
(Ve her yara, sevgiyle iyileşir.)

(Halk, Ayla’nın bu sözleriyle bir araya gelir ve endişelerini paylaşmaya başlar.)


Mekân: Selçuklu Hanı – Toplantı Alanı

(Halk, Selçuklu Hanı’nın geniş avlusunda toplanır. Ayla, halkı birleştirmek ve güvenlerini yeniden kazanmak için bir konuşma yapar. Konuşmasında, Fars edebiyatının öğretilerine sık sık atıfta bulunur.)


İkinci Sahne: Güven ve Dayanışma

Ayla: (Halka seslenir.)
Bugün, bir kez daha gördük ki, bizim en büyük gücümüz, birbirimize olan güvenimizdir. Ancak bu güven, sadece sözlerle değil, eylemlerle korunur. Sadi Şirazi’nin dediği gibi:
"بنی آدم اعضای یکدیگرند،
(Ademoğulları bir bedenin uzuvlarıdır,)
که در آفرینش ز یک گوهرند."
(Bir yaratılışta aynı cevherden yaratılmışlardır.)

Fatma: (Halka dönerek.)
Bu sözler, bize dayanışmanın ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor. Eğer birimiz zarar görürse, hepimiz zarar görürüz.

Ali: (Kararlı bir şekilde.)
Ve bu dayanışmayı koruyacak olan, sadece birlikte hareket etmemizdir.

(Halk, bu sözlerle moral bulur ve daha büyük bir kararlılıkla çalışmaya devam eder.)


Mekân: Yeni Bölge – İlk Başarılar

(Ayla ve bir grup halk, yeni bir bölgeyi keşfetmiştir. Burada, tarım yapılabilecek verimli topraklar ve temiz su kaynakları bulurlar. Bu keşif, halk arasında büyük bir umut yaratır.)


Üçüncü Sahne: Doğanın Bereketi

Ali: (Toprağı incelerken.)
Bu topraklar, bize yeni bir başlangıç sunabilir. Ama bu fırsatı değerlendirmek için sabır ve özveri gerekiyor.

Fatma: (Bulunan su kaynağını işaret ederek.)
Su ve toprak, bizim için bir nimet. Ama bu nimetleri korumalı ve adil bir şekilde paylaşmalıyız.

Ayla: (Halka dönerek.)
Bu topraklar ve bu su, bizim emeğimizin bir karşılığıdır. Ama unutmayalım ki, doğanın bize sunduğu her şey bir emanettir. Hafız-ı Şirazi’nin dediği gibi:
"زمین به عاشقان وفا می‌کند،
(Toprak, sevenlere sadık kalır,)
اگر عشق با زحمت همراه باشد."
(Eğer sevgi emekle birlikteyse.)

(Halk, bu sözlerden ilham alarak yeni bölgeyi geliştirmeye başlar.)


Mekân: Selçuklu Hanı ve Yeni Bölge Arası Bağlantılar

(Kamera, Selçuklu Hanı ve yeni keşfedilen bölge arasındaki hareketliliği gösterir. İki yerleşim arasında kurulan yollar, halkın birlik ve dayanışmasının bir simgesidir.)


Dördüncü Sahne: İki Bölgenin Birleşmesi

Ali: (Yeni yapılan yolu göstererek.)
Bu yol, sadece iki yeri değil, iki fikri de birleştiriyor.

Fatma:
Evet, bu yol, bizim dayanışmamızın bir simgesi. Ama bu dayanışmayı korumak için sürekli çalışmalıyız.

Ayla: (Halka dönerek.)
Bu yollar, yalnızca taş ve topraktan ibaret değil. Bu yollar, bizim umutlarımızı ve inançlarımızı birleştiriyor. Sadi Şirazi’nin dediği gibi:
"راهی که با عشق ساخته شود،
(Aşkla yapılan bir yol,)
هرگز ویران نمی‌شود."
(Asla yıkılmaz.)

(Halk, bu sözlerle daha büyük bir motivasyonla çalışmaya başlar. Yeni yollar, düzenin büyümesinin bir sembolü haline gelir.)


Mekân: Selçuklu Hanı – Gece Ateşi

(Gece, halk bir kez daha ateşin etrafında toplanır. Bu sefer, geçmişten gelen hikayeler ve Fars edebiyatından örneklerle ruhlarını beslerler.)


Beşinci Sahne: Hikayeler ve Umutlar

Ayla: (Ateşin etrafında halka seslenir.)
Bugün, bir kez daha gördük ki, geçmişimizden aldığımız dersler geleceğimizi aydınlatıyor. Hafız-ı Şirazi’nin dediği gibi:
"در تاریکی، چراغ امید روشن کن،
(Karanlıkta, umudun ışığını yak,)
زیرا نور همیشه راهی پیدا می‌کند."
(Çünkü ışık her zaman bir yol bulur.)

Fatma:
Bu hikayeler, bize yalnızca geçmişi hatırlatmakla kalmıyor, aynı zamanda geleceğimizi inşa etmemiz için bir yol gösteriyor.

Ali:
Ve bu hikayeler, bizim dayanışmamızın ve inancımızın bir sembolü.

(Halk, ateşin etrafında toplanarak birlik ruhunu güçlendirir. Kamera, ateşin parlayan ışığını ve halkın yüzlerindeki kararlılığı göstererek sahneyi sona erdirir.)


DEVAM EDECEK…

Bu yazıya tepkini ver!

Benzer Bloglar